TÜTAP Kitap Fuarı’nda

Otobüsün, bizi, sabahın altısında TÜYAP Kitap Fuarı’nın önünde bırakması kötüydü; bir dolmuşluk mesafede, bir pastanenin yağmur manzaralı penceresinin önünde, Nazan Hoca ile birlikte sıcacık bir çay ve sohbetin içinde fuarın açılış saatini beklemek güzeldi; vakti, pastanenin çevresinde veya içinde veya “iphone”larının hatta “ipad”lerinin derinliklerinde geçirmeye çalışan öğrencilerimizin, güne mahsus bir tatlılıkla bizi yanlarına çağırıp koro halinde “öğretmenim canım benim” faslını gerçekleştirmesi çok çok güzeldi.

Fuar… Özlediğim ne çok şey!… İyi ki gitmişiz.

Son gidişimin üzerinden epeyce yıl geçmiş. Sayı 28’den 31’e dönmüş. O zamanki notumda Nazan Bekiroğlu demişim, fotoğraf çektirmişim, Trabzon’u yad etmişim; şimdiki notumsa aynen şöyle olmak durumunda:

Nazan Hoca ile birlikte, Elimizde Nar Ağacı, kendimizden emin bir şekilde imza saatinin başladığı dakikalarda Nazan Bekiroğlu’nun (Nazan Hoca diyesim var ama diğer arkadaşımla karışacak) bulunduğu yere gidecektik ki… Ne mümkün! Anlatılamaz bir sıra sarmalını yatay kesmeyi başarıp güvenlikçi zatın engeline takılmak! Üstelemek ama başaramamak… Bir cazgırlık yapmak vardı ya kendim dahil kimseyi de mahçup etmeye hakkım olmadığını düşündüm. İki saat sonra bir hamle daha yapıp aynı sarmalı görünce pes ettim. Söz verdim Nazan Hoca’ya. Nazan Bekiroğlu’yla onu tanıştıracağım. Ben de aralarında dilek tutacağım.

Nazan Hoca demişken, oldu olacak Penguen standına da gittik ve böylece kayınbiraderi Selçuk Erdem’le tanışmış oldum.Nazan Bekiroğlu’nda kapı duvar modundaki güvenlikçiye karşılık, burada kırmızı engel kurdele, Selçuk Erdem için açılıverdi.:) (Penguen ve Uykusuz sırası elbette öğrencilerimize daha cazipti. Ha bir de izdihamdan göremediğimiz Türkan Şoray’ın imza kuyruğunda inatla direnen öğrencimizin yaşattığı adrenalin konusunda bu kadarcık not, tekrar bu satırlara döndüğümde bana çok şey söylesin…)

Yılmaz Karakoyunlu
Yılmaz Karakoyunlu

Başka tanış seslerle selamlaşmanın keyfi ve birkaç dakikalık sohbetle Edebiyat Günü’müze bir selam gönderme… Notos’un albenili stantında Semih Gümüş’le ve yeni çıkan kitabının imzasında Behçet Çelik’le…

Savas Ay
Savaş Ay
Ugur Dündar
Uğur Dündar

Koşturmacanın ortasında birkaç, “Aaaa, bak!” faslı: Savaş Ay, Uğur Dündar, Yılmaz Özdil… En sürprizlisi, bir salondan diğerine koştururken Bulutsuzluk Özlemi’nden Nejat Yavaşoğulları’nı görmek. Daha hoşu da aynı akşam, ekranda izlemek…

Tuna Kiremitçi, Yılmaz Karakoyunlu ve Ataol Behramoğlu’nu yeni “Edebiyat Günü”müze davet etmek; ilk ikisinden söz almak ve kısacık da olsa söyleşmek güzeldi.

Ataol Behramoglu
Ataol Behramoğlu
Tuna Kiremitci
Tuna Kiremitçi

Yekta Kopan’ı salonun arkalarından bir süre dinlemek ve tek güne sığdırılacak çok şeyin telaşında oradan çıkıp Mario Levi’nin ardına düşmek…

Altan Öymen
Altan Öymen

Mario Levi, Karin Karakaşlı ve Sema Kaygusuz’u bir süre dinlemek, Karin Karakaşlı’nın telaffuzunda yahut mikrofonun azizliğinde, gönüllü olarak yorgunluğumuza yenilmek ve bir kahve molası vermek…Mario Levi’yi stantta beklerken Altan Öymen’le karşılaşmak… Bir başka stantta Füsun Önal

Fusun Onal
Füsun Önal
Kucuk Iskender
Küçük İskender

Sabah Ali Kırca’yı dinlemiş olmak. Kitleler karşısında olmadığı zamanlarda da “Hep böyle şiir şiir mi konuşur?” diye düşünmek. Ali Kırca’yı ayrı yazmalı.

Şimdilik bu kadar.

4 Yorum: “TÜTAP Kitap Fuarı’nda

  • Çok imrendim size hocam.En güzel günlerim Mersin’deki tezgahlarda satılan kitapların arkasını okumakla geçmişti.Şimdi o kitap fuarında,tabi bitti sanırım,her kitaptan bir ruh sizi çağırmıştır beni oku diye…Yazarları görmek, imzalatmak gerçeküstü bir şey olsa gerek..

    • elifin günlüğü

      27/11/2012 at 06:07 Cevapla

      Tam da söylediğin gibiydi Ayfer; orada, her şeyi bırakıp sadece kitap okuyası geliyor içinden insanın.

  • Çok özlüyorum ben de Türkiye`de olup da Kitap Fuarı`nın açılmasını hep dört gözle beklediğim zamanları…
    Görüldüğü gibi; çok uzaklardan bile olsa hala takip ediyorum.
    Çok teşekkür ederim bu güzel paylaşımlar için (:
    Sevgiler,
    Derya

Bir Cevap Yazın