Ne Fahriye Ablaymış Ama!

“okumaya

Fahriye Abla şiiri ile ilgili yorumsuz bir not olarak düşülsün buraya… Yazın Kürk Mantolu Madonna’yı okuduğumda aldığım notlardan biriydi. Şimdi bir metni disiplinler arası okumaya ilişkin bir etkinlik için tekrar o notlara dönmüşken…

Raif Efendi’nin itirafı:

“Havran’dayken, bizden yaşça büyük bazı mahalle arkadaşlarının delaletiyle yaptığımız birkaç hovardalık, manasını anlamama imkân olmayan sarhoşluk maceralarından başka bir şey değildi ve tabiatımdaki sıkılganlık, bunları tekrara heves etmeme mâni olmuştu. Kadın, benim için, muhayyilemi kamçılayan, sıcak yaz günlerinde zeytin ağaçlarının altına uzandığım zaman yaşadığım bin bir türlü maceraya iştirak eden, maddilikten uzak, yaklaşılmaz bir mahluktu. Uzun seneler kimseye haber vermeden âşık olduğum komşumuz Fahriye ile, hayalen, çok kere hayâsızlığa kadar varan münasebetlerim olduğu halde, kendisiyle sokakta karşılaştığım zaman yerlere yıkılacak kadar şiddetli çarpıntılara uğrar, yüzüm ateş gibi kesilerek kaçacak yer arardım.

Ramazan geceleri onun, annesiyle beraber, elinde bir fenerle, teraviye gidişini seyretmek için evden kaçıp kapılarının karşısına gizlenir, fakat bu kapı açılıp, dışarı vuran sarımtırak ışıkta siyah feraceli vücutlar görünür görünmez başımı duvara çevirerek, benim burada olduğumu fark edecekler diye titremeye başlardım.” (Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, 1943)

Bu satırları okuyunca, Ahmet Muhip Dıranas’ın komşu kızı Fahriye Abla geldi aklıma:

“Önce upuzun sonra kesik saçın vardı
Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı
İçini gıcıklardı bütün erkeklerin
Altın bileziklerle dolu bileklerin
Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin
Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla
Ne çapkın komşumuzdun sen Fahriye Abla”

“Fahriye Abla” şiiri, Varlık’ın 15 Şubat 1935 tarihli sayısında çıktığında genç şairler arasında olay yaratır. Pek çoğu şiiri beğenir, ancak bazıları şiirin ciddi bir edebiyat dergisinden çok bir mizah dergisinde yer alabileceği kanaatindedir. Fakat zaman bu görüştekileri yanıltır. ‘Fahriye Abla’, o kadar beğenilir ve şairle o kadar özdeşleştirilir ki, gün gelir Dıranas Edip Cansever’e bu şiirden bıktığını bile söyler.” (Semiha Şentürk, “Ahmet Muhip Dıranas 100 Yaşında!)

Ünlü Fahriye Abla şiirinin Fahriye’si ile asla ilgilenmeyen ve onu  asla kıskanmayan(!) Münire Dıranas’ın bildikleri de az değilmiş ya neyse!…

Bir Cevap Yazın