Öğretmenlerin Okuma Sevgisinin Oluşmasına Katkısı Ne Kadar?

Biraz eski ama olsun: Hâlâ Batı yakasında pek değişen bir şey yok! Arşivimdeki “dosya”yı okuyunca, öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı mı demeli bu sevgiyi ketlemesi mi demeli, bilemedim. Görünce paylaşmak istedim. Çoook eskilerden bir dergiden ama künyesiz (Muhtemelen Varlık. Üst başlık: “Türkiye Dosyası, 1980-1990: Türkçe ve Edebiyat Eğitimi”)*.

Soru şu:

“Orta öğrenim yıllarında okuduğunuz Türkçe ve edebiyat kitaplarının ve öğretmenlerinizin yazarlığınıza-şairliğinize katkısı oldu mu?”

Yanıtlayanlar: Tomris Uyar, Pınar Kür, Özdemir İnce, Ataol Behramoğlu, Nedim Gürsel, Attilâ İlhan, Nazlı Eray, Eray Canberk.

Yanıtların ortalaması: Hayır! Ama öncelik iyilerin olsun. Bazı yanıtlarda, akılda kalan, beğenilen, etkileyen uygulamalara yer verilmiş, öneride bulunulmuş.

Dönemin edebiyat dünyasının isimlerinin yanıtlarında beğenilen ya da önerilen uygulamalar:

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

“Edebiyat sevgime ve edebiyat anlayışıma bir öğretmenimin katkısı oldu. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin edebiyat öğretmeni Vildan Acuner. Hâlâ öğretmenlik yapıyor. Edebiyat kitaplarının yeterli olmadığını düşündüğü için, isteyen öğrencilere cumartesi sabahları okulda toplanmayı önermişti. Biz böyle iki-üç saat kadar, o ayın dergilerini ve yeni çıkan kitapları tartışırdık.(…) Bir ara öğretmenlik de yaptım. Edebiyat kitapları Sait Faik ve Sabahattin Ali döneminden başlasa, sonra daha eski dönemlere ve daha güncel olana gidip gelişler yapılsa, öğrencinin ilgisi ayakta tutulabilir sanıyorum.”(Tomris Uyar)

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

“Ben şanslı bir kuşaktanım. Mersin Lisesi’nde okuduğum sırada çok iyi Türkçe ve edebiyat öğretmenlerim oldu. Lisede edebiyat öğretmenim Cahit Öztelli idi. Türkiye’nin en büyük folklor bilimcilerinden biridir. Üç yıl onunla okudum. Bunun yanı sıra, gene bizim lisede iki önemli edebiyat öğretmeni daha vardı. Aytekin Yakar ve Ziya Arıkan. Ortaokulda Türkçe öğretmenim Samime Hanım idi. Ortaokul birdeki Türkçe öğretmenim “Göbek Emmi” de çok önemli bir Türkçe öğretmeniydi. Çünkü Göbek Emmi yöntemiyle Türkçe öğretirdi. Diyeceğim lise ortamından taşmış, gerçek ve özgür, çağdaş, çağcıl bir edebiyat ortamında yetiştik. Varlık, Kaynak, Yenilik, Yeni Ufuklar, Yeditepe, Şairler Yaprağı, Yücel gibi dergilerle o lisenin sıralarında tanıştık.(…) İyi öğretmenler -ki çok azdır- bu kitapların engellerini aşıp öğrencilerle cumhuriyet edebiyatı arasında sağlıklı ve akıllı bir köprü kurmuştur. ”(Özdemir İnce)

