Sonsuzluk ve Bir Gün

Daha önce bilmediğim etkileyici bir film: Sonsuzluk ve Bir Gün. Bugün TV8’de fragmanı dikkatimi çekince özellikle bekleyip izledim. Sonra merak edip nette bilgi aradım. 1998 yapımı, aynı yıl Cannes’da Altın Palmiye ile ödüllendirilmiş.. Çeken, Theo Angelopoulos..  Yaşlı ve ünlü şair Alexander’ı oynayan aktör, Bruno Ganz. Muhtemelen birbirinden kopyalanmış, hemen hemen aynı tümcelerle verilmiş bir film özeti var nette. Mesela şurada

sonsuzlukvebirgun

Yaşlı şairin beklenmedik biçimde yaşamına giren  Arnavut göçmeni küçük çocuğa anlattığı öykü ilginçti.. Yunan asıllı İtalya’da yaşayan bir şair, Osmanlıdan kopma sürecine girmiş Yunanistan’a dönmek ve “özgürlüğün kayıp yüzü”nü anlatacağı şiirler söylemek ister. Ama,Yunanistan’ın özgürlüğü için söyleyeceği şiirlerin sözcükleri yoktur; çünkü bilmez. Her yerde sözcük öğrenmeye, hatta öğrendiği her sözcük için para ödemeye başlar. Herkes öğrenir ki “bir şair kelime satın alıyor”… Yine de öğrendiği sözcükler yetmez ve düşlediği şiiri yazamaz. (Filmde şairin adı geçti mi hatırlamıyorum ama öykü bana doğrudan Lord Byron’ı hatırlattı.)

Aslında Alexander da kendi kayıp sözcüklerini aramaktadır. Değil mi ki her insan, sözcükleriyle ayrışıyor  diğer insanlardan ve tüm canlılardan… Film, hayatla sözcükler arasında kurulan bağ üzerinden gelişiyor… Hayatı kaybetmek ya da kayıp yaşamak, sözcükleri kaybetmeye eş… Ya da tersi… Sözcükler yoksa, hayat karşılığını bulamıyor. Alexander bunun hüznünü yaşıyor. Hayatından geriye kalan son sözcük, “çok geç”tir.

Hoş bir ironisi de var filmin: Sözcüklerin izinde yaşanan hayat, sona geldiğinde bazen kişiye fark ettirir ki, aslolan sözcükler değildir, yaşanmış sözcüklere yani hayatla birlikte gelen sözcüklere sahip olmaktır.

Çocuk ve yaşlı şairin geçirecekleri son iki saat için seçtikleri otobüs, bir tür metafordur. Bilet satışından başka hiçbir şeyle ilgili olmayan muavin, kızıl bayraklı gösterici, gergin sevgililer ve otobüsün orta yerinde mini bir konser veren konservatuar öğrencileri, yolculuğa hayatın renklerini katar. En son, kayıp sözcüklerin ardındaki şair biner otobüse, hüzünlü bir şiir söyler ve iner. Alexander, yine bir yolculuk imgesine eşlik eden gemiye çocuğu bindirir ve mutlu zamanlar yaşadığı geçmişe, deniz kıyısına döner. Otobüste şaire sorduğu sorunun yanıtını, burada geçmişten gelen seste eşi Anna verir:

“Yarın ne kadar sürer Anna?”
“Sonsuzluk ve bir gün”

Bir Cevap Yazın