Hazırlıklı Konuşma – Hazırlıksız Konuşma

Zülfü Livaneli, 2011’de TÜYAP’ta bir konuşma yaptı. Konuşmasına, sözün gücü ve bu güç etrafında kutsal kitaplarda söylenenlerle başladı; okuma ve yazma kavramlarına anektodlarla bezeyerek değindi; global dünyada her şeyin aynileştiği hatta “Batı”yla sınırlandığı, diğer zengin kültürlerinse pek tanınmadığı eleştirisi ile devam etti. Sonra bir öz eleştiride bulundu. Asıl konuşma konusuna henüz gelememişti! Roman üzerine konuşmak isterken kısa bir “söz” tarihine girmiş gibiydi.

“Aslında bugün romandan söz etmek istiyorum ama bir türlü o konuya gelemedim. İrticalen konuşmanın cilveleri bunlar. Eğer konuşmanızı yazar ve onu okursanız, trenle seyahat ediyor gibisinizdir. Tren raydan asla ayrılamaz. İrticalen konuşma ise araba kullanmaya benzer. Size güzel gelen her yan yola sapmaktan kendinizi alıkoyamazsınız. Bugün de öyle oldu.” (Edebiyat Mutluluktur)

Bu, hazırlıklı konuşma ile hazırlıksız konuşma ayrımını, çok sade ve en rahat anlaşılır haliyle ortaya koyan bir tespitti, bence:

Edebiyat öğretmenlerinin, özellikle okul yöneticilerinin metinlerine –hadi en hafifini yazayım– yardımcı olmaları, adı konmamış görev (!) tanımlarındandır. Bana da bu tanıma karşılık gelecek epeyce iş düşmüştür. Yönetici, aslında çok güzel ve etkili konuşma becerisi yüksek, her ortamda hazırlıksız konuşma yapabilecek biri iken, özellikle resmî tören ve ortamlarda “kağıtsız çıkmam” diyenlerdendi.

Bir keresinde, şunu denedik karşılıklı ve benim sorularımla aslında bir tür hazırlıklı konuşma planı çıkardık. Hatta, herhangi bir yazma planına benzer bir hazırlıklı konuşma planı da denebilirdi:


  • Bu konuşma ne üstüne ve kimlere olacak? (Belirledik)
  • Temel mesajınız ne? Sizi dinleyenler ne alsın? (Ana düşüncesini tespit ettik.)
  • Temel mesajınızı bir parça ayrıntılandırsak, öğrencilerinizin dikkatini o konuda, nelere çekmek istersiniz, hangi noktalara odaklansınlar? (Yöneticinin “müdür” sıfatıyla öğrencisine vurgulayacağı başlıklar her zaman vardır ve hazırdır! Ana düşünceyi açan yardımcı düşüncelerini de alt alta sıraladık.)
  • Öğrencilerinizi en iyi siz tanıyorsunuz? Bütün bu mesajları, hangi anlatım malzemeleriyle (Teknik ifade, “düşünceyi geliştirme yolları” ama yönetici, edebiyatçı değil!) Bizim öğrenciler anlaşılır ve ilgi çekici yapabileceğinizi de hesaba katalım: ne tür anlatımları sever? Örnekleri mi bol olsun, uzman tanıklıklarına mı yer verilsin, karşılaştırmalar mı ilgi çeker vs. vs. (Kitlenin düzeyine ve ruhuna uygun, somut karşılıkları olan örnekler bulundu.)

Plan, bir yanıyla da, konuşmanın “el kartları”nın da ortaya çıkarılma süreciydi ama yönetici, mutlaka yazılı bir metin istediği için, aynı zamanda bir yazı planıydı, elbette girişi ve sonucu da eklenerek.

Sorularla ilerleyen bir yazı planı hazırlama ve taslak metin yazma fırsatı…

Bir Cevap Yazın