Halk Şiiri Nazım Biçimleri ve Türleri (Metin ve Uygulama)

Yazılı örnekleri cönk adı verilen defterlerde yer alan, halk kültüründen doğan halk şiiri, diğer halk edebiyatı ürünleri gibi, halkın yaşadığı somut konularla (aşk, doğa, ayrılık, özlem, ölüm, din, tasavvuf konularının yanı sıra toplum hayatını ilgilendiren sorunlar) beslenir. Yalın bir dille söylenen şiirlerde içerik, biçimden daha önemlidir.

hece ölçüsüyle söylenen halk şiiri nazım biçimleri ve türleri:

& anonim halk şiiri nazım biçimleri: Mâni, türkü

(blog yazılarından bağımsız linki:“Anonim Halk Şiiri”

(blog yazılarından bağımsız linki: “Şarkılı…Türkülü”

& aşık edebiyatı;
  • nazım biçimleri: Koşma, destan, semaî, varsağı
  • nazım türleri: Güzelleme, taşlama, koçaklama, ağıt

(blog yazılarından bağımsız linki: “Aşık Edebiyatı Nazım Biçimleri ve Türleri”)

& tekke edebiyatı nazım türleri: İlahî, nefes, nutuk, devriye, şathiyât-ı sofiyâne

(Aşağıdaki görselde işaretli alanlara tıklandığında, açıklamaları ve örnekleri görülebilecektir.)

ilahi
hikmet ilâhi nefes örneği

hikmet

"İlâhi"nin öncesinde, "hikmet"ler vardır.
Hoca Ahmed Yesevî, müridlerine dervişlik adabını öğretebilmek için onların anlayacakları bir dille manzumeler yazarak seslenir. Biçim bakımından koşuk ve sagulara benzeyen şiirlere, aynı biçimsel özellikleri taşıyan diğer manzumelerden ayırmak için "hikmet" denmiştir.  Dinî içerikli bu şiirler, hece ölçüsüyle, dörtlük nazım birimiyle ve yalın bir dille (Hakaniye Türkçesi) yazılmıştır.

Örnek:

Yol üstide olturup (Yol üstünde oturur)
Yolni sorgan dervişler, (Yolu saran dervişler)
Ukbi’den haber iştip (Ahretten haber işitip)
Yolga kirgan dervişler (Yola giren dervişler)

Himmet kuri bilinde (Himmet kuşağı belinde)
Asâları ilginde (Asâları elinde)
İzz’im yâdi tilinde ( “Yüce Tanrım!” yâdı dilinde)
Allah tigan dervişler (Allah! diyen dervişler.)

(...)

İt nefsini öltürür (İt gibi nefsini öldürür,)
Kızıl yüzin solturur (Kırmızı yüzünü soldurur)
Hoca Ahmet kul’türür (Hoca Ahmet bir kuldur)
Satıp yisün dervişler (Satıp yesin dervişler.)

ilâhi

Yunus Emre'yle çok sevildi.

"İlâhi:

Tanrıyı övmek, ona yalvarmak için yazılan şiirlere denir. Özel bir ezgiyle okunur. İlâhiler tarikatlara göre türlü adlar alır: Mevlevîler ilâhiye âyin, Bektaşiler nefes, Gülşeniler tapuğ, Halvetiler durak, öteki tarikatlar da cumhur ya da ilâhi der." (Cem Dilçin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi)

Örnek:
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendin bilmezsin
Ya nice okumaktır

Okumaktan murat ne
Kişi Hak'kı bilmektir
Çün okudun bilmezsin
Ha bir kuru ekmektir

Okudum bildim deme
Çok taat kıldım deme
Eğer Hak bilmez isen
Abes yere gelmektir

Dört kitabın mânâsı
Bellidir bir elifte
Sen elifi bilmezsin
Bu nice okumaktır

Yiğirmi dokuz hece
Okursun uçtan uca
Sen elif dersin hoca
Mânâsı ne demektir

Yunus Emre der hoca
Gerekse bin var hacca
Hepisinden iyice
Bir gönüle girmektir

nefes örneği

“Bektaşi şairlerin, yazdıkları tasavvufî şiirlere denir. Genellikle nefeslerde tasavvuftaki vahdet-i vücud kuramı anlatılır. Bunun yanı sıra Hz.Muhammet ve Hz.Ali için övgüler de söylenir. Nefeslerde, kalenderane ve alaycı bir üslup dikkati çeker.” (Cem Dilçin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi)

