Lethe…Araf’ta Bir Irmak…

“Bir hayat ne zaman değiştirilmeli, söyleyeyim. Akamadığında.

Ece Temelkuran, 2004 yılına ait bir köşe yazısında, “İnsan, hayatını ne kadar değiştirebilir?” diye sorup her cümlesini sahiplenebileceğim kadar beğendiğim bir yanıt vermiş:

“Bir hayat ne zaman değiştirilmeli, söyleyeyim. Akamadığında. Bir akış hissi vardır, işler tam da iç sularınızla birlikte akıyorsa. O akış hissi bittiğinde demek ki uzaklaşmışsınızdır içinizdeki akıntıdan. Okyanusta, yunusların, kaplumbağaların, balinaların yolculuk etmesine yarayan dev akıntılar vardır. Deniz canlıları o akıntıyı bulup bırakırlar kendilerini. Eğer akıntıdan bir biçimde ayrıldıysanız yolunuzu kaybedersiniz ve hayat akmaz.”

Ben bunu yaptım. Bu konuda, “keşke”lerim hiç olmadı. İyi de gemi yaktım sayılır.

Şimdilerde hayatımın aktığı ırmağı seviyorum ama yanan gemilerin dönmeyeceği kıyının birikimlerini de inatla koruyorum. Asıl ben, o kıyıda çünkü… Bağı da sadece okuyarak ve burada yazarak canlı tutabiliyorum. Bilgisayar ve kitaplar, geride kalan bir geçmişe, asıl içimde akan kendini ifade etme ve varolma biçimine beni bağlayan halkalar…

Hayat ırmağının akıntısına kendini bırakmayla ilgili güzel bir öykü de Mavi Tüy’ün girişinde var. Bir gemi yakma hikayesi için, buraya almıştım.

“Irmağın daha aşağılarında yaşayan ‘tutunmayan yaratığın’ yabancı olduğu başka yaratıklar bağrıştılar, ‘Mucizeye bakın! Bu yaratık bize benzemesine rağmen uçuyor! Hepimizi kurtarmaya gelen Mesih’e bakın!

Akıntıyla sürüklenen yaratık şöyle dedi, ‘Ben sizden daha fazla Mesih değilim. Irmak bizi özgürce havalandırmaya dünden razı, yeter ki biz bunu göze alalım.”

Bir Cevap Yazın