Sıcak Yaz Günlerinde Klasikler…

Savaş ve Barış’ı, o çoğu kişiyi hacmiyle bile ürküten kitabı büyük bir hevesle okumuştu; Suç ve Ceza’yı çoktan kenara koymuştu; bu yıl tamamlayacağı lisenin ilk sınıfındaydı ve bir okul çıkışı dedi ki:

Arkadaşlarım ne kadar kültürlü.. Bugün benim adını hiç duymadığım bir yazardan söz ettiler. Sen duymuş muydun, Agatha Christie’yi?

Biraz Agatha Christie’nin best-seller cinayet romanları üzerine bir sohbet yapmıştık… Sonra arkadaşlarıyla benzer okumalar yapmaya başladı ama klasikleri okumayı da hiç bırakmadı. Şimdi elinde 619 sayfalık çevirisiyle Gonçarov’un Oblomov’u var. Ortalıkta “ÖSS bebesiyim” diye dolaşırken, şimdi okunacak kitap mı bu? Evin öğretmeni benim ama işte “ÖSS bebesinin annesi sendromu” da böyle bir şey galiba.

Sayfalar akar, Oblomov yerinden kıpırdamaktan yorulur. O yüzden, tembellerin piridir. Boncuk da arada bir, “Aynı ben, aynı ben…” diye dolanıp durmuyor mu… :)

(Benim okumalarımsa bu ara yavaşladı. Geçen gün arayan zümre arkadaşıma dediğim gibi, ben temmuzda bol bol “kod” okudum. Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar bitmek üzere. Tolstoy bölümü ilginç… Bitince not düşerim, yani umarım yarının blog girdisi o olur… Şimdi bitirilmesi gereken “döngü” ödevini yapmam lazım.)

2 Yorum: “Sıcak Yaz Günlerinde Klasikler…

Bir Cevap Yazın