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

“Buna karşılık Sanat Tarihi öğretenimiz Hüsnü T…’ye çok şey borçluyum. Gide, Exupery vb. yazarları bana öğretti. KüIebi’nin şiirlerini de onun yoluyla tanıdım. Bizden en çok beş on yaş büyük genç bir insandı. Kişiliğimin gelişmesinde çok önemli katkısı olmuştur. İngilizce öğretmenimiz Ülker Müdüroğlu (İnce) bizle hemen biz yaşlardaydı. Özdemir’le o sırada nişanlılar. (…)Bir gün Ülker Müdüroğlu’na oldukça sıradan ve romantik şiirlerimi gösterdiğimde, bilgiç bir tavırla ‘Sana artık bir yön vermek lazım’ demişti. ‘Yön vermek’ konusunda başkaca da bir çabası olmadı, fakat çok genç öğretmenimizin daha modern, daha başka türlü bir şiirden hoşlandığını sezinlemek o sırada benim için önemli bir ufuktu”(Ataol Behramoğlu)

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

“Edebiyat öğretmenlerimden özellikle Tahir Alangu’nun (Galatasaray Lisesi’nde edebiyat öğretmenimin katkısını anmak isterim. Paris Sorbonne Üniversitesi’nde doktoramı yöneten ünlü yazar ve eleştirmen Prof. E. bana yeni ufuklar açtı.”(Nedim Gürsel)

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

 

“Benim edebiyatla alâkam tesadüfle elime geçen bir lise edebiyat kitabıyla başlamıştır. O zaman 11-12 yaşındaydım. Bu kitaptaki şiirler beni çok etkilemiştir. 1938’de Balıkesir Lisesi’nde yatılı okurken liseli ağabeylerin edebiyat kitabında (o zaman orta 2 deydim) beni alt-üst eden bir şiire rastladım. Nâzım Hikmet’in “Yalınayak” şiiriydi. Ortaokulun 3- sınıfındayken (Karşıyaka Ortaokulu — İzmir) Türkçe öğretmeni Sabahattin Arınç benim yazı ve şiir yeteneğimi fark etti, Şiirlerimi okudu ve eleştirdi. Işık Lisesinde İstanbul’da okurken 10. ve 11. sınıflarda hocamız olan Ziya Karamuk özellikle divan edebiyatını derinleştirmeme ve şiir ufkumu genişletmeme çok yardımcı oldu. Hepsini minnetle anıyorum.”(Attila İlhan)

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

“Edebiyat öğretmenlerimin ilkokul 2. sınıftan itibaren bana çok büyük katkıları oldu. Mesela ilkokul 2. sınıftayken yazmış olduğum ‘İlk Kar’ adlı kısacık bir kompozisyon, öğretmenimin ilgisini çekmiş ve ailemi çağırıp konuşmuştur. Düş gücü görmüş. Ortaokulda oldukça yaramaz bir öğrenciydim. Birgün boş kâğıttan çok güzel bir kompozisyon okumuş ve 10 almıştım. Hoca bir daha oku deyince sıfır alıp oturmuştum. Lisede kompozisyon derslerinde yanımda oturan tembel bir arkadaşımın da her seferinde kompozisyon ödevini yapardım. Çok başarılı bir öğrenciydim edebiyat derslerinde. Hocalarımın hemen dikkatini çekerdim. Orta sonda ilk yazdığım öykü ‘Yalnızlık Hikâyesi’ Varlık Dergisi’nde 1960’da yayımlanmıştı.

öğretmenlerin okuma sevgisinin oluşmasına katkısı

“Öğretmen olarak bana ilk okuma ve edebiyat zevkini aşılayan ilkokul öğretmenlerim Remziye Tulgar ile Vehbi Tavşanoğlu’nu anmak isterim. Onların ne kadar kültürlü ve edebiyatsever kişiler olduklarını çok sonra kavrayabildim elbette. (…)Türkçe dersini sevecen ve sevimli bir öğretmen abla olarak bana Semiha Karacabey sevdirdi. (…) Ardından ikinci yaman öğretmen Aysel Mutluay (Edebiyat öğretmeni ve yazar Rauf Mutluay’ın eşi) geldi. Edebiyatın temel bilgilerini ve çağdaş Türk edebiyatını öğrendim bu öğretmenden. Bana Divan edebiyatını sevdiren ise, lise 2. sınıfta edebiyat dersine gelen Melike Doğramacı idi. (…) Sonra kültürü, edebiyat bilgisi ve özellikle de sohbetiyle Nahit Cemal Teker.(Ama Aysel Mutluay bize Abdurrahman Nisari’yi okuttu (meğer Cevdet Kudret’miş). Çok değişik, çok ilginç geldi o kitaplar. Çok da etkiledi. Şimdi bile kaynak kitaplar olarak durur kitaplığımda (4 kitap). Anılarla birlikte..)“(Eray Canberk)

