Bizim Köy (Mahmut Makal)

Mahmut Makal, UNESCO’nun 1966’da, “tüm kitaplarıyla dünya kültürüne hizmet ödülü”ne değer bulduğu bir yazar… Bir grup yazarla birlikte o da okulumuzda ağırladıklarımızdandı. O zaman, yüzünde 79 yaşın ağırlığını ve yorgunluğunu taşıyan; ilgileri bambaşka uyaranlarla bambaşka dünyalara yönelmiş gençlere, kendi kuşağının sesini duyurmaya çalışan bir aydın…Efsanevî Bizim Köy’ün yazarı.

Bizim Köy

“bir köy öğretmeninin notları”

Bizim Köy’ün alt başlığı bu ifade: “Bir Köy Öğretmeninin Anıları”. Bu anıların yayınlanmaya başladığı yayın organı ise, Varlık dergisi. Derginin sahibi Yaşar Nabi Nayır, Mahmut Makal’ı sadece İvriz Köy Enstitüsü’nü bitirmiş ve bir köyde göreve başladığı dönemde dergiye şiirler gönderen gencecik bir öğretmen olarak tanımaktadır. Şairliğini zayıf bulur. Ona, içinde yaşadığı ortamı yazmasını önerir. Sonuç:

Kendisine bunu açıkça yazarak içinde bulunduğu muhiti tetkik etmesini ve bakir gerçeklerle dolu Anadolu köyünden bize müşahedelerini yazmasını tavsiye ettim. Bir müddet sonra, Varlık okuyucularının yek iyi bildikleri ve çok beğendikleri Bir Köy Öğretmeninin Notları gelmeğe başladı. Derme çatma bir tahsil görmüş, iki kasabadan başka şehir tanımayan, edinecek parası olmadığı için okuduğu kitapların sayısı beş onu geçmeyen on sekiz yaşında bir köy çocuğunun kah ininden çıkan bu notlar pek çok aydınlarımızı kıskandırarak bir olgunluk, müşahede kuvveti ve duygu asaleti taşıyordu.”

bizim-koy1

“En solda,Yedi Meşaleciler’in en VARLIK’lısı Yaşar Nabi Nayır. Tam karşıda ise Mahmut Makal. 17 yaşında bir köy öğretmeniyken, zar zor bulunan mürekkep ve kâğıtla posta etmiş İstanbul’a Bizim Köy’ü.Mürekkepler akmış, yazılar bozulmuş. Tek tek ve bizzat düzeltmiş hepsini Yaşar Nabi.”

(Bu kupür ve not, Twitter’da geçmiş yılların dergi ve gazetelerinden edebiyat başta olmak üzere ilgi çekici yazı ve fotoğraflar paylaşan @tekindeniz_ kullanıcısının sayfasından:)

orda bir köy var uzakta…

Bizim Köy, Varlık’ta yayınlanan o parça parça anı ve gözlem metinlerinden oluşur. Kitapta, her biri kendi içindeki alt başlıklarda köy ve köylünün yaşamına ilişkin gerçek hayat kesitlerini yansıtan beş ana bölüm vardır: Geçim Derdi, Köy Hayatından Sahneler, İnanışlar, Okul ve Okuma, Masal Gibi. Yazar, insanları ve gündelik hayata dair dertleri çokça benzer iki Orta Anadolu köyünü anlatır aslında. Ailesiyle yaşadığı kendi köyü ve buradan yürüme 10 saat uzaktaki öğretmenlik yaptığı köy…

Makal, o köylerin hikâyesini yazarken, bir bakıma, 1950’lerin köylerindeki yaşamı, düşünme biçimini ve dünya algısını da belgelemiştir. Duru ve sıkça gülümseten bir dili var. Anlattıkları ise, “edebiyat”ı yapılmamış gerçekler…

Karadeniz’den ötesini bilmeyen ben, köy denince yemyeşil ve sulak topraklardan ötesini düşünemediğim yıllarda, ilk kez Doğu’nun ve Akdeniz’in kıraç köylerini gördüğüm zaman çok garipsemiştim. O zamana kadar Yılanların Öcü’ndeki, Susuz Yaz’daki köy manzaraları da hiç inandırıcı gelmemişti. “Çay ağacı”nı soranlara gülümserdim; ama pamuğu dalında ilk gördüğümde yaşım kaçtı, söylemeyeceğim… O yüzden, Bizim Köy’de, genç öğretmenin anlattığı anektodu da gülümseyerek ve tabii anlayarak okudum:

“Hemen unutmadan söyleyim. Alfabede, ‘Baba bana bal al.’ cümlesini okurken, sordum: ‘Elli altı öğrenci içinde, yalnız bir tanesi bal görmüş. Gerisi bilmiyor. O çocuk da, başka bir köye gezmeye gittiğinde görmüş. ‘Öğretmenim, ata mı benziyor bal, yoksa kuzuya filan mı? ‘ diye bir soru yağmuruna tutulup tanımlayamamıştım.”

