Tembellik Hakkı (Paul Lafargue)

“Çünkü kim ki kendi emeğini para karşılığı satar, kendini de satar ve köle mertebesine düşer.” (Çiçero’dan yapılan alıntı)

Hiç böyle bakmamıştım. Kitaptaki hemen tamamı keskin hükümlerden dikkatimi çeken bir cümle… Kitap, Paul Lafargue imzalı Tembellik Hakkı…tembellik hakkı

sims simülasyonunda biz (kitaptan bağımsız)…

Tatillerde “tembellik hakkı”mı kullandığım zamanlara bazen bir bilgisayar oyunu da dahil oluverir. Bu yazki  Sims. Paul Lafargue’ın Tembellik Hakkı kitabını okurken  Sims’in “görev”leri, kapitalist sistemin tam bir simülasyonü aslında diye düşündüm.:) Mesela, şuraya not düşerken, “görev” benden, hiç lazım değilken “üç yıldız”lı koltuk “satın alma”mı istiyordu! Öncesinde evde yangın çıkarmamı istedi vs.

Petshop açılması için Sims parasıyla 150.000 limoneos biriktirmeye çalışan sanal Sims kişileriyle ne kadar benzeriz!

fordizm ve tembellik hakkı

Tembellik Hakkı ile iki yıl önce 1920’li yılların dünyasının değerleri üzerinde çalışırken karşılaşmıştım. “Fordizm”in karşısında bir değer olarak çalışmak zorunda kalmayacağımız bir dünya hakkı ve güzelliği…

“Çalışma bütün zamanı alıp götürür; çalışma varken ne cumhuriyet ne de dostlar için boş vakit kalır.”(Kitapta, Ksenofon’dan alıntı)

Zamanı daha iyi yönetme, daha çok maddi değer üretme, daha çok çalışma ve çalışmayı kutsama…Döngüyü başa sarıp daha çok daha çok ve daha çok çalışma…Hepsini işverene katma değer olarak kaydederken ölmeyecek kadarla yetinme…Zamanın değiştirmediği temel gerçekliğin Lafargue’nin ifadesiyle özeti:

“Emekçilerin ya aşırı çalışarak kendini öldürme ya da perhiz içinde sürünme şeklindeki bu ikili çılgınlığının karşısında, kapitalist üretimin büyük sorunu üretici bulmak ve bunların gücünü misliyle artırmak değil, tüketiciler keşfetmek, onların iştahlarını kışkırtmak ve onlar için yapay ihtiyaçlar yaratmaktır.”

Pazar arayışları, sömürgeler vs…

Tembellik Hakkı

Marx, kızı Laura ve damadı Paul Lafargue

Kitapta burjuvazinin tutumu ahlaksız bulunmakta ve eleştirilmekte ama Karl Marx’ın damadı Lafargue’dan asıl eleştiri gayri insani koşullarda çalışmaya göz yuman ve gereksinimleri doğrultusunda sürekli çalışmayı göze alan proleteryaya gelmektedir:

“Çalışın, çalışın proleterler, toplumsal serveti büyütmek ve bireysel sefaletinizi arttırmak için çalışın; çalışın ki, daha da yoksullaşarak, çalışmak ve sefil düşmek için daha fazla gerekçeniz olsun. Kapitalist üretimin insanın gözüne bakmayan yasası budur.”

Kitaptaki bir öneriyi tuttum:

“Neden çalışmayı hiç ayrım gözetmeksizin on iki aya dağıtmamalı ve altı ay boyunca on iki saatlik bıkkınlıklar yerine, her işçiyi yıl boyunca günde altı ya da beş saat çalışmayla yetinmeye mecbur etmemeli?”

Lafargue, böyle bir çalışma ortamı sağlandığı takdirde, işçilerin “ellerden işi ve ağızlardan ekmeği söküp almak için birbirleriyle dövüşmeyecekleri”ni belirtiyor. Bana da kişisel hayallere fırsat yaratma zemini olarak göründü.

“Pantagruelvari” şölenlere övgü!

tembellik hakkının varlığı için edebiyattan destek alma

Tembellik Hakkı’nı “iktisatçı” olmadığım için o gözle değerlendiremem ama “edebiyatçı” olaraktan örneklediği isimlerden ötürü ayrı bir yere koyabilirim. Tembelliğin güzel bir şey olduğuna ikna etmeye yönelik örneklerin adreslerinde edebiyatçılar da var: Antipatros, Çiçero, La Bruyere, Rabelais, Cervantes, Quevedo

Virgilius’tan bir dize: “Ey Meliboeus, bir Tanrı bağışladı bize bu aylaklığı.”

Açılış da, Alman eleştirmen Lessing’le yapılmıştı zaten:

“Tembellik edelim her konuda; sevmek, içki içmek, bir de tembellik etmek hariç.”

Bir de çalışmayı kutsadığı için eleştirilen edebiyatçılar var tabii:

“(…)Şeytanca romantik Victor Hugo’dan naif biçimde grotesk Paul de Kock’a dek bütün burjuva edebiyatçıları; bunların hepsi, İlerleme tanrısının büyük oğlu Çalışma’nın onuruna iğrenç ezgiler düzdüler.”

