Son Zamanlarda Hayatın Bana Öğrettikleri

Son iki ayın özeti: Sağlık…Zorunlu okul işleri…Sağlık… Tek tük blog yazısı… Sağlık… Su içmek diye mühim bir şey varmış… Sağlık…Tek kötü(!) alışkanlığım “neskafe”ye paydos… Sağlık… Uzun, upuzun yürüyüşler… Sağlık… Zümremin, yazma takati bulamadığım için es geçmek zorunda kaldığım kültür-sanat yarışması, tiyatrosu, münazara finali, 19 Mayıs’a katkısı, Işıyan Sayfalar…Arkadaşlarımın ellerine, emeklerine sağlık…

Sağlık olsun!

Haftalar sonra, Füruzan’ın Parasız Yatılı kitabına başlayabildim ve üç günde “iştahla” okudum. Okumayı çok özlemişim. Birkaç öyküden çok etkilendim. (Potansiyel sınav sorusu olacağı için bahsetmeden geçiyorum.)

Yıllar sonra, kadın kısmısına özel bir keyifle, eşya yenilemenin dayanılmaz hafifliği ve müthiş keyfi… (Birkaç hafta önce ultrason odasında bir süre yalnız kaldığımda, aklımdan geçirdiğim ilk şey, insanı oyalayan “lüzumsuz” ayrıntılara dönüp gönüllü kanışlarda kaybolmak idi. Bugün, bunu yaşadım. Bana kalsa yine de lüzumsuz ama pek bir evcilik oynama gibi idi ki iyi oyalandım ve eğlendim ve kendimi iyi hissettim. Öyleyse, an itibariyle lüzumlu imiş. Gerçi, kısa vadede niyetim, “minimalist” anlayışımı sonuna kadar uygulayıp evimi Tibet rahiplerinin manastırlarına çevirmek şeklinde… Ve tezat… “Bakın, şu ölçülerde, şu sadelikte tül sipariş ediyorum. Rustik olacak.” )

Sağlık meselesi bana bir şey daha öğretti. Oturduğum semti “mahallem” yapmaya başladım. Zorunlu egzos dumanı katkılı günlük yürüyüşlerimde, semtteki ayrıntıları keşfetmeye, aksattığım görünmez ama önemli ufak tefekleri almaya ve alış verişlerde esnafla kaynatmaya başladım. Köklü bir mahallede yaşıyor olmanın avantajlarını hissettim. Güzelmiş!

Mesela, bugün hiç bilmediğim bir alanda da kendimce ilginç yeni bir şey öğrendim. Mahalle esnafı ayakkabı tamircisi, bana hakiki deriden yapılmış ayakkabının öyle kolay kolay yanmadığını ama “çakma” derinin hemen tutuştuğunu iki deri örneği üzerinde gösterdi. (Yine de benim ayakkabımın hakiki deri olduğunu söyleyip de çakmağıyla denemeye kalktığında, “Yok dedim, neme lazım, şeytan yakar!”:))

Bugün, şiddetli yağmura rağmen Kavaklıdere Bayındır Hastanesi’nden ev yoluna kadar hızlı hızlı yürümeyi seçtiğimde, yağmur altında yürüyüşleri sevmemin romantizmle değil, çocukluk yıllarımın Trabzon’uyla çok ilgisi olduğunu iliklerimde hissettim. Muayenehanenin jaluzileri hep kapalı oluyordu; bugün açıktı ve yağmurla yıkanmış ağaçlar çok güzel görünüyordu. O yeşili çok özlemişim.

İşte böyle sevgili günlük. Bugün güzel geçti, İz bültenini de biçimlendirdim. Son bir şımarıklık olarak sana not düşmek geçti içimden.

2 Yorum: “Son Zamanlarda Hayatın Bana Öğrettikleri

  • Elifin Günlüğü, özür dilerim epeydir seni okuyamıyordum. Ki bu yazı ile başladım. Sağlık olsun evet ama hayırdır? Herşey yolundadır umarım. Lütfen kendinize iyi bakın. Sevgimle

    • elifin günlüğü

      27/05/2011 at 19:01 Cevapla

      Teşekkür ederim Nurcan Hanım… :)

      Hayat bana son zamanlarda çok basit bir şey daha öğretti ki bakın bu tüm yazının da özeti aslında: Güne sağlıklı bir bedenle uyanmak tek başına mutluluk kaynağı imiş.

Bir Cevap Yazın