“Okuma Zevki Nasıl Gelişir?” (Çetin Altan)-1

Fakültede öğretmen adaylarına ders anlatırken, konu “okuma”ya geldiğinde genellikle aynı şeyi söylerdim: Önemi üzerine konuşmamıza gerek yok –belki de her zamankinden daha fazla vardır artık ya neyse– okumak iyi bir şeydir, eeee! Bunun devamı, bu iyi bir şeyi sahiden hayata geçirebilmek için ne yapmak gerektiğine kafa yormaya kalırdı. Çetin Altan’ın insanları, özellikle de gençleri okumaya yönlendirecek adımlara dair yazdıklarını doğru bulur ve paylaşırdım. Onu çıkış noktası alarak küçük okuma projeleri de oluşturur ve uygulardım. Paylaşmak için bu blog da iyi olabilir!

Çetin Altan’ın 6 Ekim1980’de Milliyet’te yayınlanan yazısının başlığı, doğrudan problemin adını koyar niteliktedir: Okuma Zevki Nasıl Gelişir? 

Yazar girişi de girizgâh yapmaya gerek görmeden aynı soruyu geliştirerek başlar zaten:

ahmedmidhat
Yazının geneline bakınca, toplumun “hâce-i evvel”i Ahmet Midhat Efendi’nin bizde ilk polisiyeyi (Esrâr-ı Cinâyât) yazmış olması da şaşırtıcı olmasa gerek!

“Bir şeyler öğrenmek için bir şeyler okumak isteyenler, genellikle şu soruyu sorarlar: -Önce nereden başlayayım? Okuma alışkanlığı olmayanların, daha ilk sayfalarında sıkılmaya başlayacakları kitaplarla, okuma merakını genişletmelerine imkan yoktur. O nedenle ‘’Önce nereden başlayayım?’’’sorusuna hep aynı cevabı veririm: -Okuma zevkinin tadına varmakla…”

Bu tespitinin okullarda göz ardı edildiğini belirten yazar, okuma baskısının sonucunda öğrencilerin değil okuma alışkanlığı edinmek, okumaktan nefret eder hale geldiğinin altını çizer:

“Okullarda gözden kaçan bir konudur bu. Öğrencide okuma zevkinin gelişip gelişmemesinden çok, öğrencinin bir şeyler öğrenmesine önem verilir… Hatta öğrenciye sıkıntıdan patlasa da mutlaka okuma önerilir. Öğrenci de okulu bitirir bitirmez, bütün kitaplarını yakacağına yemin eder. Oysa okuma zevki, okuma tiryakiliğine, okuma tiryakiliği de okuma disiplinine dönüşmedikçe, sistemli bir bilgi birikimine gidebilmek kolay değildir.”

Sürecin azaptan keyfe dönüştürülmesinde, katedilecek yolun ana eşikleri, son cümlede verilmiş gibidir: Okuma zevki > okuma tiryakiliği > okuma disiplini.

Sonra tekrar aynı soruyu sorar ve yanıtı da tek cümlede verir ki benim benimsediğim çıkış noktam da o yanıt cümlesidir:

“Peki, ama okuma zevki nasıl gelişir? Okuma zevki kişinin kendi düzeyine ve eğilimine uygun romanların özenli yazılmış olanlarını okumasıyla gelişir.”

Önerileri:

Çetin Altan’a göre, okul çağı gençlerini okuma alanına çekmenin en iyi yollarından biri, onları iyi yazılmış polisiye romanlara yönlendirmektir. Lisede görev yaptığım dönemde, önerdiğimiz kitap listelerinin genelinde, Ahmet Ümit romanlarının gördüğü ilgi ve okunma düzeylerini dikkate aldığımda bu pratiğin o teoriyi desteklediğini rahatlıkla söyleyebilirim.

aumit

“Bizde okuma eğiliminin azlığı, kişileri önce kendi düzeylerine uygun kitaplarla okuma zevklerini geliştirememelerindendir… Okuma tiryakiliği romanla, roman tiryakiliği de iyi polisiye romanlarla başlar…”

Yazar, polisiye romanlarla birlikte (ben bundan, entrika ve merakın sürükleyiciliğinden yararlanmayı anlıyorum), klasikler öncesinde gencin iyi ve kötü yazılmış metinlerin ayırdına varabilecek aşamayı önemsemektedir:

“Bir kez klasiklere yönelmeden iyi yazılmış polisiye romanlarla kötü yazılmış olanlarını ayıracak düzeye gelmelidir…”

Bu aşamadan sonrasına Dostoyevski’nin ‘’Suç ve Ceza’’sına, ‘’Budala’’ sına kolay geçileceğine inanır Çetin Altan. Ardından Tolstoy’un Balzac’ın, Zola’nın, Flaubert’in, Stendhal’in okumaları kendililiğinden gelecektir. Ola ki bu geçiş yeterli olmadı, o zaman araya –merakı, macerayı, aşkı hızlı bir akışta okurlarının önüne koyduğu için olmalı– girebilecek yeni eser isimleri verir:

“Eğer henüz kolay okunamıyorsa hiç zorlamamak ve hemen ‘’Üç Silahşörler’, ‘Kamelyalı Kadın’, ‘Paris Esrarı’ gibi kitaplarla okuma tutkusunu pekiştirmeyi sürdürmek daha sağlıklı bir yoldur…”

Çetin Altan’ın öğrenme eylemi için anahtar sözcüğü zevk almaktır. Keyif almadığınız bir şeyi yapmak zor gelecektir.

“Öğrenmekte en büyük kural, bilgi satma yarışına hazırlanmak değil, gerçekten okuduğundan zevk almaktır… Henüz o düzeye gelinmediyse, hemen o kitap bırakılıp daha hafif kitaplara geçilmelidir…”

Yazar, önerisini zaman ve sayı vererek somutlaştırmıştır da:

“Aşağı yukarı toplamı elli kitabı geçmeyen üç yıllık bir okumaya başlama dönemi…”

Bir Cevap Yazın