Sınıfın Rengi, Kokusu…

Öğretme tekniklerini çok iyi bilmek başka bir şey; öğrettiğiniz her neyse, onun ruhunu sınıflara taşıyabilmek bambaşka bir şey…

Bir arkadaşımız, Oktay Akbal’ın aşağıdaki cümlelerini, edebiyat öğretiminde metinleri hissettirmenin, metinlerin kuru bilgisini öğretmekten daha önemli olduğunu vurgulamak için örneklemişti. Sevdiğim için not ettiğim satırlar:

“Bir gün evlerde reçel pişirmenin hem yorucu, hem de masraflı bir iş olduğunu, fabrikalarda seri halde yapılan reçellerin çok daha ucuza çıkacağını söyleyen bir iktisatçıya Duhamel şu soruyu sormuştu: “Ya reçelin evin içine yayılan kokusu. Onun hiç önemi yok mu?”

Hayatı yapan şeylerin küçük mutluluklar, sevinçler, acılar olduğunu anlatır dururdu Duhamel. İnsanca uygarlığın gittikçe ortadan silindiğini gördü.Bugün insanoğlunun yararına olmayan bir uygarlık kavramıyla karşı karşıyayız. Ona büsbütün tutsak olmadan önce yapacak şeyler var. Bu uygarlığı eleştirmek, incelemek, anlamını duymak. Kısacası, bütün yeryüzü insanlarının, devlet adamlarının, bilginlerinin,savaşçılarının şu cümledeki anlama kulak vermeleri gerek:“Uygarlık insanoğlunun yüreğindedir, orada değilse, hiçbir yerde değildir.” (Oktay Akbal)

Bir Cevap Yazın