Güne Not…

“hayata

Bu hafta sonu, “İçim dışım öykü oldu.” desem yeri… Nursel Duruel’in hazırladığı seçki, Genç Olmak 80 Yazardan 80 Öykü bitmek üzere…

Öğrenciler okumakla yükümlü olduğu için düşeceğim not bundan ibaret; ama iki öykünün biraz iç burkucu, çokça da hüzünlü olarak dikkatimi çektiğini yazmalıyım. Adalet Ağaoğlu’nun “Şiir ve Sinek” öyküsü ile Oğuz Atay’ın “Demiryolu Hikayecileri-Bir Rüya” öyküsü…

İlkinde, gündelik telaşlarda şiirin kendine bir türlü yer bulamayışı; ikincide, seri halde yazdıkları güncel içerikli öyküleri yataklı tren yolcularına satma çabası içindeki “demiryolu hikayecileri” anlatılmış.

Her şeyin içinde kendilerini de düşündüğümüzü bilsinler, başkaları da bilsin bunu, güzel olsun ama şiirlerimiz, en güzeli olsun; en çok buna çabaladım. Bir kutu çikolata, bir şişe kolonya ya da üç metre kumaş. Yok, ama benim bir şiirim var. Güzel olmasına özenilmiş bir şiirim. Evi onunla donatacağım. Annemi…”(“Şiir ve Sinek”)

Öyküler dışında, Edebiyat Günü açılış sunumunu tamamladım.

Ayrıca, nefes alıp hayatın şiirine de zaman ayırabildim… Yağmura inat yürüyüş, bir kafede soluklanma… Kafenin tam karşısında Ankara’ya geldiğimiz yıl, kızımın kaydolduğu okul… Eve gelip, “Ben o okulda okumayacağım.” diye tutturması ve ertesi gün tam da yeni bir okula kaydını aldırmak üzereyken “Ben okulumu sevdim, okuyacağım.” demesi… O günleri birlikte hatırlayış…. Hayatın öyküleri çok…

Bir Cevap Yazın