“Kuntu”-“Muntu” Aralığında…

Ankara Üniversitesi Çocuk ve Gençlik Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin  düzenlediği 3.Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Sempozyumu hafta içinde gerçekleştirildiği için bugün sadece bir oturumu izleme fırsatım oldu.

Başkanlığını Prof.Dr.Cahit Kavcar’ın yaptığı oturumda üç doktora öğrencisi araştırma görevlisinin sunumlarını dinledim.

İlk konuşmacının sunum başlığı ilgimi çekti; kısacık notlar da alabildim: “Okuma Alışkanlığı Kazandırma Bağlamında Felsefe Temelli Çocuk Yayınlarının İşlevi” (Arş.Gör.Suna Canlı)

Bildiride, “çocuklar için kurgulanmış felsefe yapıtları”ndan örnekler çevresinde, bu tür yayınların okuma alışkanlığı kazandırmaya etkisi ortaya koyuldu. Seçilen kitaplardan Sofi’nin Dünyası dışındakiler dizi yayınlardı: Küçük Filozoflar (Metis), Çıtır Çıtır Felsefe (Günışığı), Filozof Çocuk, Bilgin Çocuk (Pan), Erdemler Dizisi (Timaş) gibi…

Çıtır Çıtır Felsefe dizisinde çocukların en tuttuğu kitap “Oğlanlar ve Kızlar”, ebeveynlerin en tuttuğu kitaplarsa İyi Kötü, Güzel Çirkin, Hak ve Sorumluluklar imiş. Niye  şaşırtıcı değil acaba?! :))

Düşünürlerin düşüncelerinin ve hayat içindeki akıl yürütme biçimlerinin öyküleştirilerek anlatıldığı Küçük Filozoflar dizisinde kitap adları ilgi çekici: Profesör Kant’ın En Çılgın Günü, Descartes Amca’nın Kötü Cini gibi…

Çocukların bu türden kitaplarla neler kazandıklarına gelince: Dil becerilerinin geliştiği, düşüncelerini nasıl gerekçelendirebileceklerini öğrendikleri ve okuma alışkanlıklarının pekiştiği vurgulandı.

İkinci konuşmadan (Arş.Gör.Özgül İnce Samur, “Okuma Kültürü Edindirme Sürecinde Çocuk Edebiyatının Yeri ve Önemi”) ilgimi fazlasıyla çeken tekerlememsi bir bilgiyi düştüm notlarıma:

Afrika’da bebeler doğduklarında özelliksiz birer nesne kabilinden “kuntu” olarak nitelendiriliyormuş. Ne zaman ki konuşmayı kıvırıyorlar, “nesne”den kurtulup “muntu” mertebesine geçiyor, yani “kişi” oluyorlarmış.

(Not: Ders engeli olmasa da hepsini izleyebilsem diyebilirim, ama yanına bir dilek daha ekleyerek… Bence zaten bildiri olarak kitaplaşacak sunumların metinlerinin powerpoint’e paragraf paragraf kopyalanıp satır satır okunması yerine, sunumun daha dinlenesi, dolayısıyla kavranası bir amaca yönelik hazırlanmasında çok yarar var. Burada da farklı sempozyumlarda da karşılaştığım ve hep eleştirdiğim bir durumdur! Mesela…)

Bir Cevap Yazın