Ortaya Karışık…

“hayata

“Hayır, içimizden biri yepyeni bir Frankestein veya Dracula yumurtlamadığı sürece, hikâyemizin satılacak kadar değerli olması için çok daha dramatik bir hâl alması gerekiyor. Bunlar sona ermeden önce, her şeyin çok, çok daha beter olması gerekiyor.” (Tekinsiz)

Tatilin birkaç günü çoktan geçti bile… İçine, dişe dokunur olmak üzere, bir pasaport süresini uzatma hikayesi, proje blogu için tasarımlara bakma faslı, kendi blogumun tatili beklediğim tema değişikliği, bir film ve bir kitap sığdı, o kadar…

“Anne, sen bu kadar ne yapıyorsun, anlamıyorum.” cümlesine karşılık olarak, üniversitenin ayrıntılarla zenginleştirilmiş birikimini lise için ancak beş yılda azalta azalta kuşa çevirdiğim dosya hafifleştirmeleri de hep tatili bekler… Onlara el attım. Kıyamadığım için, ancak beş yılda eritebildiğim bilgiler bunlar… Daha doğrusu, artık sadece kendim için saklı tuttuğum… Bilgiyi, Einstein’ın baktığı noktadan, babaanneciğime bile anlatıp kavratabileceğim yalınlığa indirgeme, sadeleştirme çabasında son halka…

Ha bir de, “Anne, sakın okumayı deneme.” uyarılarını dinlemeyip, bir Palahniuk okuma denemesi: Tekinsiz… Kızım benim dil hassasiyetimle uyuşturamadığı için, ilk birkaç sayfada kitabı bırakacağımı düşündü; ama ben 251. sayfaya kadar geldim:) Eh, o zaman diğer kitaplarını da okumalıymışım. Evet, arada bir, hayır sıkça geçen, üreme ve boşaltım sistemi terimlerinden ötürü itici bulduğum satırlar var; ama her zaman zeki bir bakış kazanıyor, diyelim..

Neyse, Tekinsiz bitince yazacaktım (bitince yazacağım)… Sabah okuduğum bir feed’in izini sürüp, yaklaşık üç dakikalık bir videoyu izleyip, bir de dayanamayıp yorum yazınca, hem yorumumu hem video linkini eklemeye karar verdim:

“Şimdi elimde Tekinsiz var. Chuck Palahniuk, en acınası/acıtası, en para edesi bir hikayenin kahramanları olmak üzere kendilerini kurban kılan insanların öyküsünü anlatıyor. Yaşananla, iletişim araçlarına taşımak üzere yeniden üretilen arasındaki farklara da dikkat çekerek… Videoyu izledim: Çocuklar, çocuk… Her şeye rağmen çocuk…. Öğretmen neyin nesi ve bu video neye hizmet ediyor, anlayamadım (yani öğretmen açısından…). Palahniuk da amma abartmış diye düşünüyordum; vazgeçtim.”

Not: İlgisiz bir ekleme… Nasılsa başlığa uyar… Kar, sıcakta salonda kanat çırpan kanarya ve soğukta, onlar için bıraktığım şeyleri yemekle meşgul serçeler, keyiflerince pencere demirlerinde… Mutluluk tanımında emin değilim şu an…

Bir Cevap Yazın