“Çavdar Tarlasında Çocuklar” ve Kitaplar

“Çavdar Tarlasında Çocuklar (J.D.Salinger)”in devam yazısı…

Holden’in dünyasında ne kadar nefret ettiğini söylese de filmlerin önemli bir yeri var ve bahsi geçtiğinde sahiplendiği bir okuma dünyasına sahip. Hayatının kesitleri ile bazı kitapları bir şekilde ilişkilendirmeyi seviyor:

  • Romanın başında, anlatmaya başlayan Holden, Dickens’a ait “David Copperfield zırvalıkları”nın benzerini yapmayacak, okura hayat hikayesi hakkında bilgi vermeyi reddedecektir. Nitekim, okur Holden’in noel arefesindeki üç gününe eklenen ayrıntılar kadar bilgilenir.
  • Romanın sonunda, henüz eve dönme kararını verdiren olay yaşanmamışken, sözü bir şekilde getirdiği Yuvaya Dönüş (Thomas Hardy).
  • Bunlar dışında; bir filmde dikkatini çeken ayrıntı olarak Oliver Twist (C.Dickens), geçmişe dair birer anı olarak hatırladığı Hamlet ile Romeo ve Juliet oyunları, kendisi de bir yazar olan ağabeyi D.B.’nin önerdiği Silahlara Veda (Ernest Hemingway), çok sevdiğini söylediği Muhteşem Gatsby ( Scott Fitzgerald) vd.
  • Başından hemen hiç çıkarmadığı, dış dünyaya karşı kalkanı gibi duran kırmızı avcı şapkasıyla okumaya koyulduğu Afrika’nın Dışında.
  • Sadece güzelliğine hayran olduğu, önceden bilgili bulduğu için akıllı olduğunu düşündüğü Sally Hayes üzerinden, kitap, bilgi ve akıl ilişkisine farklı bir bakış:

”Eskiden onu pek akıllı sanırdım, o aptallığımla tabii. Öyle sanmamın nedeni; tiyatro, edebiyat ve bütün bu zırvalıklar üzerine çok şey bilmesiydi. Birisi bu konularda pek çok şey biliyorsa, onun aptal olup olmadığını anlayabilmeniz epey zaman alıyor.”

Kitaptan, onun bu bakış açısını destekleyen ironik bir cümlenin de yer aldığı bir bölüm:

“Yanlışlıkla kütüphaneden aldığım şu kitabı okuyordum. Bana yanlış kitap vermişlerdi, ben de odama gelinceye kadar fark etmemiştim. Bana, Isak Dinesen’in Afrika’nın Dışında adlı kitabını vermişlerdi. Önce, ortalığı kokutacak filan sandım, ama hiç de öyle çıkmadı. Çok iyi bir kitaptı. Oldukça cahilimdir, ama epey okurum. En sevdiğim yazar ağabeyim D.B’dir, ondan sonra en çok Ring Lardner’ı severim. Ağabeyim, ben Pencey’de okula başlamadan önce, doğum günümde bana Ring Lardner’ın bir kitabını armağan etmişti. Kitapta şu çok gülünç, çılgın oyunlardan vardı, bir de sürekli olarak aşırı hız yapan o şirin kıza âşık olan bir trafik polisinin öyküsü. Yalnız, evliydi polis. Bu yüzden kızla evlenemiyordu. Sonunda, kız sürekli hız yaptığından ölüyordu. Buna bitmiştim. Bir kitapta en hoşuma giden şey, en azından, arada bir gülünç şeyler olmasıdır. Bir sürü klasik okudum, Yuvaya Dönüş filan gibisinden, severim o kitapları. Savaş üzerine şeyler, polisiye romanlar filan, ama bunlar beni pek açmıyor. Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir. Ama öylesi pek bulunmuyor. Isak Dinesen’a telefon etmekten çekinmezdim. Ring Lardner’a da, ama D. B. bana onun ölmüş olduğunu söyledi. Somerset Maugham’ın Hayat Hüzünleri kitabını ele alalım. Onu geçen yaz okudum. Oldukça iyi bir kitap, ama Somerset Maugham’a telefon etmek filan istemem. Telefon etmek isteyebileceğim biri değil o, hepsi bu yani. Bizim Thomas Hardy’ye telefon etmeyi yeğ tutarım. Onun o Eustacia Vye’mı çok severim.”

Çavdar Tarlasında Çocuklar’da konuşan bir “ergen”. Salvoları, kendince aforizmaları var ve gördüm ki özellikle “liste”leyen sitelerin gözdesi onun sözleri… Demek ki Holden’i anlatan kitap da hayatla kurulan güçlü bağlardan…

(Romanı okurken kişiler üzerinden bir ders etkinliği de planlamıştım. Onu da ekleyeceğim. Şimdilik budur!)

Bir Cevap Yazın