Çocuklarımıza Şiirler (Ali Ulvi Elöve) Üzerinden Dil ve Düşünce

Ali Ulvi Elöve’nin Çocuklarımıza Şiirler kitabı, düşünme biçiminin ve değişen değerlerin dildeki izini sürmek için iyi bir örnektir. Şairin 1912’de yazdığı, Çocuklarımıza Neşideler, 1959’da Çocuklarımıza Şiirler başlığıyla yeniden basılmıştı. Bu kitaplardan bir çalışma*** için seçtiğim örnekleri sonradan “dil-kültür ilişkisi” ve “zihniyet” başlıklarını açarken derslerimde sıklıkla kullandım.

dil ve düşünce bağını yansıtan ilgi çekici örnekler

Yazımdan bir bölümü tarayarak örneklerin bir bölümünü buraya da aktarmış olayım (Örnek dizeler Çocuklarımıza Neşideler’den… Köşeli parantez içindekiler ise, Çocuklarımıza Şiirler’e değişerek girmiş sözcükleri belirtiyor. Bir blog metni için fazlasıyla ağır olacağını düşündüğüm için akademik dipnotları ve örnek fazlasını eledim.):

Dil ve düşünce arasındaki bağın dönemlere bağlı yansımasına ilgi çekici bir örnek: Askerliğin yüceltildiği “Sancağa Veda..”da, bir askerin kışlada geçen güzel günleri dile getirilmiştir. Asker “vatanın ruhudur ve “millet” onunla “yaşar”. Bu şiirde ve bayrağın bahsinin geçtiği her dizede özenle gözetilen bir ayrıntı dikkat çekicidir. Çocuklarımıza Neşîdeler’de “kızıl bayrak” veya “sancak” ifadesi sıkça ve rahatça kullanılmışken, 1959 baskısında, siyasî çağrışımları dolayısıyla “kızıl”ın kaldırıldığı, aşağıdaki örnekler türünden hece vezninin izin verdiği başka nitelemelerin kullanıldığı görülür:

“Dursun şu kızıl [o şirin] sancak” (“Sancağa Veda”)
“Ey şanlı, kızıl [canlı, yiğit] bayrak!” (“Sancağa Veda”)
“Bizim kızıl [kanlı] bayraklara düşman dikmiş haçını” (“Cenge Giderken”)

Bayrağın değerinin kişide “durma”sı ile “yaşa”ması arasındaki nüans iki baskıda dikkate alınmıştır:

“Her gün [her an] o durur [yaşar] bende” (“Sancağa Veda”)

Dönemle doğrudan bağlantılı bir şiir “Mektep” / “Okul” bölümünde yer almıştır. Aynı başlığı taşıyan şiirde, küçük bir kızın, ninesini okumayı öğrensin diye okula götürmeye uğraşması işlenmiştir. Şiir, bu iknayı ortaya koyan diyaloga dayanır. Nine yaşını ve yaşıyla bağlantılı olarak fizikî engellerini, güçsüzlüğünü, görme zayıflığını ileri sürerek okumayı öğrenmenin ne işe yarayacağını sorar. Çocuksa her şeye rağmen okumanın başarılabileceğine inanmıştır:

Tembel tembel oturursun güpe gündüz.. Ya nasıl
Okumadan öğrenilir? Okumak, işte akıl!..” (“Mektep”)

Şiirde, kitap okumayı çekici kılacak unsurlardan yararlanılmıştır. Kitabın akla gelebilecek her şeyi içine alan renkli bir dünyayı yansıttığını belirtmek için, Çocuklarımıza Neşîdeler’de “dünya onun içinde” ifadesi yeterli olmuşken, Çocuklarımıza Şiirler’de “her şey” biraz açılmıştır: “Şimendifer, otomobil, zilli bebek ve çember

Dil ve düşünce bağına bir başka örnek:  Çocuk, ninesine 1912 baskısında Arap harflerini, 1959 baskısında Latin harflerini öğretir.

