Bülbülü Öldürmek (Harper Lee)

“Bülbüller bizi mutlu edecek şarkılar söylemekten başka bir şey yapmaz. İnsanların bahçelerinde yetiştirdiği şeyleri yemez, mısır ambarlarına yuva yapmaz; tek yaptıkları, tüm kalpleriyle bize şarkı söylemektir. O yüzden bülbülü öldürmek günah sayılır.”

Harper Lee’nin Bülbülü  Öldürmek(1960) romanının film versiyonunu ta üniversite öğrenciliğim döneminde izlemiştim. Konusunu unutalı yıllar olmuş ama Atticus adını hiç unutmadım. Kitabı okumaya başlayınca, filmin sahneleri de birer ikişer gelip kitap sayfalarıyla eşleşti.

Bülbülü Öldürmek (Harper Lee)

Filmi, 1962’de Oscar Ödülü almış; kitap, 1961 Pulitzer Ödülü’ne değer görülmüş. Kütüphaneciler tarafından da “yüzyılın en iyi romanı” seçilmiş. Kitap kapağından aynen aktardığım bilgiler bunlar.

Einstein’ın ünlü, “Ön yargıları yok etmek atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.” sözünü doğrulayan bir konusu var romanın… Siyahî bir genç adam, beyaz bir genç kıza tecavüz ettiği iddiasıyla tutuklanır, yargılanır ve suçlu bulunur. Suçlu bulunmak yeterli görülmez; öldürülür…

1930’larda Amerika’da Maycomb adlı bir kasabada yaşanan olaylar, 7-8 yaşlarındaki küçük, afacan, akıllı, meraklı bir kız çocuğunun, çevresindekilerin Scout diye seslendiği Jean Louise’in diliyle/bakış açısıyla anlatılmıştır. Babası Atticus, siyahî Tom Robinson’ın savunmasını üstlenmiştir. Orta yaşlı bir adamdır; ilkeleri vardır ve çocuklarına önemli hayat deneyimlerini yer yer davranışlarıyla, yer yer sözleriyle aktaran, sakin bir adamdır. Romanda, Scout, çocuk saflığının, bozulmamış insanî dokunun; Atticus, görmüş geçirmiş, bir tür bilge insanların duruluğunu yansıtır.

Bir de her şeyi bilenler(!) vardır; her şeyi yargılama hakkını kendinde görenler… Öğretmen Gates’in tavrını anlamaya çalışan küçük kızın dikkatini çeken bir yaman çelişki gibi: Bayan Gates, Hitler’in Yahudi kimliğine karşı uyguladığı işlemleri “zulüm” olarak görür ve öğrencilerine, bu zulmün kabullenilmezliğini anlatır. Amerikan toplumunun özgürlükçü yapısına dikkat çekerek bir karşılaştırmada bulunur:

“Bizim yönetim şeklimiz demokrasi, onlarınki diktatörlük. Dik-ta-tör-lük. Biz burada kimseye zulmetmeyiz. Zulüm, ön yargılı insanlar tarafından yapılır. Ön-yar-gı.”

Küçük kız, böyle konuşan bir kişinin, siyahî insanlar için nasıl olup da bir de şöyle konuşabildiğine elbette akıl erdiremeyecektir:

“Onlara bir ders vermenin zamanı geldi, dediğini duydu, hadlerini aşıyorlar; bundan sonra da bizlerle evlenmeye kalkacaklar. Jem, insan nasıl hem Hitler’den o kadar nefret edip hem de kendi ülkesindeki insanlar hakkında böyle konuşabilir?”

İnsanlar arasındaki keskin ayrımlar ve ayrımcılık, bu kitabın temel problemi gibi görünüyor. Beyaz ve elit insanlar kimseleri beğenmiyor. “Zenci”ler her anlamda potansiyel kötüler… Melezler, saf değil… Beyaz ama yoksullar da yoksullar işte!!!!

Ön yargının çocukça bir yansıması da var romanda. Küçük kız, ondan birkaç yaş büyük ağabeyi Jem ve arkadaşları Dill, evinden hiç çıkmayan Arthur Radley’i hem çok merak eder, hem de kasabada olabilecek tüm kötücül şeylerin potansiyel sorumlusu gibi görürler. Hiç görmedikleri bu “korkunç”(!) adam, romanın sonunda Jem’i bir saldırıdan kurtaracaktır.

Bülbülü Öldürmek, yumuşacık, insana dokunan bir roman… Okumaya değer… Pınar Öcal’ın çevirisinde zaman zaman, 7-8 yaşlarındaki bir çocuğun dil ve mantık kurgusu için ağır bulduğum ifadeler var; ama, orjinalinden midir bilemeyeceğim… Bunun dışında, çok rahat okunan/akan bir kitap…

Not: Bu romanın satır aralarında iki önemli ayrıntı daha var. Çocukların gözünde her daim “kahraman” olan babalar ve Dewey eğitim sisteminin eleştirisi…

EK (temmuz 2015)

“Amerikan edebiyatının klasikleri arasında sayılan “Bülbülü Öldürmek” romanının yazarı Harper Lee, 55 yıl aradan sonra ikinci romanı “Git Bir Bekçi Dik/Go Set a Watchman” ile 14 Temmuz’da ABD’de okuyucuyla buluşacak.

Harper Lee’nin 55 yıl sonraki yeni kitabında Atticus Finch eşitliği savunan birinin aksine ırkçı biri olarak okuyucuların karşısına çıkacak.

1960 yılında piyasaya çıkan ‘Bülbülü Öldürmek’ isimli kitap 40 milyondan fazla satış rakamaına ulaşmıştı. Kitabın kahramanı iyilik timsali, her zaman doğrunun yanında olan Atticus Finch ikinci kitapta ise aslında o kadar da mükemmel birisi olmadığı ve ırkçı bir yanının da olduğu ortaya çıkıyor.

Bülbülü Öldürmek eserinde eşitliği savunan avukat Atticus Finch siyahi bir adamın haksız yere tecavüzcü olarak hapse atılması, bunun üzerine de Atticus Finch’in bu adamın avukatlığını yapması anlatılıyordu.

Bu kitap “Bülbülü Öldürmek” kitabının 20 yıl sonrasını anlatan kitapta olaylar yine Alabama’da geçiyor. Kitabın ana karakteri Jean Scout 20 yıl sonra babası Atticus Finch’in yanına dönüyor.” (“Harper Lee’nin Yeni Romanı Tartışma Yarattı“)

EK (Şubat 2016)

harper-lee

*** Harper Lee, Bülbülü Öldürmek, Altın Kitaplar, 2009 (çeviren: Pınar Öcal)

Bir Cevap Yazın