Okuma Günlüğü (Alberto Manguel)

Alberto Manguel’in Okuma Günlüğü’nü birkaç yıl önce yayınlandığında okumak istemiş ama vakit bulamamıştım. Bu yaz, “vakitten bol ne var” moduna geçip de bir parça blogla ilgilenip adını da “Okuma Günlüğü” olarak değiştirmek istediğimde, aklımda yine bu kitap yoktu. Böyle bir domain alınmış mıdır diye baktığımda, “bilinçaltına atmışım herhalde” diye düşündüm; ilk fırsatta da alıp okumak istedim.

albertomanguelKitabın çıkış noktası:

“Birkaç yıl önce, elli üçüncü yaş günümden sonra, en sevdiğim eski kitaplardan birkaçını yeniden okumaya karar verdim; onların çok katmanlı ve karmaşık geçmiş zaman dünyalarının, içimde yaşadığım dünyanın kasvetli kaosunu nasıl yansıttığını görmek bir kez daha şaşırttı beni. Bir romandaki paragraf aniden gündelik gazetedeki bir yazıya ışık tutuyordu; bir sahne, nerdeyse unutulmuş bir olayı hatırlatıyordu; bir tek sözcük derib düşüncelere dalmaya sebep oluyordu. Bu anların kaydını tutmaya karar verdim.”

Arjantinli yazar Manguel, Okuma Günlüğü için, her aya bir kitap düşmek üzere, bir yılda tamamlayacağı bir okuma süreci için 12 kitaplık bir liste oluşturur. Liste ölçütü, kendi ifadesiyle, “ortada bir denge olsun diye, her şeyden biraz”dır. Kendisini “eklektik bir okur” olarak tanımlayan yazar için bu seçim zor olmamıştır.

Seçilen kitaplar:

  •  Morel’in Buluşu (Adolfo Bioy Casares)
  • Dr. Moreau’nun Adası (H. G. Wells)
  • Kim (Rudyard Kipling)
  • Mezar Ötesinden Hatıralar (François – Rene de Chateaubriand)
  • Dörtlerin Simgesi (Arthur Conan Doyle)
  • Gönül Yakınlıkları (Johann Wolfgang von Goethe)
  • Söğütlükte Rüzgâr (Kenneth Grahame)
  • Don Quijote (Miguel de Cervantes)
  • Tatar Çölü (Dino Buzzati)
  • Yastıkname (Sei Şonagon)
  • Yüzeye Çıkış (Margaret Atwood)
  • Bars Cubas’ın Ölüm Sonrası Hatıraları (Joaquim Maria Machado de Assis)

Okuma Günlüğü, listedeki kitaplarla hayatın kesiştiği noktalarda, birinin diğerini hatırlatan ayrıntılarıyla ilerliyor.

Bazen kitabın okunduğu günlerden bir haber, bir yaşantı, bir söz kitabı destekliyor; bazen kitaptan bir cümle hayata denk düşüyor. Hayatı anlamak kolay da kitaplardaki kişilerin veya kitaplardan yapılan alıntıların açıldığı anlam katmanlarını hakkıyla kavramak için elbette sözkonusu listeye hakim olmak gerekiyor; en azından bir ön bilgi gerektiriyor. Üstelik, okumalar ve yaşantılar yoluyla hatırlanan başka kitaplar ve yazarlar da cabası… Tam bir metinler arası şöleni…
okumagunlugu-manguel
Kitapta; seçilen eserlerin okunma süreci, yazarın değişik nedenlerle farklı ülkelere çıktığı yolculuklar, Fransa’da bir köy evinde geçen sakin günler ve medyada yer alan haberlere yaptığı göndermelerle dünya halleri iç içe anlatılmış.

Amerika ve İngiltere’nin sonradan bahane olduğu ortaya çıkan üretilmiş gerekçelerle Saddam’ı devirme ve Irak’ı yangın yerine çevirme maharetleri, yazarın en keskin eleştirileriyle kitapta yer alır. Sonuçta, bugün de bizim okuma ve yaşama süreçlerimize eşlik eden Suriye yansımaları gibi ne yazık ki kaçılamaz gerçekliklerdir bunlar ve hiç istenmese de hayata eklenivermektedir.

Okuma Günlüğü’ne en yakışan okuma dışı ayrıntılarsa, Alberto Manguel’in köy evindeki yeni kitaplığını oluşturmaya, kitaplarını gruplandırarak yerleştirmeye ve elbette onu yalnız bırakmayan kedisiyle geçirdiği zamanlara ayırdığı satırlardır. Manguel’in komşularıyla ve aile fertleriyle geçen dingin hayatı da bu tabloya yakışır.

Manguel listelemeyi seviyor. Kitapta yer yer değişik nedenlerle oluşturulmuş listelere yer verilmiş: Buenos Aires’i hatırlatan ayrıntılar listesi, dostlardan gelen armağanlar listesi, en sevdiği dedektif romanları listesi, yatağının başucunda duran eşzamanlı olarak hepsinden birer ikişer paragraf okuduğu toplu kitaplar listesi, sevdiği kentler listesi…

Bu blog notunu tamamlamadan ben de hayata bir kayıt düşmek isterim. Bu kitapta bahsi geçen ABD’nin Irak’a müdahalesine dair haberler ekrana düşüp de “online savaş” moduna girildiğinden bugünkü Suriye’nin durumuna dek geçen zamanda ne korkunç şeyler oldu ve olmakta… Manguel’in o zamanki yorumu kayda değer:

“Bu sabah radyodan: Bush’un ordusu Bağdat kapılarında. Askerler, “kurtarıcı” bayrağı altında zorla kente girmeye çalışıyor; bölgede Amerikan denetimi kurmak üzere Irak’ı zalim diktatöründen kurtarıyor. Böyle şartlar altında, Saddam ve Bush gibi figürler arasında ahlaki bir ayrım yoktur; her ikisi de kendi çıkarı için çalışan, tanrılar tarafından seçilmiş, sonunda özel olarak ödüllendirilecek bir araç olduğundan emin birer Agamennon’dur. Agamennon, kendi kızı İphiegeneia’yı, donanmasını Troya’ya ulaştıracak rüzgârlar uğruna kurban etmek isteyen babadır.”

Kitaptaki “okuma”ya dair düşünceler de başka bir blog notuna

*** Alberto Manguel, Okuma Günlüğü, Yapı Kredi Yay., 2013 (çeviren: Mehmet H.Doğan)

Bir Cevap Yazın