Karlsbad ve Fakir Ama Gururlu Turist…

(Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları/ Karlovy Vary-Karlsbad)

Rehber, benim ille de Kafka’nın izini sürme isteğim üzerine gün boyunca tatlı tatlı dalga geçip, “’Şurada Kafka ve saz arkadaşları çay içmiş. Buradan Kafka geçmiş. Orada üç ay kalmış. Şurdan kitap almış.’ diye diye Çekler’ Kafka’yı paraya çevirmeyi başarmışlar.” şeklindeki görüşünü ısrarla dillendirdi.

Ben de ısrarla kapitalizmin bu çarkına gönüllü yenilmek istediğimi söyleyince, pes edip Kafka’nın evini göstereceğini söyleyince, kandım (!) Kafka’ya ayırmaya niyetlendiğim koca bir günün Karlsbad’da geçmesine razı geldim.

Pişman mıyım? Kesinlikle hayır! Kafka ve saz arkadaşlarında aklım kaldı mı? Kesinlikle evet!

Karlsbad, bir saklı cennet…

Gök kubbe altında yemyeşil, upuzun ağaçlar arasında, ortasından nehir geçen, içinde kaplıcaları olan, çok lüks ve şık ve bu nedenle pek itibar gördüğü için çok çok pahalı bir tatil/sağlık kasabası… Misâl: Aklım edebiyat eserlerinden ilhamla üretilmiş porselenlerde kaldı en çok:

Karlsbad (Karlovy Vary)

Mesela şu Çehov fincanı…Ederi: 74 Euro. (Jules Verne’nin, Sisifos’un, Çehov’un kıyısından kös kös geçip son bir atak bir parça daha sorduk. Satıcı kadın gülümseyince İlkyaz bunu dalgayla karışık “eziklik” hissiyle özetledi. O anı, mağaza çıkışında, “Buraya bir daha geleceğim. Hani bir zamanlar fakir ama gururlu bir turist vardı.” diyeceğim şeklinde bir tepkiyle karşıladı. Zengin yahut sefire olarak gelince bana o edebiyat koleksiyonu porselenlerden alacak. Söz verdi. Şaka bir yana, paradan yana sıkıntı yoktu ama işte alnımızda da “enayi” yazmıyordu diye ben de gecikmiş tepkimi vereyim bari :)

Karlsbad (Karlovy Vary)

Karlsbad’da atlar bile bir başka süslü… Film karesi gibiydi.

Karlsbad (Karlovy Vary)

Süslü atın kıyısından geçtiği eskiden hamam şimdi Opera olarak kullanılan bina

Gezide buranın adı hep Karlovy Vary diye geçse de beynimde çağrılan bilgi hep Atatürk’ün Karlsbad’da kaldığı günler olduğu için aklımda da böyle kaldı.

Karlsbad (Karlovy Vary)

Atatürk, Karlsbad’da bu binada kaldı; parası yetseydi daha bir havalı otelde kalmayı tercih edermiş (rehberimizin yalancısıyım).

“30 Haziran 1918-1 Temmuz 1918 “Tren yorgunluğuna rağmen derhal uyuyamadım. Apartmanın vaziyet-i umumiye ve dahiliyesi ve burada kalıp kalmamak fikri zihnimi işgal ediyordu. Salona muttasıl küçük bir oda nazarı dikkatimi celbetmişti. Bu odanın da ilavesiyle apartmanı tevsi ve biraz tanzim ettikten sonra alabileceği şekli düşünüyor, bir taraftan Imperialve Pupp otellerinin azamet-i hayatına karışmak, diğer taraftan bu kuytu mahalde, sükûnetli apartmancığın içinde gayrı mekşuf kalmak hususlarının mücadelesini dinliyordum. Nihayet dalmışım.” (“Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları”)

Karlsbad (Karlovy Vary)

Grand Hotel Pupp (Atatürk’ün 1918’de Karlsbad’da bulunduğu dönemde, sık yemek yediği ve çevresiyle buluştuğu lüks otellerden biri.)

-“Saat 08.00’e yakın sabah kahvaltısını yapmak için otel Pupp’ın lokantasına gittim. Bahçede oturdum. 21 numaralı güzel bir kızcağız, ne istediğimi sordu! Tereyağı yok, ekmek yok, şeker yok, süt yok. Şekersiz çay, iki yumurta ve bal getirdi. Neferim cebime yolda ufak bir parça kuru ekmeği sokmuş, onunla meseleyi hallettik. Oradan eve gittim.(…) Bir saat sonra da Pupp’ın restoranına gittim. Tekmil masalar meşgul. İki kişilik küçük bir masanın yanında durdum. Boş olan bu masanın da üzerinde herhalde rezerve edilmiş olduğunun yazılı olduğunu anladım. Fakat anlamamazlıktan gelerek, o esnada oradan geçen Herr Obert’e rezerve midir dedim. Almanca olarak saat 1.30 için dedi. Anlamamazlıktan geldim.

– Fransızca bilir misiniz dedim.

– Evet, dedi aynı şeyi Fransızca tekrar etti, fakat siz o zamana kadar yemeğinizi ikmal edersiniz dedi. Hemen oturdum. Bu defa cebimde getirdiğim ekmekle iyi bir yemek yedim. Herr Obert’e fazla pourboire verince lokantanın müşarünileyhi,

– Yarın kaçta teşrif edeceksiniz. Yarın en muvafıktır dedi. Muvafakat ettim. İsmimi, daha doğrusu masayı angaje etmek için künyemi sordu, söyledim. Adamcağız – Ekselans akşam için emriniz…

-Gelmeyeceğim dedim.”

