“Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor”

Dünkü blog notumda belirttiğim gibi (Bir Park Hikâyesi), bilgisayarın başına oturduğumda Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor’u yazacaktım, kendimi, kendime dair bir hikâyeyi yazarken buldum. Kitabın gizli etkisi olabilir! Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor, Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi ile Açık Radyo’nun işbirliğine dayalı kayda değer bir proje…

Hikâyesi de ilgi çekici… Amerika’dan Türkiye’ye uzanan bir etkilenim, etkileşim ürünü…

Ünlü Amerikalı yazar Paul Auster’e peryodik sunacağı bir radyo programı teklifi gelir. Yoğundur, böyle bir şeye zaman ayıramayacağını düşünür. Eşi bir fikir verir: Radyo konuşmalarının içeriğini, dinleyiciler verecektir. Nasıl? Kendi hikâyelerini yazıp gönderecekler ve Paul Auster paylaşacaktır. Fikir tutar hatta kitaba dönüşür. Babamın Tanrı Olduğunu Sandım adını taşıyan kitap, Amerika’da bulunan Güven Güzeldere’nin dikkatini çeker.

turkiye-hikayelerini-anlatiyor

“Kitabı raftan alıp biraz karıştırınca, bir derleme olduğunu fark ettim. Kapakta kitabın ‘Ulusal Hikâye Projesi” kapsamında Auster tarafından seçilmiş ve radyoda kendisi tarafından okunmuş gerçek hayat hikâyelerinden oluştuğu yazıyordu.”

Güzeldere, kitabın bir örneğini Açık Radyo’ya bırakır ve benzeri bir fikri hayata geçirme konusunda Ömer Madra ile konuşur. Hayata geçmesi, Boğaziçi Üniversitesi’nden Murat Gülsoy’un da devreye girmesiyle hızlanır. Süreçte, Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlı Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’ne adını veren şairin Memleketimden İnsan Manzaraları’nın da payı olduğu belirtilmiş.

Ortaya çıkan ürünün teknik süreci:

“Çağrılar Açık Radyo ve Merkez tarafından Mayıs 2015’te yapılmaya başlandı. Temmuz ayında hikâyeler toplandı, seçici kurula iletildi.

 

Seçici Kurul: Güven Güzeldere, Murat Gülsoy, Ömer Madra, İlksen Mavituna.

 

Koordinatör: Buket Okucu.

 

Seçilen hikâyeler değerli yazar ve akademisyenlerden oluşan editör grubuna gönderildi.

 

Editörler (Yayına Hazırlayanlar): Deniz Altınay Ömer Ay- gün, Hakan Bıçakçı, Behçet Çelik, Berna Durmaz, Sine Ergün, Mahir Ünsal Eriş, Hülya Ekşigil, Semih Gümüş, Hakan Gün- day, Meltem Gürle, Hikmet Hükümenoğlu, Sibel Irzık, Ercan Kesal, Melisa Kesmez, Ergun Kocabıyık, Adnan Kurt, Birgül Oğuz, Hatice Örün, Mahmut Temizyürek, Serhat Uyurkulak, Murat Yalçın.

 

Seslendirenler: Adnan Acar, Behçet Çelik, Berna Durmaz, Deniz Altınay, Güven Güzeldere, Hatice Örün, İlksen Mavituna, Meltem Gürle, Mesut Özkeçeci, Murat Gülsoy, Ömer Madra, Seçil Türkkan, Serhat Uyurkulak, Sine Ergün, Tilbe Saran, Tolga Korkut.

 

İlk yayın tarihi: 26 Ekim 2016

Son yayın tarihi: 29 Nisan 2016”

Ömer Madra, bu hikâyeler için “hayat-ı hakikiye hikâyeleri” diyor ve bu ifade, kitabın birkaç önsözünde sıklıkla yinelenecek kadar çok tutuyor. Hüseyin Cahit Yalçın’ın 1909’da yayınladığı Hayat-ı Hakikiye Sahneleri adlı ve yine hikâyelerden oluşan kitabın, Ömer Madra’nın aklında kalan bir izinin yansıması mıdır yoksa kendiliğinden aklına düşen bir tanımlama mıdır, anlayamadım ama bir ayrıntı olarak yazmak istedim. Önsözlerde buna dair bir not göremedim.

“Anlatılanlar, bizim hikâyelerimizdi. Edebiyattı, hem de hayattı.”

(Güven Güzeldere) ifadesi her şeyi ve projenin varlık nedenini anlatmaya yetecek kadar duru ve etkileyici…

Türkiye’nin hikâyeleri, belli başlıklar altında gruplanarak verilmiş. Başlıkların çizdiği çerçeve, nelerin etrafında yaşadığımıza da bir ipucu:

“Aile Hikâyeleri”, “Anneanne ve Dede Hikâyeleri”, “Aşk ve Delilik”, “Toplumsal ve Kültürek Kimlik”, “Hayvanlar”, “Köy ve Taşra Hikâyeleri”, “Ölüm”, “Şehir Hayatı”, “Toplumsal ve Siyasal Olaylar”, “Yardımlaşma ve Dostluk Hikâyeleri”, “Yoksulluk”.

Benim gibi okuduğu her metnin sonrasına, onun evreninde bir süre daha kalmak ve onu kalıcılaştırmak için boşluk koyan biri için arka arkaya kesintisiz hikâyeler okumak tercih edilesi değil ama aynı nedenle, zamanaya yayılmak kaydıyla, bir süre başucu kitabı olmaya aday bir kitap Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor.

Projenin aynı adlı sitesi şurada.

Bu kadar söz etmişken kitaptan bir örnek vereyim. Gül Hürel’in yazdığı, Deniz Altınay’ın yayına hazırladığı “Ters Düz Hikâyem”in kurgusu tam da adına uygun. Hikâyeyi oluşturan ifadeler “Ters” ve “Düz” başlıklı iki sütunda ve bağımsız birer cümle olarak sıralanmış. Bu cümleleri, yukarıdan aşağıya veya aşağıdan yukarıya okuyabiliyor ve herhangi bir anlam kaybı ya da yapı bütünlüğünde kopma olmadan o dünyaya girebiliyorsunuz. Mesela:

“O günden sonra onu bir daha hiç görememişti.

Sahi, kırmızı elbisesine ne olmuştu?

Büyükler, onun hazır olduğunu hissedip söyleyene kadar neler olduğunu bilemeyecekti.

Ömür boyu yüreğinde yer alacak koca boşluğu oluşturan gerçeği…”

Soru... Katkı...