Katkısı olmadı çünkü…

“Sanıyorum öğrencileri edebiyattan soğutmak için kaleme alınıyor. Sözgelimi, Divan edebiyatında bir şiir okunacaksa, işlenecekse yabancı sözcüklerin Türkçeleri bulunur ve şiir düzyazı şeklinde yazılır ve anlatılır. Bu çaba kadar anlamsız ve edebiyata aykırı bir şey olamaz.”(Tomris Uyar)

pinar-kur

“Edebiyat öğretmenlerimin yazarlığıma etkisi olmamıştır diyebilirim. Zaten ben liseyi yurt dışında okudum. Bunun bir yararı, edebiyattan kopmamamı sağlaması olabilir. Çünkü kendi oğlumdan gördüğüm kadarıyla Türk liselerinde verilen edebiyat dersleri (program olarak) öğrencileri edebiyattan nefret ettirmeye yönelikmiş gibi. Bu programın dışına çıkabilmiş öğretmenler belki edebiyat sevgisine bir katkıda bulunabilirler.” (Pınar Kür)

“Edebiyat kitaplarının bir katkısı olmadı. Bu konuda düşüncelerimi ayrıntılı olarak öğrenmek isteyenler Gösteri, Dergisi’nin Eylül 1990 sayasında yayımlanan “Çağdaş Türk İnsanı ve Genç Şoförün Bilinci” adlı yazımı okuyabilirler, Özetlersek, 1940’ların ortalarından itibaren ilk, orta ve lisede okutulan Türkçe ve edebiyat kitapları hiçbir zaman Türk edebiyatını tanıtma, yaşama ve yaşatma kaygısı taşımamıştır. Bu kitapların çoğu çağdaş edebiyatımızı sevmemiş hatta cumhuriyet edebiyatımızdan nefret etmiştir. “(Özdemir İnce)

“Lise öğrenimini Çankırı’da gördüm. Lise edebiyat dersi kitaplarının bende heyecan uyandırdığını anımsamıyorum.Edebiyat öğretmenimiz de dürüst fakat silik bir insandı.”(Ataol Behramoğlu)

“ (…) edebiyat kitapları Türk edebiyatından ve batı edebiyatından seçme metinler içeriyorlardı. Bu metinlerin büyük çoğunluğu Divan şiirinden alınmış örneklerdi. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatı hemen hemen hiç yok gibiydi. Bu nedenle yazarlığıma bir katkısı olduğunu söyleyemem.”(Nedim Gürsel)

“Okulda okuduğum edebiyat kitaplarını ise anımsayamıyorum.” (Nazlı Eray)

“Kitaplara gelince Türkçe kitaplarını anımsayamıyorum. Edebiyat kitapları ise Nihat Sami Banarlı’nındı çoğunlukla.”(Eray Canberk)

Böyle işte!…

Bu arada… Tomris Uyar’in önerisi çok dillendirildi ama metni ille de gelenekteki yerine konumlandırma, tarihsel köklerine bağlayarak anlatma alışkanlığı yüzünden bir türlü işlemedi.

*Özel Öğretim Yöntemleri dersi için, öğrencilerim, sınıfta paylaşmak üzere edebiyat eğitimiyle ilgili bir yazı getirecekti. Bu röportaj da o kapsamda gelmişti. Özensiz çektirilmiş fotokopide satır sonlarındaki birkaç harflik kesikleri sözün gelişiyle ben tamamladığım için anlamsız gelecek her sözcüğün sorumluluğunu peşinen kabulleniyorum. Bir iki özel ismi, hataya düşmemek için tamamlamak yerine noktalı göstermeyi tercih ettim.

Bir Cevap Yazın