12 Yer Altı Tanrısı ve Kumarbi Destanı

(Yer altı tanrıları/ Yazılıkaya-Çorum)

Geçenlerde bir hafta sonunu, Çorum’da Hitit kültürünün izlerinde geçirdik. Hattuşa’yı, Yazılıkaya’yı ve Alacahöyük’ü gezdik. Aklımda Ani Harabeleri benzeri bir görkemli tarih yolculuğu vardı ama elbette uygarlık milattan önceye tarihlenince, ayakta yapılar bulmak o kadar kolay değildi. Yine de Alacahöyük’teki küçük müzede gördüklerim ile kurban edilmiş hayvan kalıntıları, güneş kursları, küçük heykelcikler ve kemiklerin yer aldığı kral mezarları; yine oradaki ve Hattuşa’daki uzaktan bakınca daha belirgin görünen yerleşim yeri izlerinin varlığı; Hattuşa’daki tünel, kapılar ve kapıları süsleyen sfenks ve heykeller etkileyiciydi. Özellikle küçük bir alanda da olsa, Yazılıkaya’daki devasa kayalara kazınmış mitolojik tanrılar dünyasında çağlar öncesini hissetmek bir başkaydı.

Oradaki “yer altı tanrıları” ilgimi çekti. Dönünce, Hitit kültürünün edebiyat ayağında, Yazılıkaya’daki izlerin karşılığını aradım.

İki akademik makale okudum. Aşağıdaki alıntılar, o makalelerden:
12 yer altı tanrısı

Bizim Yazılıkaya’yı ziyaret ettiğimiz günkü haliyle 12 yer altı tanrısı (17 Haziran)

“Yazılıkaya anıtının A odasındaki 1-12 numaralı ve B odasındaki 69-80368 numaralı ileriye doğru adım atmış şekilde tasvir edilen ve yeraltı tanrıları olarak kabul edilen tanrıların sayısı da on ikidir.”(“Hititlerde Yeraltı Dünyası”)

“ Eski Önasya kültürlerinde tanrıların yer altına inişini anlatan bazı mitoslar vardır. Sümer-Akad kültüründe bunların en ünlüsü İnanna/İştar’ın, bir diğeri ise Nergal ve Ereşkigal adı verilen mitosta, Nergal’in yer altına inişidir. İnanna ve eşi Dumuzi hakkındaki anlatılardan, Eski Önasya dünyasının az veya çok etkilendiği ve bunları bir şekilde yazıya geçirdiği görülmektedir. Hititler de Mezopotamya ve Suriye kültürlerinin etkisi altında kalmış ve onların edebi eserlerinden bazılarını kaydetmişlerdir. İnanna’nın yer altına yaptığı yolculuğu anlatan bir öykünün benzeri, çok az bir kısmı alıntılanmış olmakla birlikte Hititlerde de mevcuttur.”(Kıymet Kurtuluş, “Hitit Mitolojisinde Tanrıların Yer Altına İnişi”, CIU Folklor/Edebiyat, cilt:20, sayı:77, 2014/1 ).

Makalede, İnanna’nın yer altına iniş mitosu anlatıldıktan sonra, Hitit kültüründe yer altına iniş bilgisine yer verilmiş. Söylencenin sırasıyla Sümer ve Akad kültürleri üzerinden “Doğu Akdeniz’e ve Hurriler aracılığı ile de Anadolu’ya Hititlere aktarıl”dığı belirtilmiş.

“Sümer-Akad kültürü, sadece Suriye ve Doğu Akdeniz’de değil, Anadolu’da Hititler üzerinde de etkisini hissettirmiştir. Mezopotamya edebiyatına ilişkin eserlerin ya doğrudan ya da Hurri aracılarla Anadolu’ya aktarıldığı bilinmektedir. Bu eserlerin Akadca, Hititçe örnekleri olduğu gibi, bunlardan bazılarının Hurriceleri de mevcuttur. Mezopotamya din ve edebiyatını benimseyen Hurriler, kendi katkılarını yaparak bunu Anadolu’ya taşımışlardır. İnanna/İştar’ın yer altına inişine bir örnek Hitit çivi yazılı kaynaklarında da mevcuttur.”(Kıymet Kurtuluş, “Hitit Mitolojisinde Tanrıların Yer Altına İnişi”, CIU Folklor/Edebiyat, cilt:20, sayı:77, 2014/1 ).

Kültürün edebiyat ayağında Kumarbi Destanı başı çeker.

Hayal gücünün 12 tanrısının destanı!

“Yeraltı dünyasında yaşayan tanrılar için mitolojik metinlere baktığımızda devasa bir yapıt çıkar karşımıza. Bu Hurri kökenli “Kumarbi Destanı”dır.Kumarbi Destanı daha sonra eski Yunan mitolojisini çok etkilemiş ve Hesiodos’un Theogonia (Tanrıların Yaratılışı)’sına kaynaklık etmiştir. Kumarbi Destanında göksel krallık için yapılan mücadelelerden söz edilmektedir. Gökteki krallığın tahtında Alalu otururken, ona saki olarak hizmet eden ve muhtemelen “oğlu” olan Anu, onun krallığını ele geçirmiş ve onu yeraltına sürmüştür; ancak Anu’nun tahtı da yine ona saki olarak hizmet eden ve yine muhtemelen “oğlu” olan Kumarbi tarafından çetin bir mücadele sonucunda ele geçirilir; bu mücadele sırasında Kumarbi Anu’nun erkeklik organını ısırmış, Anu’nun tohumları Kumarbi’nin içine akmıştır; Anu hırsla ve intikamla Kumarbi’ye, bu tohumlar sayesinde içlerinde onu gasp ettiği tahttan edecek oğlun da bulunduğu üç evlada gebe kaldığını bildirir. Kumarbi babasının içine akıttığı tohumları yere tükürse de yer, ona karşı gelecek evladı ve diğer ikisini doğurmakta gecikmez; isyankar oğul Fırtına Tanrısı (Tešup)’dır. Diğerleri ise babalarıyla olan mücadelesinde kardeşlerine destek olacak olan Tašmišu ve Aranzah (Dicle Irmağı)’dır. Destan Fırtına Tanrısı ile babası Kumarbi arasındaki krallık savaşını çok ilgi çekici detaylarla anlatmaktadır.

 

Sonuç olarak ana teması, insanlığın psikolojisinde önemli yer tutan kuşak çatışması olan bu destan, Fırtına Tanrısı’nın, babası da dahil olmak üzere kendisinden önceki kuşaklara ait tanrıları yeraltına sürmesiyle bitiyor olmalıdır. Metnin günümüze tam olarak ulaşamamasından dolayı bu bilgiyi, sadece diğer metinlere –özellikle antlaşma ve ritüel metinlerine- bakarak doğrulayabiliyoruz. Yeraltına sürülen bu tanrılar aynı zamanda “önceki ya da ilk tanrılar” olarak adlandırılmaktadır.”(Fatma Sevinç, “Hititlerde Yeraltı Dünyası”, Osmangazi Üniversitesi Sosyal Bilimler DergisiCilt: 9, Sayı: 1, Eskişehir, Haziran–2008)

Derkenar: 
Tanrıların dünyasından 3 bilmem kaç bin yıl sonra oraları mesken tutmuş  bir kaplumbağa ile Yazılıkaya hatırası:) Büyük büyük büyük dedelerinden biri belki bir fantastik yaratık olarak destanda yer almıştır, kim bilir!

20170611_114516

Bir Cevap Yazın