“Bak, ibtidâ harfler vardır; o harfleri bellersin [belle ha].
Elif, be, pe sonra cim, çim, sonra dat te lam re sin [a be ce çe sonra da e, sonra ge, he, t, i, ka]” (“Mektep”)

“Mektep” ile “okul” sözcükleri de, belki sadece sözcük yenileştirmesi düzeyinde düşünülerek, ama sonuçta bir kültür değişiminin uzandığı noktada, Arap harflerinin bağlandığı birikimden Latin harflerinin bağlandığı birikime doğru yol alışın bir göstergesi olarak yer değiştirmiştir. “Mektebimiz [okulumuz] oracıkta… Haydi çabuk olsan a” (“Mektep”/”Okul”)

Uygarlık, insanlık, vatan ve irfan gibi bazı evrensel değerler, doğrudan okulun varlığına bağlanmış ve tamamının eğitimle geliştiği ifade edilmiştir. Sözcük ve ait olduğu değerler değişse de hedef değişmemiştir. Sadece “terakki” yerini yeni bir sözcük olarak “ilerleyiş”e bırakmıştır. Okul, hem ilerlemenin hem geleceğe umutla bakmanın adresidir..

İki kitap arasında bir kıyafet devrimi yaşanmıştır. Güzel bir kelebeğin ardından koşturan çocuk, nihayet yakaladığında öldüğünü fark ettiği kelebeğe üzülür. Artık ağlaması “nafıle”dir. Şiirin bir dizesinde geçen “fes”, Çocuklarımıza Şiirler’de artık geride kaldığı için “kasket”le yer değiştirmiştir:

“Bir bir fırlar mendil, fes [Fırlar kasket, mendil, bez] (“Kelebek”)

ihtiyaçlara bağlı olarak değişen dil…

Dil ve düşünce, birbirini beslediği kadar dönüştürebilir de… Bu türden örneklerin yer aldığı yazıya giriş cümlesi olarak yazdığımı, buraya sonuç olarak düşeyim:Bir eserin ilk baskısı ile üzerinde değişiklik yapılmış yeni baskılarını karşılaştırmak, zamanın dile ve değerlere yansıyan izini sürmek açısından dikkate alınacak sonuçlar verebilir.

Not:

Çocuklarımıza Neşîdeler, kaynaklarda İbrahim Alaaddin Gövsa‘nın Çocuk Şiirleri ve Tevfik Fikret‘in Şermin‘i ile birlikte anılır. Üçü de, dönemin Dârülmuallimîn müdürü Mustafa Satı’nın 12 Kânûn-ı evvel 1325/1909’da Dârülmuallimîn’de verdiği bir konferanstaki çağrısı üzerine yazılmıştır. Metni, Tedrîsât-ı İbtidâiyye Mecmuasın’da yayınlanan konferansın konusu, “şiir ve mûsikinin talim ve terbiyede ehemmiyeti”dir. “Çocuk şiirlerine ve çocuk şarkılarına muhtacız.” diyen Mustafa Satı, çocuklara yönelik eserlerin azlığından yakınır ve kendisini dinleyenlerden bu boşluğun giderilmesini ister. Aynı dönemde Dârülmuallimîn Nümûne ve Tatbikat Mektebi muallimi olan Ali Ulvi, bu çağnyı dikkate alarak çok sayıda çocuk şiiri yazmıştır. Çoğunluğu Satı Bey önderliğinde çıkan Tedrîsât-ı îbtidâiyye Mecmuasında yayınlanan şiirler 1912’de Çocuklarımıza Neşîdeler başlıklı bir kitapta toplanmıştır. Mustafa Satı, çağrısını karşılayan bu eser için bir önsöz yazmış ve üç yıl öncede kalan konferansına da atıf yaparak, Ali Ulvi’nin çocuk edebiyatına katkısını övmüştür.

***2003’te “’Çocuklarımıza Neşideler’den ‘Çocuklarımıza Şiirler’e Değişen Değerlerin Dildeki İzleri” başlığıyla hazırladığım bir çalışmada bu iki kitabın, daha doğrusu, bir kitabın Cumhuriyet öncesi ve sonrası versiyonunun karşılaştırması vardı.(Türk Dünyası Araştırmaları,Nr.144)

EK:

Yıllar önce (2008’de) Robert Kolej‘de düzenlenen 12.Sonbahar Öğretmenler Sempozyumu‘nda sunduğum aşağıdaki bildiri slaytlarının sadece kişisel arşivimde durduğunu zannederken yanılmışım! Paylaşılmış. Tesadüfen karşıma çıktı. Bazı örnekler, yukarıdaki çalışmadan olduğu için buraya da düşmüş olayım:

“Altı Şapkalı Düşünme Tekniğini Kullanarak Dil ve Düşünce Arasındaki İlişkiyi Kavrama”

Bir Cevap Yazın