Örnek:

Güzel aşık cevrimizi
Çekemezsin demedim mi
Bu bir rıza lokmasıdır
Yiyemezsin demedim mi

Yemeyenler kalır naçar
Gözlerinden kanlar saçar
Bu bir demdir gelir geçer
Duyamazsın demedim mi

Aşıklar kara baht(ı) olur
Hakk'ın katında kutl'olur
Muhabbet baldan tatl'olur
Yiyemezsin demedim mi

Pir Sultan Abdal Şahımız
Hakk'a ulaşır rahımız
On İk'imam katarımız
Uyamazsın demedim mi

(bu etkileşimli görselin sınıfta kullanılabilir şekli için: “İlâhi”)

İlâhî ve nefes dışında;

Nutuk:

Pirlerin ve mürşitlerin, tarikata yeni giren dervişlere, tarikat derecelerini ve tarikat adabını öğretmek için söyledikleri şiirlerdir.”*

Devriye:

“Devir kuramını anlatan şiirlere denir. Devir kuramı Hz. Muhammet’in “Ben nebî iken Âdem su ile çamur arasındaydı” hadisi ile ilgilidir. Mutasavvıflara göre vücut halindeki Muhammet yer yüzüne sonradan gelmiştir. Halbuki ruh halinde olan Muhammet ezelden beri vardı. Vakti gelen ruh maddi âleme iner, Önce cemâda, sonra nebata, hayvana, insana ve en sonra da insan-ı kâmile geçer. Oradan da ilk büyüık ruh olan Tanrı’ya döner ve onunla birleşir. Bu inişe nüzul, tekrar Tanrı’ya dönüşe de uruc denir. Bu iniş ve çıkışı anlatan şiirlere de devriye adı verilir.”*

şathiye:
“İnançlardan teklifsizce alaycı bir dille söz eder gibi yazılan şiirlerdir. Görünüşte saçma sanılan bu sözlerin, yorumlandığında tasavvufla ilgili türlü kavramlara değindiği anlaşılır. Bu türlü şiirlere, genellikle Bektaşi şairlerinde rastlanır.”*

Aruz ölçüsüyle yazılan halk şiiri nazım biçimleri ve türleri:

  • Divan, semai, kalenderî, selis, satranç, vezn-i ahar

“Halk şairleri, divan şairlerinden etkilenerek, belirli birkaç biçim ve kalıpla şiirler de yazmışlardır. Bu durumun ortaya çakmasında, halk şairlerinin aydınlar ve divan şairlerince hor görülmelerinin, değersiz ve güçsüz sayılmalarının payı vardır. Böylece, bilgiçlik göstermek için aruz ölçüsüyle, ağdalı bir dille şiirler yazarak öz kaynaklarından uzaklaşmışlardır. Yalnız, birkaç kalıp ve biçim almakla kalmayıp divan edebiyatı mazmunlarım da kullanmışlar hatta, daha ileri giderek bu mazmunları hece ölçüsüyle yazdıkları şiirlere de sokmuşlardır.

Halk şiirlerindeki bu aruzlu biçimler sayıca azdır. Kalıplar da her biçimin bir tek kalıbı olmak üzere 6’yı geçmez. Saz şairleri aruzu acemice kullanmışlardır. Şiirleri aruz hatalarıyla doludur, ölçüyü kullanmaktaki bu başarısızlıkları, dil yanlışlan yapmaları sonucunu da doğurmuştur. Bu biçimler yalnız ölçülerine, göre değil, ezgileri de dikkate alınarak adlandırılır.” *

*Cem Dilçin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi

Bir Cevap Yazın