Handan (Halide Edip Adıvar)

Handan, karakterin çizilişi ve kurgusuyla, Halide Edip Adıvar’ın farklı bir yerde duran romanlarından. En bilindik yönü, baştan sona mektuplardan oluşması. İşin magazinine girip otobiyografik iz sürümü yapmaya da müsait…

Handan, 1890’ların İngiliz terbiyesinden geçmiş, genele göre bir parça özgür ve rahat tavırlı kızlarındandır. Diğer kardeşlerinden ve çok sevdiği kuzeni Neriman’dan farkı, öğrenme tutkusu ve hızıdır. 17 yaşında entelektürel bir birikime ve babası Cemal Bey’in dostlarıyla rahatlıkla muhabbet edebilecek olgunluğa sahip bir genç kızdır. Birikimiyle parlayarak çevresindeki herkesi bir şekilde etkileyen Handan, Halide Edip’in kendisi gibi güçlü ve kontrollü kurmaca kişilerinden biridir ve bir açmazın içinde debelenirken de bu iki yönüne yaslanır.

handan

Handan, okurun zihninde yaşantılara ve gözlemlere bağlı olarak yavaş yavaş şekillenen bir karakter. Kişilerin anlatımlarıyla çizildiği için, onların olay akışındaki bakış açılarına girdiği kadarıyla boyutlanıyor. Özellikle iki erkeğin ve aynı zamanda iki arkadaşın, Refik Cemal’le Server’in mektuplaşmalarında çizilen portre, idealize edilmiş bir kadını yansıtmaz. Pek güzel olmayan, bazen kendisinden beklenen davranışları sergilemeyen hatta bazen çevresindekilere itici gelebilen biridir. Bu yanıyla, dönem romanlarının “esas kız”larından farklıdır.

Bulunduğu ortamlarda odakta olan Handan’ı farklı özelliklerdeki üç erkek sever; Abdülhamit yönetimine muhalif eylemlerin de içinde olan “hürriyetçi, ihtilalci” Nâzım, kendinden yaşça büyük ama kadınları etkileme becerisine sahip Hüsnü Paşa, entelektüel derinliği olan Refik Cemal. Sevdiği halde, Nâzım’ın evlenme teklifini, siyasî duruşundaki keskinlik nedeniyle kabul etmeyecektir. Hüsnü Paşa’ya sadık bir eş olacaktır ama Paşa’nın bitmeyen gönül ilişkilerine katlanmak ve kendisini aşağılanmış hissetmek her zaman zorlayacaktır. Kuzeninin eşi Refik Cemal’le aralarındaki sevgi, ağır bir hastalık geçirdiği ve belleğini yitirdiği döneme denk düşecektir.

Bütün bu hikâye, çoğunluğu Refik Cemal tarafından Server’e yazılmak üzere; roman kişilerinin değişik vesilelerle birbirlerine yazdıkları mektuplarda paylaşılan bilgilerde akar. Handan’ın iç dökmelerini içeren yazıları dahil, bütün bu yazma hareketliliği, bir tür arınmadır da… Herkes, kendi satırlarında kendi ruh dünyalarını açar, didikler, insanî duygu durumlarının dilini arar. Roman bu yönüyle, psikolojik bir derinliğe de sahiptir. Üstelik, romanın bir yerinde, Paul Bourget ve Halit Ziya Uşaklıgil’in “tahlilci” yaklaşımıyla tatlı tatlı eğlenilmişken:

“Fakat dur bakayım; sen tahlili sever bir çocuksun.Ayrıntıya bayılırsın.Paul Bourget ve Halit Ziya ekolu değil mi? Hele Eylül yayınlandıktan sonra hepimizde hayatı didik didik etme isteği. En tabii davranışlar, istekler ve duygular, hatta gündelik tutumlar -sabah kahvaltısından gecelik terliklerini giyinceye kadar birçok ayrıntı- sebep ve bilinmeyen itici güç tahlil edilmeye değer şeyler diye görülmek adeti gençlerde sâri bir hastalık oldu.”

Kendi açımdan, özel mektuplara, yani insan ruhunun kendini açık edebildiği satırlara yazılan bir hikâye olarak kurgulanması; her insan gibi az biraz defolu ve süreç içinde değişen dönüşen kişilerden oluşması; yaşananların duygusal izleriyle toplumsal karşılıklarının bağırmayan bir dille, usul usul irdelenmesi artı hanesine yazılmalı.

Adının taşıdığı “Handan” ı 17 yaş civarında bırakmak durumunda kalan; iltifata tabi “Hüsnü” Paşa’nın kadınlık gururunu inciten davranışları karşısında “Refik” Cemal’e tutunan bir kadının hüzünlü hikâyesini tahlilsiz dillendirmek de herhalde o dönemin romancılığı açısından zor olurdu.

İlk baskısı 1912’de yapılan kitabın Baha Dürder tarafından günümüz diline aktarımı, Halide Edip üslûbundan bir parça uzak. Yer yer zihni tırmalayan “Türkçeleştirme”ler rahatsız edici. Sanıyorum “nev-i şahsına münhasır” ifadesi yerine kullanılan “kendi kişiliğine özgü” ifadesi gibi gariplikler, meselâ…

Bu arada, okumadım ama Ayşe Kulin’in bu romanla da bağ kuran aynı adlı romanını da merak etmedim değil.

***Halide Edip Adıvar, Handan, Atlas Kitabevi, 1995 (9.baskı)

Bir Cevap Yazın