Böyle işte…Çalışmayı da pek bi seven biri olarak ne diyeyim bilemedim.:) Ne için çalıştığınıza, pardon emeğinizi her ay ne uğruna kiraladığınıza vereceğiniz yanıt önemli belki de!

3 Yorum: “Tembellik Hakkı (Paul Lafargue)

  • tembellik hakki edebiyatcilara gerekli oldugu kadar filozoflara, ressamlara, muzisyenlere..kisaca bu dunyayi kendince anlamli kilma cabasindaki herkese gerekli hocam.
    tabii marxistlerin “tembellige ovgu”leri, insanca uretimin onunu acmak amacli. yani yan gel yat anlayisindan ziyade, insana insanca yasamanin imkanini sunacak kadar bos vakit talebi denebilir.
    biz felsefenin ortaya cikisini anlatirken bos zaman’in onemine vurgu yapariz, zira gunde 12 saat bir makinenin yahut masa basinda, kendine oldukca yabancilastiran bir isle mesgul “modern kole” icin, sanat da edebiyat da felsefe de ulasilmaz, gayet elit aristokrat ugraslar olarak kaliyor.
    marxist utopyada calisma saatleri gunde 4-6 saatle sinirlandirilir, hedef her emekcinin piyano ile de, heykelle de, siirle de ilgilenebilmesi kosulunun onunu acmaktir..
    “natasa”larin bale ile ugasip, klasik muzikten cok iyi anliyor vs olmalarinin nedeni de bu ironik olarak.. basarisiz bir marxism uygulamasi dahi basarili bir kapitalist pratikten yegdir kanimca ;))
    sevgiler hocam…

  • elifin günlüğü

    03/07/2014 at 14:28 Cevapla

    Devamı Facebook’tan:

    Nur Nur: bu arada ikinci yeniler yani bohemyalilar mecbur olmadikca calismaktan yana tavir almiyorlar, zaten baska turlu nasil cikar o dizeler:)

    Hayriye:Biz sizin de katkı verdiğiniz disiplinler arası çalışmayı yaparken fordizme karşılık ben bu yaklaşımla karşılaştığımda Mahmut hoca yazdıklarınızı anlatmıştı bana. O zamandan beri ilgimi çeken ve keşke olsa dediğim bir çalışma düzeni. Sahiden ihtiyacımız var da lafargue da kulak çekiyor, bayılıyorsunuz çalışmaya diye:)

    Nur Nur:”calismaya bayilmak” her zaman olumsuz degil. kisi isiyle var olup, kendini gerceklesirebiliyorsa, bu istenen bir sey.. sanatcilarda, sairlerde yahut bizlerde oldugu gibi..elestiri daha cok bizi bize yabancilastiran islerin icinde erimeye yonelik..
    yani isimiz bizi cogaltiyorsa ne mutlu, ama eksiltiyorsa sorun var demektir. :)

    Hayriye: Ki biz meslek alanımızla şanslı gruptayiz da öyle işte. .. neyse kitap proleterlere yuklenmekten sizin kadar duru cizmemis çalışmanın doğru anlamını.

    Nur Nur: proleter sisteme oylesine ikna oluyor ki, ezbere, insanligindan uzaklasarak ve cogu zaman ne yaptigini unutarak sadece gorev icabi calisiyor, is goruyor. yababcilasma, aracsallasma, metalasma..vs kavramlari elestiriliyor hakli olarak. benimki bir oteye giden yorum sadece. yoksa lafarge de marx da buyuk adamlar :))
    “koleliginden memnun koleler”, “gorev adamlari”, “emeklilik icin safak sayan memurlar”, “patronunun kar etmesi icin patronun onune yatan asgari ucretliler”e onlarin sozu :)

  • elifin günlüğü

    03/07/2014 at 14:33 Cevapla

    İkinci Yeni bahsini açan da Gönül’dü:)

    Gönül:çalışmayı yücelten yazarların yanına Üç Kızkardeş’te “bizi çalışmak kurtarır ancak” diyen Çehov’u da ekleyebiliriz. Çehov’un bizdeki karşılığı deyince akla gelen ilk isim Sait Faik ise Tembellik Hakkı’nın hakkını vermiştir gibi geliyor…içki içmek, dostlarla vakit geçirmek ve denizle hemhal olmak dışında…ben oyumu Sait Faik’ten yana kullanıyorum…

    Hayriye:Lisansta Faust’u işlerken hocamız, bu kitabı Avrupa Birliği değerlerinin dayandığı temel eserlerden biri olarak vermişti ve “çalışma”yı yücelten eserler arasında saymıştı. Benim de aklıma o gelmişti okurken.

    Gönül:derken karanfil elden ele…liste eklemlenerek uzar mı ki?

    Hayriye:Vallahi Cansever çalışmaya nasıl bakıyordu bilmiyorum.) Onu ve başkalarını bilen varsa ekleyebilir. Lafargue tembelliği övenleri sıralamış.

Bir Cevap Yazın