Kitaptan sana ne kaldı?” diye sorduğumda öğrencimin verdiği yanıt, bilgi yönüyle değilse de duygusal kalıcılık açısından anlamlıdır:

Bu kitaptan sonra, herhangi bir zorlukla karşılaştığımda, şikayet etmeden önce bir süre durup düşüneceğim.”

köy enstitülü bir öğretmen-yazar gözü ve rolü

Bizim Köy’de ağırlıkla anlatılan köy hayatıdır. Bu zorlu hayat, henüz 18 yaşındaki gencecik Makal’ı da hatta köylünün ifadesiyle Mamıtefendi’yi de ailesine ve işlere ortak kılmıştır.  Köy öğretmeni sıfatıyla Mahmut Makal’ın çizdiği okul atmosferi, kitapta geniş yer tutmaz. Zaten köylünün mümkünse olmayan parasından hiçbir katkı vermeye yanaşmadığı, kızların çok azının okula devam ettiği, camı ve sırası doğru dürüst olmayan yoksul bir köy okulunda elinden geleni yapmaya çabalayan bir gençtir. Tadilat, tamirat da ondadır.

Bizim Köy

Yıllar önce, Bizim Köy yazarı Mahmut Makal’ı okulumuzda ağırladığımızda…

Kitabın “Masal Gibi” adını taşıyan son bölümünde, masalın diliyle, yaşadıklarını ve eğitim için üstesinden gelmeye çalıştıklarını anlattığı bölüm:

Bir köy öğretmeni varmış. (…) Bulgurundan unundan gayri varmış bir de yatağı ya; ne biberi varmış, ne yağı; bu sebepten bir yanı aç, bir yanı tok, yese de bir yemese de birmiş. İçi üşür, dışı üşürmüş. Gece ağlar, gündüz yüreğini dağlarmış. En çok ‘Anam, anam, garibim’ türküsünü sever, geceleri yatağının içinde titrerken fısıltı halinde söylermiş. Bir kitap buna dermiş ki: ‘Sen bu köyü kalkındıracak tek adamsın, burada onun için bekliyorsun.’ O dermiş ki kitaba ‘Ben kendimi kalkındıramadım, halsizim, mecalsizim. Bu âciz vücut bir köyü nasıl kalkındırsın ? Sen beni kalkındır, ben de onu. Var, benim de bir gayem, bir düşüncem. Ama kitap arkadaş, kâtip arkadaş, ne gelir benim elimden, zari zari ağlamaktan gayri..’ Böyle dermiş ama ümidini kesmezmiş büsbütün. Okuyup yazmaya, öğrenip öğretmeye gene de savaşır dururmuş. Zaten her teselliyi okumakta bulurmuş.

 

Yağsız bulgurdan usanır, usanır, yine döner dolaşır ona kul olurmuş. Benzi solmuş, gözü yorulmuş, özü çürümüş. 18 yaşındaymış ama otuzdan yukarı görünürmüş.

 

Ceketi eski, paltosu yırtık. Kuru bir kemikle, çıkmadık bir canı kalmış artık. Bacakları olmuş birer kamış: saç sakal dersen uzamış da uzamış. Her şeyinin canına tak dediği bir gün derken kapı da vurulmuş «tak !» demiş. Gelmiş bir müfettiş. Müfettişe gelir bunlar şaka maka, o usanmış çeke çeke.

 

Gelmiş efendim müfettiş, aramış iş. Arar elbette, ama usul var, erkân var… Akıl var iz’an var.. Hal hatır sorup, nasılsın nicesin demeden, «Hani demiş kooperatif kolu, disiplin kolu bilmem ne kolu ?» çocuklarını sorduğu adamın bakmamış hadım olduğuna… Kupkuru dört duvarda olur mu bunlar ? Sankim olsa ne işe yarar ?… Ne ardına bakmış, ne önüne… Gitmiş kendi bildiğine. Dayanmış rapora. Ne buyursa ? ‘Havale kursa !…’” 

***Mahmut Makal, Bizim Köy, Varlık Yay. 1967

Bir Cevap Yazın