Yaşam Irmağı

Galiba Mavi Tüy‘ün giriş öyküsüydü. Bir öğrenci yıllığına yazdığımı da hatırlıyorum; Sophie’nin Dünyası’ndaki bir öyküyle ilişkilendirip öğrencilerimle paylaştığımı da…

Irmağın derinlerinde taşlara sıkı sıkı tutunarak yaşamlarını sürdüren canlılardan biri, bir gün taşlara tutunmayı bırakıp akışa kendini bırakmak ister. Çevresindekiler karşı çıkar. Akıntıda savrulup yiteceğini söylerler. O vazgeçmez. Savrulur, yalpalar, bocalar; ama sonuçta yüzeye çıkmayı ve daha önemlisi ırmağın akışına uyarak kendi iç ritminde soluk almayı başarır.

Öğrencilere yaşamı taşımak için taaa ortasında olmak lazım..Yaşadığın kent kadar değil, ülke kadar değil, dünya kadar olmak lazım..

h.topçuoğlu

Bu fotoğrafın çekildiği anın içerdiği bütün ayrıntılara her daim varım: Duvarları kitaplarla kaplı bir gezgin mekânında, eğitimci meslektaşlarımla (profil olduğunu unutmamak lazım!) biraz hayattan, biraz hayallerden, biraz kitaplardan ve dahi eğitimden söz açabilmenin sade güzelliği…

Bir Cevap Yazın