Gerçek Hesap Bu! (Nejat İşler)

Salaş bir kır kahvesinde, senli benli, azıcık argo soslu sıcak bir muhabbet tadında bir anı kitabı, Gerçek Hesap Bu!  Anılar epeyce anlatılıp o hayata ortak olduğunuz noktada, kestirmeden: “Sonrası Tezgâh, biliyorsun işte.” diyerek anlatılmayan boşlukları da zihninize havale edebilecek bir yakınlık kuruyor sizinle.

Gerçek Hesap Bu!

Nejat İşler’in başta Tezgâh’ı olmak üzere, öğrenciliği, dizilerde rol almaya başlaması, çapkın halleri ve en az yer verdiği hastalığıyla biçimlenen yeni hayat yolculuğu ile tanışırken sinema ve tiyatro dünyasının tanıdık isimleri de arada bir kesitin içinde gülümseyebiliyor: Nilgün Marmara, Emrah Serbes, Gülten Dayıoğlu, Tuncel Kurtiz, Levent Kırca, Mesut Akusta, Hadi Çaman

Bir de “80’ler”in izleri…

Sokaklardan, dizilerden, güzel kızların kalplerinden, dostluklardan ve okumalardan devşirilen deneyimler birer aforizma olarak ve kenara düşülmüş notlar şeklinde, anıların arasına yerleştirilmiş. Benim favorilerim:

“Sus ve dinle… Her şey akıp gidiyor…”

“Gerçekten istediğim şeyleri yapmak, gerçekten istediğim yerde, gerçekten istediklerimle zamanımı değerlendirmek. Tek isteğim ve halihazırda yaptığım şey bu.”

İddiası, iddiasızlığında; gelirleri, yönetimini üstlendiği Gümüşlükspor’a adanmış bir yaz kitabı. Okumak iyi geldi. Bu yazın olağandışı akışından kaynaklanan gündeminin ortasında bir yudum su serinliği…

derkenar:

Nejat İşler, Gerçek Hesap Bu içinde Tezgâh’a giden süreçte çocukken açtığı ilk tezgâhtan söz eder. Bir şans sınamasına dayanan bu minik ticarî adımın benim çocukluk yıllarımda bir karşılığı var.

Ben çocukken, yaygın, heyecanlı ve eğlenceli bir minik tezgah açardı çocuklar. Tezgahta daha çok çikolata, şekerleme türü şeyler olurdu. Fiyatları farklı bu yiyeceklerin tezgahtaki fiyatı aynıydı. İşin esprisi de buradaydı. Her yiyecek numaralandırılmıştı ve “şansını sına”mak isteyenler, çektikleri numaradaki ürüne sahip olurdu. Şanslıysa en pahalısından bir yiyeceği ucuza getirirdi. Adı “Şansını Sına”, Trabzoncası(!) tekerleme gibi oluyor tabii: “Şansinisina”…Bir şeyler satma derdiyle yere oturmuş, gelen geçene “Bir şey almaz mısınız?” diyen çocukları görünce, günlük yürüyüşten, bugünün payına bu hatıranın canlanması düştü.

Sakin, pek kimselerin geçmediği bir ara caddede kısa aralıklarla kümelenmiş çocuklar, resmen tezgah açmış; oyuncak ve biblo türü üç beş parça nesneyi satmanın derdinde… Öyle üstleri başları dağınık da değil… Aklımdan, söylenişine göre yargısı değişen benzer yapıda iki cümle geçti önce:

1. Bu ıssız caddede, o üç beş oyuncağı kim satın alır ki bu çocuklardan; ama yine de küçük girişimci ruhlara alkış!

2.Küçük girişimcilere alkış; ama hayal kırıklığına uğramaları kaçınılmaz!

 *** Nejat İşler, Gerçek Hesap Bu, Can, Mayıs 2016

Bir Cevap Yazın