(“Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları”)

Derkenar:

Afet İnan, Atatürk’ün 30 Haziran-28 Temmuz 1918 tarihleri arasında yazdığı anı defterlerini, “1931 yılında tarih çalışmaları sırasında Atatürk’ün Çankaya’daki eski köşkün kütüphanesinde” bulmuş, okumuş ve kendisine göstermiş. Atatürk, duygulanmış, ileride yayınlamak üzere bazı açıklamalar da yaparak defterleri İnan’a bırakmış.

“Bu bir aylık hatıra yazılarında Atatürk, milli benliğine bağlı Türkiye’nin geleceğine yön verecek bir hazırlık içindedir. Ben bu kitabı hazırlarken baş tarafına iki konuyu da yazmayı gerekli buldum. 1881’den 1918’e kadar Mustafa Kemal Atatürk’ün meslek ve fikir hayatı ve diğer hatıra defterlerinden kısa bilgiler, asıl el yazısı ile defterden ise bir derleme yaptım. Çünkü Atatürk bu defterleri bana verirken öyle bir telkinde bulunmuştu. Yani daha çok kamuoyunu ilgilendiren ve faydalı olacak konular üzerinde durmamı istemiştir.”(“Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları”)

Afet İnan, hatıraları, ayrıntılı bir ön bilgilendirmeyle yayınlamış. Aşağıdaki bilgiler, o yayından:

“Hepsi 158 sahifedir. Eski harflerle yazılmış olmasına rağmen yabancı isimler Latin harfleriyle konmuştur. Defterler 21 boy ve 15 santim enindedir. 13 Temmuz 1918 Cumartesi’den 14 Temmuz 1918 Pazar’a kadar olan kısım tamamen Fransızca yazılmıştır. Diğer sahifelerden de Fransızca cümleler vardır. 15 Pazartesi -20 Cumartesi’ye kadar altı günlük olaylar ise yazılmamıştır.”(“Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları”)

“1918 yılının temmuz ayını kapsayan günlük hatıra defterleri, Mustafa Kemal’in Karlsbad’da başlığı altında altı deftere yazdığı hatıralarıdır, yalnız 6. Defter Karlsbad’dan Viyana’ya geldiği gün bir sayfa olarak yazılmıştır. Diğer sayfalar boş kalmıştır. Eski harflerle yazılmış bu beş defterde has isimler ve bazı deyimler Fransızca olarak kaydedilmiştir. İki günlük yazılar da tamamen Fransızcadır.”(“Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları”)

Afet İnan, anıların ilgi çekici noktaları olarak, “tedavi kısmı, gezintiler, Türk ailelerle büyük otelde kadınlı erkekli çeşitli konular üzerinde konuşmalar, memleket sorunlarının durumu, sosyal konular, askerlik ve savaşlar hakkında açıklamalar”ı sıralar.

Mustafa Kemal’in askeri biyografyasında şu kayıt görülüyor. 9 Ekim 1917’de Suriye’deki 7. Kolordu’dan 2. Ordu’ya tayin ediliyor. 11 Ekim 1917’de ise izinli olarak ve tedavi maksadıyla İstanbul’a gelir ve 7 Kasım 1917’de genel karargâh emrindedir. Bu sırada yirmi gün sürecek bir resmi ziyaret için Almanya’ya gitmeye memur edilmiştir. Bu suretle 1917 yılının son ayında, Osmanlı Veliahtı M. Vahdettin ile Almanya İmparatoru’nun ziyaretine gidilmiştir, (15.XII.1917- 5.1.1918). Mareşal Hindenburg ve General Lüdendorf’la görüşmüştür. Oradaki genel durumu da yakından görme fırsatını bulan General Mustafa Kemal, müttefik devletler için geleceğin mağlubiyet olacağını açıkça söylemekten çekinmemiştir. Almanya’dan dönüşünde hastalandığından, tedavi için Viyana’da Karlsbad’a gitmiştir. Burada geçen bir ay zarfında (Temmuz 1918) Mustafa Kemal memleketinin durumunu daha sükûnetle düşünmeye ve çareler aramaya, aynı zamanda pek çok kitap okumaya fırsat bulmuştur. Siyasi ve sosyal fikirlerinin oluştuğunu bu hatıra defterlerinde kaydeder. Bu sırada O’nun Suriye cephesi için söyledikleri, Osmanlı ordusu aleyhine olarak gerçekleşmiş bulunuyordu. 5 Temmuz 1918’de padişah olarak devletin başına Vahdettin geçmişti. Mustafa Kemal Viyana dönüşü Filistin’deki 7. Ordu’ya yeniden tayin edilmiştir.” (“Mustafa Kemal Atatürk’ün Karlsbad Hatıraları”)

2 Yorum: “Karlsbad ve Fakir Ama Gururlu Turist…

  • merhaba,bir ay önce çıkmış olduğum orta avrupa turunun uzun süre hafızamda yer etmesi için yazdıklarınız çok değerliydi.detaylar için teşekkür ederiz emeğinize sağlık selamlar.

    • okuma günlüğü

      16/10/2013 at 12:11 Cevapla

      Ben de tur öncesinde bloglarda gezinmiştim. Katkıda bulunduğuma sevindim. İnceliğiniz için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın