Genç Kalemler Dergisi Zamanında Selânik

Bu yaz planladığımız tatil durağı Selânik. Biletlerimiz cebimizde… Konaklayacağımız şehir Selânik olunca, öncesinde okunmak üzere, başucuma Tuna Kiremitçi’nin Selanik’te Sonbahar ve Tahir Alangu’nun Ömer Seyfettin’i anlattığı Ülkücü Bir Yazarın Romanı kitaplarını koyuverdim. Ülkücü Bir Yazarın Romanı, yazarın hayatına tanıklık etmiş birçok kişinin yazılarından ve Ömer Seyfettin’in günlüklerinden de yararlanılarak yazılmış bir biyografi. Çok önceden okuduğum bir kitaptı. Selânik günleri, kitapta sadece bir bölümde anlatılıyor ama, belki Genç Kalemler hareketinin doğduğu yer olduğu için hikâyesi bol ve ilgi çekici sayfaları içerdiğinden, daha çok aklımda kalmış. Özellikle de Beyaz Kule…

Selânik’te Genç Kalemler’in Doğuşu

Selânik’te kalacağımız günlerde, Genç Kalemler yazarlarının ayak izlerini sürmek için bölümü tekrar okudum:

Ömer Seyfettin-Ali Cânip-M.Nermi

Ömer Seyfettin henüz askerlikten istifa edip Selânik’e gelmemiş; çeviri hikâyeleri Manastır’da yayınlanan Hüsn ve Şiir dergisinde yayınlanmakta. Dergi, adını ve kapsamını değiştirme kararı alır ve yayın hayatına Genç Kalemler olarak devam eder. Ömer Seyfettin’in edebiyat dilinin sadeleşmesi fikri de böylece hayata geçebilecektir. Ali Canip’e yazdığı mektupta:

“Bunu yalnızca başaramam. Geliniz Cânip Bey, edebiyatta, lisânda bir ihtilâl vücuda getirelim. Ah, büyük fikir, sây, sebât ister.” (28 Ocak 1910, Yakorit)

der. Cânip arkadaşının sesini duyar. Yakın zamanda da Ziya Gökalp’le tanışır:

“Bir gece Eden Tiyatrosu’nda bir müsâmere veriliyordu. Oradaydım. Nesimi Sârım yanıma geldi:

-Ziya Bey şurada, locada oturuyor. Seninle görüşmek istiyor.”

Ali Cânip ve Gökalp, ertesi gün Beyaz Kule Bahçesi’nde tekrar karşılaşırlar. Cânip, Gökalp’e Ömer Seyfettin’in fikrinden söz eder. Gökalp:

“Size ben de iştirak ederim. ‘Genç Kalemler’i büyük kıtada ve el birliği ile çıkaralım.”

der. Sonrasında, Ömer Seyfettin’in askerlikten ayrılıp Selânik’e gelmesinde de Gökalp’in kolaylaştırıcı desteği olacaktır.

O dönemde, Selânik:

“Trablus ve Balkan savaşlarının eşiğinde, o yılların Selânik’I, yalnız Balkanlar’ın kapısı olan büyük bir ticâret limanı değil, yeni ve özgür düşüncelerin gelişmesine çok uygun, Batı’yla yakın ve rahat ilişkiler kurulabilen bir kültür merkeziydi. Üstelik bu şehir, çeşitli dillerin ve kültürlerin, düşünce ve politika akımlarının kaynaştığı bir çatışma noktasıydı.”

Bu atmosferde Genç Kalemler’in beyin takımı, somutlaştırdıkları “millî edebiyat” düşüncesi etrafında sıkça buluşurlar:

’Ziya Bey-Ömer Seyfettin-Ali Cânip’ üçlüsünün sık sık, hemen her gün buluştukları yerler, Selânik’teki ünlü ‘Beyaz Kule Bahçesi’nin gazino bölümü, ‘Olimpos Palas’, ‘İttihat ve Terakki Kulübü’, ‘İttihat ve Terakki Mektebi’ gibi yerlerdi. Kâzım Nâmi (Duru) bir yazısında, ‘…haftada birkaç gece İttihat ve Teakki Mektebi’nde toplanılıyor, edebiyattan, şiirden, felsefeden bahsolunuyordu…”

Beyaz Kule-Selânik

Ali Cânip’in gözünden dönemin Selânik’i:

“Selânik’in kendisine mahsus eğlence yerleri çoktu. Yazın deniz kenarındaki geniş, temiz Beyaz Kule Bahçesi ve her mevsimde gidilebilen Elhamra ve Odeon Tiyatroları, Sketing Palas, Kolombiya eğlence yerleri vardı. Fakat bunların hiç birisi, o, Selânik’e mahsus nezih ve kibar eğlence hâli olmaktan dışarı çıkmazdı. Akşam üzeri oldu mu, kış ise en ziyâde Olimpos Palas ve Yonyo gazinolarında, yaz ise hemen dâimâ Beyaz Kule Bahçesinde toplanılırdı. Burada Selanik’in muâşeret âdâbına taalluk eden bir nokta: adlarını yazdığımız yerlere yerlilerden yalnız eşrâf ile yüksek memurlar ve fikir adamları devam ederlerdi. Hiyerarşiye çok riâyetkâr olan halk buralarda görülmezdi. Onlar, Kule Kahveleri’ndeki kendi kıraâthânelerinde vakit geçirirlerdi. Ziyâ Gökalp, Selânik’e geldiği zaman, muhitin pek yabancısı, Anadolulu, mahçup bir genç hâlindeydi. Ona Yalılar’da, bizim eve yakın kira ile bir ikâmetgâh bulduk. Akşam üzeri işlerimizden çıkınca, kışın muhakkak Olimpos Palas’a, yazın ise Beyaz Kule Bahçesi’ne giderek, enfes Münih biraları, yahut N’amyas rakısı içmek mûtâd idi. Beyaz Kule Bahçesi’nde lehli kızlar, bir İtalyan maestronun idâresinde güzel melodiler çalarlardı. Bunlar, gayet terbiyeli, mahcup, çok konuşmaz, fakat sevimli kızcağızlardı. (…) Bu Lehliler dışında, bilhassa Türk kızlarını görmek imkânı yoktu. Selanik’te dahi, Türk evlerinde, harem, selâmlık vardı. Evin kadınları, erkek misafire katiyen çıkmazdı. Zâten böyle bir şey hatıra gelmezdi. Başta Mustafa Kemal Bey olmak üzere, Nuri (Conker), Kâzım (Özalp) ve diğer zâbitler, hemen her akşam Yonyo’da toplanırlar, içerler, görüşürlerdi…”(“Bizim selânik’te Bir Gezinti”)

Ömer Seyfettin’in hayatının 30’lara yaklaştığı döneminde, ünlü “Bahar ve Kelebekler”, “Bomba”, “Primo-Türk Çocuğu” gibi hikâyelerini yazdığı Selânik’te, adı geçen mekânlardan hangi izleri bulurum, merak ediyorum. En ünlüsü ve turistik olanı Beyaz Kule, bunu biliyorum şimdilik.

***Tahir Alangu, Ülkücü Bir Yazarın Romanı, May Yay., 1968

Bir Cevap Yazın