Callisto (Torsten Krol)

Callisto, 11 Eylül’den sonraki Amerikan algısı üzerinden, algılar ve algı yönetimini bir de mizahın gücüyle işleyen, ilginç bir ironik roman… İmge Tan’ın çevirisiyle Türkçe ilk baskı, Nisan 2009’da yapılmış.

Doğru ya da yanlış, kendi içinde tutarlı bir düzenek oluşturduğunuzda, her şeyi ama her şeyi düzeneğin içinde yeniden yorumlamak hiç de zor olmaz. Düzeneğin hammaddesinin ne olduğu önemli değildir; renkler, sayılar, resimler, burçlar vs. (Bir programda adamın biri –hatunun biri de olabilir- bilmiş bilmiş “insanın pin kodu” üstüne konuşmuştu. Garipti. İnsanın pin kodlarını bildiniz mi tamamdır; her bir şey çözülmüş demektir.)

Callisto’da algı daha kahramandan başlayarak insanı şaşırtıyor. 21-22 yaşındaki Odell Deefus, 1.90’lık heybetli bir adam ama bir çocuk kitabı olarak bilinen Yavru Geyik’i 16. kez okumaktan bıkmayacak kadar saf bir yanı var. Adı ilk anda bir zenciyi çağrıştırıyor ama beyaz bir Amerikalı… (Bildiğim Yavru Geyik’se filmini izlemiştim; konusu aynı çünkü.)

11 eylül algısı…

Callisto

Irak’a giderek “katil ve terörist”(!) müslümanları öldürmek üzere orduya yazılmayı planlayan Odell, yolda arabası bozulunca Callisto kasabasında bir bardak su içmek için girdiği bir evde, evin sahibi Dean’le karşılaşır. Dean ona yardımcı olur; gece bu evde konuk olarak geçer… Derken… Evin arka bahçesine asla gitmemesi söylendiği için işkillenen, orada gördüğü yeni kazılmış bir çukuru yanlış yorumlayarak Dean’in davranışlarını kendisine yönelik bir öldürme planı olarak algılayan Odell, savunma psikolojisi içinde yanlışlıkla adamı öldürür. Sonra evdeki dondurucuda, yaşlı teyze Bree’nin cesediyle karşılaşır. Kapıya kendisini din görevlisi olarak tanıtan bir adam gelir. Başka biri bir paket getirir. Dean’in gardiyan kızkardeşi çıkagelir vs. vs. Odell, yarı yalan yarı gerçek bir kurmacanın içinde kendini bulur. Televizyon, polis teşkilatı, sıradan insanlar, Odell’in yalana bata çıka uydurdukları ve daha birçok ayrıntı ile birlikte, zincirleme bir algı yaratma sürecinin sonucunda, ölü Dean Leonard Lowry, sıradanlıktan çıkar; adı etrafında azılı bir kaçak, “katil ve eşcinsel bir müslüman terörist” öyküsü yazılır.

Amerikalılara özgü bir düşünme biçimi gerçekten var mıdır, bilemiyorum. Varsa, bu kitap, onlarla tatlı tatlı dalga geçiyor diyebilirim. Odell’in hemen her konudaki tutarsız düşünme biçimi ile yorum ve çıkarımlarını gülümseyerek okuyorsunuz. Mesela, önce şu satırlar:

“Evet, bu konuda düşündüm,” dedim. Gerçeği söylemek yerine, daha çok onu memnun etmek için böyle demiştim. Çünkü ne olursa olsun bir grup insanın başka bir grup insandan daha iyi olabileceğine inanmıyorum. Dürüst olarak fikrimi söyleyecek olursam, insanlar her yerde aynıdır diye düşünüyorum. Hangi dili konuşuyor olurlarsa olsunlar, aralarında her zaman var olmuş aynı iyi ve kötü, akıllı ve budala ve buna benzer zıt gruplar bulunur.

ve sonra “Herkes akıllıdır, Amerikalılar biraz daha akıllı ve insancıldır.” mealine gelen şu satırlar:

“Birilerinin bunu yapması gerekiyor.”
“Bu Irak’ın meselesi, bizim değil. Dışarıdan müdahaleye ihtiyaçları yok. Onların işlerine burnumuzu sokmamalıyız.”
Aynı sözleri daha önce de defalarca duymuştum. Birçok insan böyle düşünüyordu ve nedenini anlayabiliyordum. Ama yaşamınızda ne yöne gideceğiniz konusunda bir karar vermeniz gerektiği zaman, bu tür iddialar, ulusa hizmet etmek ve Amerika dışındaki insanlar için de hayatı daha iyi kılmak karşısında yeterince güçlü olamıyordu.
“Bunu yapmak için çıldırmış olman gerekir,” dedi.
“Düzenli bir maaş ve kariyer istiyorum. Sundukları teklif bu.”

Son zamanlarda sürekli gülümseyerek okuduğum tek kitap. Sayesinde bir çevirmenin dünyasıyla da (İmge Tan) tanışmış oldum:)

*** Torsten Krol, Callisto, Everest Yay., 2009 (çeviren: İmge Tan)

3 Yorum: “Callisto (Torsten Krol)

  • Selam,

    Callisto’nun seni keyiflendirmesine çok sevindim. (Bir çevirmen olarak çevirisini yaptığım romanı fazla mı sahipleniyorum ne!! :) ) Ama tanıştığımıza kesinlikle daha da çok sevindim.

    Bu arada: Yavru Geyik romanı da büyük olasılıkla bildiğin Yavru Geyik’tir. Orijinal adı “The Yearling” olan ve 1939’da Pulitzer ödülü alan roman.. 1946’da da filmi çekilmiş ve baş rolü Gregory Peck oynamış..

    Sevgiler..

  • Ben de sevdim Callisto’yu. Odell’i kitap boyunca genelde sevimli /komik bulsam da aslında insanlıktan uzak biri. Kadıncağız içinde yatarken buzluktan hazır gıda tüketmesi falan:)

  • elifin günlüğü

    14/09/2009 at 17:07 Cevapla

    Hatta, adam öldürüp ertesi gün öldürdüğü adamın kız kardeşine karşı içinde yeşeren dürtüler :) Ben önce, Yavru Geyik kitabına o kadar geniş yer verilip de kapakta tavuk görünce şaşırmıştım. Sonra anladım ki sadece Odell’in Yavru Geyik takıntısı üzerinden bile bu nevi şahsına münhasır Amerikalıyı ve onun düşünme biçimini kavramak yeterli :)

    İmge Hanım, ben de çok sevindim. Teşekkürler. Çeviri dili ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir şey yazmadım; çünkü metnin orjinalini bilmediğim için yersiz bir övgü ya da yergi olurdu… Sayfalar akıp gittiğine göre sorun yok demektir:)

Bir Cevap Yazın