Tapduk Emre Türbesi

(Tapduk Emre Türbesi/ Nallıhan-Ankara)

Yunus Emre konusu geldiğinde, Tapduk Emre’den söz etmeden geçilmez ya, ders Ankara’da olunca, Nallıhan’daki Tapduk Emre Türbesi’ne de söz bir dolanır gelir. Yine geldi ve bir öğrencim, “Ben gittim, hiçbir şey yok!” dedi. “Nefes ne ki! Buğdayla karnım doyar!” ufkundaki Yunus’a eş… Bu yaz başında kardeşim yolunu oralardan geçirip yanımıza geldi. Fotoğraflar onun gördüğü pencereden:

İçinde geçen “alıç”ı yıllar önce Ankara’ya geldiğimde ilk kez görüp yediğim ünlü Tapduk Emre-Yunus Emre menkıbesi:

“Tapduk Emre bir Anadolu erenidir. Ehlibeyt öğretisiyle onlarca derviş yetiştirmiştir. Bunlar arasında ünü günümüze kadar gelen ve düşünceleri ile bütün insanlığı kucaklayan Yunus Emre de vardır. Yunus isminde çiftçilikle geçinen çok fakir bir adam vardı. Bir sene kıtlık oldu. Daha da fakirleşen Yunus, bir çok kerametlerini duyduğu Hacı Bektaş-ı Veli’den yardım almak fikrine düştü. Sığırının üstüne bir miktar alıç (yabani elma) koyup dergaha geldi. Pirin ayağına yüz sürerek hediyesini verdi ve bir miktar buğday istedi. Hacı Bektaş-ı Veli ona lutf ile muamele ederek, bir kaç gün dergahta misafir etti. Yunus geri dönmek için acele ediyordu. Dervişler Pir’e Yunus’un acelesini anlattılar. O da ‘Buğday mı ister, yoksa erenler himmeti mi?’ diye haber gönderdi. Gafil Yunus buğday istedi. Bunu duyan Pir ‘İsterse o alıcın her tanesine nefes edeyim’ dedi Yunus buğdayda ısrar ediyordu. Hacı Bektaşi üçüncü kez haber gönderip ’İsterse her çekirdek sayısınca himmet edeyim.’ dedi. Yunus tekrar buğday isteyince hatanın büyüklüğünü anlayıp pişman oldu. Derhal geri dönerek kusurunu itiraf etti. Hacı Bektaş onun kilidini Tapduk Emre’ye verdiğini bu yüzden isterse ona gitmesini söyledi. Bir fırsat kuşunu kaçıran Yunus o himmete kavuşmak için tam kırk yıl Tapduk Emre dergahında hizmet etti. İşte Yunus’u asırlardır gönül Sultanı yapan bu himmettir. Eli böğründe dönen Yunus yüzgeri gider Tapduk’un kapısına. Tapduk’a adeta kul olur. Yıllar yılı şeyhine odun taşır. Yıllar yılı ondan feyz alır. 0lgunlaşır ye pişer. Yunus’un Şeyhine taşıdığı odunların içinde hiç eğrisi bulunmaması Tapduk’un gözünden kaçmaz. Sonra Yunus’a odunluktaki odunları gösterir: ”A Yunus, der. Bakıyorum, dağdan kestiğin odunların hepsi kuru, hepsi düz. Meraklandım. Acaba Ormanda hiç eğri odun yok mu?” Yunus Gülümser. tatlı tatlı, içten içe bir gülüş. Vereceği cevabı ne düşünmüş ne de hazırlamıştı. Öylece, dudaklarına geldiği gibi söyleyiverdi: “Ormanda eğri odun var olmasına var amma, Senin dergahından içeri odunun bile eğrisi giremez, efendim.” (“Tapduk Emre”)

Bir Cevap Yazın