Okuma Alışkanlığı Kazanma yahut Okumayı Öğrenme

Bloom taksonomisinin duyuşsal öğrenme basamakları, kişiye bir değeri veya bir davranışı kalıcı olarak edindirme sürecini içeren zorlu bir süreci kapsar. Okuma alışkanlığı kazanma veya kazandırma açısından taksonominin bu ayağının nasıl hayata geçirilebileceğine ne kadar kafa yorulmuştur, hep merak ederim. Bir vesileyle yaptığım tarama dolayısıyla, soru başka bir açıdan aklıma...

“Sims”te “Okuma” Dünyası

Haftalık görevde beş Sim “fine literature”den nasiplenmeliydi ama üçüncü vatandaşa görev tanımı yapamıyordum. Çünkü, o bir ergen gençti ve iyi edebiyata adım atmadan önce geçmesi gereken bir fantastik eserler dünyası vardı! Gayet pedagojik yaklaşım… Bakılabilir: “Okuma Zevki Nasıl Gelişir? (Çetin Altan)  Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı ile ilgili blog notumda...

Millî Edebiyat/ Eğitim/ Astronot…

Yıllarca, “Millî Edebiyat” ünitesine ne zaman geçsem, birçok meslektaşım gibi ben de bir açıklama yapma gereği duymuşumdur. Üstelik bu açıklama, muhafazâkâr bir itirazı dillendirir ve bir doğruyu dile getirir. Nedir? II.Meşrutiyet sonrası tanıştığımız “millî edebiyat” kavramı, bir terim olarak, edebiyatın odağına “millî”liği oturtan ve bunu Türk dili ve kimliğiyle...

Psikanalizin Baktığı Yerden “Okumak ve Anlamak”-3

Üçleme olur demiştim, öyle olmak üzere… Diğer iki yazı, şurada ve şurada… “Onu Yazmak Neredeyse Mükemmeldi”, kitabın son başlığı ve ilginç bir konu ele alınmış: Katil yazarlar! Var mı bu tanıma uyan diye araştırmış Schneider ve bulamamış! Allah’tan!… “Yine de kağıt üzerinden intikam alma ve çocukluğu unutma hikayesi bir katil...

Psikanalizin Baktığı Yerden “Okumak ve Anlamak”-1

Müzikolog ve psikanalist Michel Schneider’ın Okumak ve Anlamak kitabına başladım ama tamamını bitirip buraya not düşmek için yoğun ve zor bir kitap… Yahut, bir başka psikanalist (ve şair) Jacques Lacan’dan girip Vladimir Nabokov’un öykü ve romanlarından çıkan, dil ve otorite kavramlarının odağında gezinen “Bana Rüya Gördüğümü Söyleyin” başlıklı bölüm,...

İnternette “Haber”e Giriş!!!!

Epeydir, internette herhangi bir haberin sunulma biçimi, bana çok itici ve dalga geçer gibi gelmekte… “Algı yaratmak”tan söz etmiyorum, herhangi bir habere sözü getirmek için kendini tekrarlayan soru veya cümlelerden ve tıklanması için aslında içi boş ama manşette merak uyandıran ifade kullanımlarından söz ediyorum. Okur aklıyla alay etmek gibi...

“Çavdar Tarlasında Çocuklar” ve Kitaplar

“Çavdar Tarlasında Çocuklar (J.D.Salinger)”in devam yazısı… Holden’in dünyasında ne kadar nefret ettiğini söylese de filmlerin önemli bir yeri var ve bahsi geçtiğinde sahiplendiği bir okuma dünyasına sahip. Hayatının kesitleri ile bazı kitapları bir şekilde ilişkilendirmeyi seviyor: Romanın başında, anlatmaya başlayan Holden, Dickens’a ait “David Copperfield zırvalıkları”nın benzerini yapmayacak, okura...

23 Nisan Dünya Kitap ve Telif Hakkı Günü

23 Nisan… Hem “çocuklar”ın hem “kitaplar”ın günü… Demek ki yılın en güzel, en anlamlı günlerinden… UNESCO’nun 1995 yılında Paris’ te düzenlenen bir toplantıda aldığı kararla kabul edilen Dünya Kitap ve Telif Hakkı Günü, ilk kez 23 Nisan 1995’te kutlanmış. 23 Nisan’ın seçilmesinin simgesel bir anlamı vardır: Uluslararası düzeyde tanınmış birçok yazarın...

Ne Bulursa Okuyanlar!

Yemek yeme alışkanlığını metafor olarak kullanıp bunun üzerinden okur tiplerini gruplayan eğlenceli bir liste okudum. Aslında kısa bir çalışma metniydi ve okuyana da hangi okur tipi olduğunu sormaktaydı. “Yemek”li listedeki tanımlardan biri “ne bulursa okuyan”a karşılık geliyordu (“omnivorous reader”). Sıralamada, diyet benzeri, zorunlu okumalarla sınırlandırılmış olanlar da vardı (“diet...

Okumak İyidir (“Kitap Bir Keşiftir”)

Ben, “okumak iyidir” mealine gelecek öğüt/ öneri/ rol-modellik konusunda, edebiyat dışından insanların, bir edebiyat öğretmeninden daha ikna edici olduklarına inanırım. Edebiyat öğretmeni, ne de olsa alanın “kaynana”sı gibidir; iyi bir şey de dese itici olabilir. Hem edebiyat öğretmeninin çok okuyor olması da pek bir anlam ifade etmez. Köpeğin bir...