Absurd ama Gerçek…


Bugün İDES için “Godot’yu Beklerken”le geçti. Youtube’dan İngilizce oyunu izledim, kitapla eşleştirdim. İzletilecek ve okunacak sayfaları belirledim vs.

Yorumu içinde iki alıntı:

“VLADİMİR – Tamam, buldum, şu hırsız öyküsü. Anımsıyor musun?
ESTRAGON – Hayır .
VLADİMİR – Anlatayım mı ? İster misin ?
ESTRAGON – Hayır .

VLADİMİR – Vakit geçirtir. ( Bir süre. ) İki hırsız varmış. Kurtarıcı’ yla aynı zamanda çarmıha gerilmişler. Bunlardan…
ESTRAGON – Kiminle ?
VLADİMİR – Kurtarıcı’ yla. İki hırsız. Bunlardan biri kurtulmuş, ötekiyse… ( “Kurtulmuş” kavramının karşıt anlamlısını arar.) … cehennemlik olmuş, deniyor.
ESTRAGON – Neden kurtulmuş ?
VLADİMİR – Cehennemden .

ESTRAGON – Ben gidiyorum. ( Yerinden kıpırdamaz.)
VLADİMİR – Ama… ( Bir süre.) Nasıl oluyor da… Umarım canını sıkmıyorumdur.
ESTRAGON – Dinlemiyorum .
VLADİMİR – Nasıl oluyor da dört Havariden yalnızca biri olayları böyle veriyor ? Oysa dördü de oradaydılar – yani çok uzakta değillerdi. Ve içlerinden yalnızca biri kurtulan bir hırsızdan söz ediyor. ( Bir süre. ) Bak, ama, Gogo, arada bir iki laf etsen hiç fena olmayacak.
ESTRAGON – Dinliyorum .”(Godot’yu Beklerken)

“1956 yılında, Harold Hobson, Beckett’e bir inançsız olduğu halde neden Godot’yu Beklerken de İsa ile birlikte çarmıha gerilen iki hırsızla bu denli ilgilendiğini sorduğunda Beckett şöyle yanıtlıyor: ‘Düşüncenin kendisine inanmadığım durumlarda bile bir düşünme biçimi beni ilgilendirir. Augistine’de muhteşem bir cümle vardır. […]‘Umutsuzluğa kapılma; hırsızlardan  biri kurtarıldı. Bir şey farz etme; hırsızlardan biri lanetlendi.’(…) Augistine alıntısının Beckett’in algısıyla ilgisi, bütün  olasılıkların aynı derecede olası, dolayısıyla tümünün birden geçersiz olduğu bir duruma içkindir. Giderek bütün bir absürd tiyatro akımının  temel düşüncesi, büyük harflerle yazılması gereken tümcesi olarak alımlanabilir Beckett’in Augistine alıntısı. İki hırsızın konumları da suçları da eşittir, yalnızca birinin affedilmesi, dünyanın, keyfi, ölçütsüz, mantıksız, saçma bir dünya olarak algılandığının özlü ifadesine dönüşür. (Beliz Güçbilmez, “Absürd Tiyatroda İroni”)

*** Samuel Beckett, Godot’yu Beklerken, Can Yay., 1990

Bir Cevap Yazın