masumiyet müzesi

Başlığı, “Masumiyet Müzesi yahut Samanyolu” olarak koymayı düşündüm; ama, yazarına haksızlık etmek de istemedim. Yine de Kerime Nadir‘in Samanyolu’nu okuyan ya da Hülya Koçyiğit‘li Ediz Hun‘lu Samanyolu filmini izleyen herkesin aklına bir biçimde bu eserlerin geleceği muhakkak….Fark, bu kitabın kavramsal düzeyde bir problemi de ayrıntılı işlemesi. Başlarda sıkça geçen, “sonuna…

dali sergisi…paylaşım…trafik kazası…

Geçen hafta sonu: Tanıtımda, bir mabede girer gibi bir etkiyle sergiyi gezeceğimiz söylenmişti. Öyleymiş. En tanınmış tablolarla karşılaşmasam da, bir önceki kentte odamın duvarında duran bir reprodüksiyonunun orjinalini görme hevesim gerçekleşmese de, iyi ki gitmişim diyebilirim rahatlıkla. Özeti, Dali bir cümlede toplamış zaten: “Hayal gücümün atını…

küçük yaramazımız

Günün sürprizi, bir yavru kanarya…üç kişilik minik bir öykü…birimiz için, yalnızlıkta ses; birimiz için, Silmarillion (J.R.R.Tolkien) içindeki elflerin dünyasına selam (kanaryaya Finarfin* adını uygun gördü çünkü); benim için, sıcacık bir gülümseme… * “Finarfin, anlamı soylu saç demektir. Noldor soyundan gelen bir elftir. Finwe’nün üçüncü oğludur. Annesi…

“sevdiğim kadın adları gibi”

Teşekkürler Akgün Akova..Güzel sohbetiniz ve ille de “şiir nedir” sorusuna duyabileceğim en güzel yanıtı, sahnede sözcüklerle yazdığınız için..Beni unutmadığınız için ve dileğiniz için..Sevdiğiniz kadın adlarından biri, benim için de biriciktir, hatta bu blogun adıdır..Ada benim yüklediğim ya da zaten yüklenmiş olanı söze döktüğüm anlam, ilk…