Çocukça

Çocuk Edebiyatı dersini verirken ilgimi çeken kitaplardan biri, Süreyya Berfe’nin yazdığı Çocukça’ydı.  Baskısı yok sanıyordum, varmış… Bir sunum dolayısıyla, Berfe’nin “Bayraklar” şiiri ile Arif Nihat Asya’’nın “Bayrak” şiirini, kavramların ele alınışı açısından örneklemiştim.

Edward de Bono’nun geliştirdiği Altı Şapkalı Düşünme biçimini, çocukta demokratik tutum geliştirmenin bir yolu olarak işlediğim bir çalışmaydı bu… Bono’nun önerdiği düşünme tekniği, bir sorunu/durumu birbirinden farklı altı ayrı bakış açısıyla ele almayı öngörüyordu:

Tüm renklerin bileşimini oluşturan “beyaz”, yansız, dolayısıyla nesnel olarak sorunu tanımlayandır; kalbin, tutkunun rengi “kırmızı”, sorunu kişiselleştiren, tepkisel yaklaşımla ele alan bakıştır; “siyah”, sorunun içerdiği risklere dikkat çeken, bir tür şeytanın avukatlığına soyunan, mantıklı bir uyarıcıdır; iyimserliğin rengi “sarı” ise, siyahın tam karşısında, sorunun fırsata dönüştürülebilecek potansiyelini yakalamaya çalışandır; doğanın, yeniden dirilişin rengi “yeşil”, kimselerin aklına gelmeyecek farklı çözümlerin ardına düşendir; ve nihayet, göğün rengi “mavi”, mesafeli duruşuyla, tüm düşüncelerin merkezinde, hepsini dikkate alan ve ortak akla doğru hepsini yönlendiren/yöneten/toparlayandır.  Bu bakış açılarının birlikteliği, çok boyutlu ve sistematik bir düşünme biçimi demektir.

Benim sunumumda, metinlerin dili, bu bakış açılarının ışığında değerlendirilmiş ve dil-düşünce ilişkisi bağlamında değerlendirilmişti.

Berfe, “Bayraklar”da bir çocuğun gözünden, insanlığın kardeşliği ile bayraklara yüklenen anlamdaki bir çelişkiye işaret ediyordu ve yine çocuğun diliyle sadece soru soruyor gibiydi. Buna karşılık, Arif Nihat Asya, “Bayrak” şiirinde, benimsediği tüm değerlerin simgesi olarak, bayrağı sahipleniyor ve “Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım.” diyordu. Ki bu, siyaha ait bir uyarı gibi görünse de aslında, kırmızının en koyusundan, kişisel bir tepkiydi. Şapkaların dilinde ve powerpoint sunumda sadece kavramlar düzeyinde çıkan tablolar şunlardı:

Bu, Bulgar bayrağı
Bu, Yunan bayrağı
Bu, Kıbrıs bayrağı
Bu, Amerikan bayrağı
Bu bayrak, Sovyetler Birliği’nin
Bu bayrak, Brezilya’nın
Bu bayrak, Cezayir’in
Bu bayrak, Batı Almanya’nın
Gördün mü? Hepsini bildim.
Bildim ama
Neden ayrı ayrı bayrağı var her milletin?
Hani kardeştik hepimiz? (Süreyya Berfe)

Beyaz: Sıralama, durum saptama, taraf olmama
Kırmızı: – (Öznellik içermiyor)
Siyah: Ayrışma uyarısı (son dizeler)
Sarı: – (Bayrakta öne çıkarılan değer yok.)
Yeşil: – (Genelin düşüncesine göre daha farklı bir noktada ama fark yaratacak bir düşünce yok.)
Mavi: Sorgulama, tartışmaya açma (son iki dize)

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği,
şehidimin son örtüsü,
Işık ışık, dalga dalga bayrağım!
Senin destanını okudum,
senin destanını yazacağım.
Sana benim gözümle bakmayanın
Mezarını kazacağım.
Seni selâmlamadan uçan kuşun
Yuvasını bozacağım.

Beyaz: – (nesnel değil)
Kırmızı: Bayrağı tutkuyla sahiplenme (özellikle son dört dize)
Siyah: –
Sarı: Bayrakla temsil edilen değerler (ilk üç dize)
Yeşil: – (Genelin düşüncesine uygun)
Mavi: – (Sorgulama, tartışmaya açma)

Bunların uzun anlatımları var elbette… Benimkisi sadece, Kağıttan Gemiler’de annesinin Ömür’e aldığı kitaplar arasında Çocukça’yı görünce hatırladığımdır.

2 Yorum: “Çocukça

  • Öncelikle yeni sayfa düzeni çok hoş olmuş. Kütüphane havası aldım sanki.
    Geçen gün Ömür ile birlikte okuduk Çocukça’yı. Çok zevkliydi. Bir ben okudum bir o. Çizimleri de çok güzeldi.
    Doğru mu yapıyorum bilmem ama amacım Ömür’e her türlü seçeneği sunmak, buna bağlı olarak kendi beğenisini oluşturmasını sağlamak. Bu yolda bana yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim.
    Ömür ve annesinden kucak dolusu sevgiler. İyi tatiller.

    • elifin günlüğü

      26/01/2010 at 18:30 Cevapla

      Ben teşekkür ederim, tekrar hatırlamamı sağladığınız için:) Yazıda verdiğim örnekler, daha önce bir sempozyumda kullanmıştım. Uzun uzun anlatımlı bir şeydi… Temayı beğenmenize sevindim. Epeydir aklımdaydı; tatilin gelmesini bekledim. Bu arada size de Bülbülü Öldürmek kitabını önereyim; keyifle okuyacağınıza eminim. Birkaç yıl sonra Ömür de okuyabilir. Ona da iyi tatiller:)

Bir Cevap Yazın