Vakitsiz Şarkılar (Ali Kırca)

Ali Kırca’nın son kitabı… Yazılarından derlenen beşinci ve eğer düşüncesini değiştirmezse, bu şekilde oluşturulmuş son kitabı… Siyaset Meydanı içerikli kitaplarıyla birlikte toplam on iki eseri olmuş.

TÜYAP’taki söyleşisi Vakitsiz Şarkılar üzerineydi. Sanki heyecanlıydı bir parça.

Ali Kırca

Ali Kırca, kitaplarını “dünü bugünü olmayan”, zamansız yazılar toplamı olarak tanımladı. Kendi ifadesiyle, “insanın hayatla karşılaşmasını ve sonuçlarını anlatan” yazılar kaleme almıştı.

Vakitsiz şarkılardan bir bölüm okudu. “Şiirimsi” dediği bölümden bir yer içime işledi:

“Belki senin de vakitsiz bir şarkı kanıyordur kalbinin bir yerinde”

Bir de “yarım kalmış şarkılar”dan söz etti Kırca. 68 kuşağının ölenlerini veya bu kuşağın hayallerinin yarım kalışını hatırlattı. Onları, “yaşayamadan ve şarkılarını söyleyemeden” gidenler olarak niteledi. Üstelik, “vakitsizdi” de onların şarkıları; “belki henüz zamanı gelmemişti.”

Ve beklenmedik bir çentik: Fransa-Almanya hattındaki Majino hattına sözü getirerek, şimdi hiçbir engele takılmadan geçilen o hat uğruna bir dönem insanların öldüğünü vurguladı ve sordu: “Ne için öldüler?”

Vakitsiz Şarkılar’la verilen 20 parçalık albümünden de söz etti. Benimle birlikte kendisini dinleyen –benden önce salonda yerlerini almışlardı- öğrencilerime bir şey ifade etmemiştir ama ben, bahsettiği “Ah Bir Ataş Ver” türküsünü söyleyişini de bu türküye çekilen klibi de o klipte anlatılan Dumlupınar denizaltısının hüzünlü öyküsünü de yıllar önceki tazelikte hatırlayıverdim. Hatırlamadığım, bu albümün Serdar Ortaç ve Hande Yener’i geçen satış grafiğiydi. :)

Ali Kırca, şiir şiir konuşmasını, aynı şekilde kapattı: Biz, bu “yağmurlu sonbahar İstanbul’unda” oradaydık.

Dinleyici sorularına kalamayacak kadar vakit azlığındaydık ama bir soruyu ve yanıtını dinleyebildim. Roman yazmayı düşünür müydü? Düşünmemiş. Yazsa, matematiksel kurgusu olanlardan değil, kahramanlarının yazarını yönlendirdiği kitaplardan olurmuş Kırca’nın ki…

Salondan çıkarken, aklımda “Belki senin de…” satırları vardı, bir de salona girerken çalan telefon…

Bir Cevap Yazın