Dil Bayramı (26 Eylül)… Türk Dili Yılı (2017)…

26 Eylül Dil Bayramı dolayısıyla yaptığım bir sunum için kullandığım el kartlarından birini hatırlatma amaçlı alayım şimdi:

  • 26 Eylül, bir sürecin sonucu ve aynı zamanda bir sürecin başlangıç noktasıdır.
    • Türk Dili Tetkik Cemiyeti ile 1.Türk Dili Kurultayı arasındaki süre: 2.5 ay…

–Kurultay toplayıp Türk dilinin gündemini oluşturma
–Basına duyurma, halka açık olacağı bilgisi
–Kurultay, Dolmabahçe Sarayında
–9 gün sürer (26 Eylül 1932-4 Ekim)

    • Halit Fahri Ozansoyun verdiği bir önerge ile Kurultayın toplantığı ilk gün, Dil Bayramı olarak benimsendi.
    • Türkiye’nin önerisiyle 2001 yılından itibaren de Avrupa Konseyi 26 Eylül’ü ‘‘Avrupa Diller Günü” olarak kutluyor.

Dil Bayramı bir yana, 2017, Türk Dili Yılı olarak kutlanınca bir şeyler biraz daha kulak tırmalayıcı olamaya ve batmaya başladı:

“adına”!!!!

  • ….. bilmem neyi yapmak adına… (Güzelim “için”e ayıp!)

    Tipik bir örnek (23.2.2017): “ADINA”yı edebiyat öğretmenleri dahil aptalca kullanan herkes için tipik bir örnek: Sunucu, yoğun bakım ünitesinde, hastaların arasında göbek atan hemşire veya hastabakıcılara tepkisini belirtmek üzere diyor ki: “Şimdi onlar ADINA konuşacağım.” Aslında, diğer hemşire veya hastabakıcılarla bir derdinin olmadığını, sadece görüntüdeki kişilerin davranışını eleştireceğini söylemek istese de çıkan anlam tam tersi. Eleştirdiği kişilerin sözcüsü olacak, onları temsilen konuşacak gibi…

“yapıyor oluyor olacağım”

Bunu kulaklarım duydu!

İngilizcenin “tense”lerinden birini bayağı bayağı içselleştirmişiz de aşmışız bile! “Yapacağım”, “geleceğim” vb. yerine “yapıyor olacağım”, “dinliyor olacağım” vb. kullanımlar daha bi havalı mı duruyor acaba?!!

  • ….. anlatıyor olacağım! (“Anlatacağım “de bitsin! İngilizcenin cümle yapılarından biri resmen bizim de oldu!)
  • Hatun an itibariyle elindeki kağıdı okuyor ve yaptığı işi ifade etmek üzere şu cümleyi kuruyor: “… okuyor olacağım ben.” (17 Ağustos 2018/ “Nedir, Ne Değildir?”, Habertürk)

dil bayramı mı? şimdi bunlar gözde…

Ömer Seyfettin’in “Yeni Lisân” makalesine de bir selâm gidiversin. 

& “şarka doğru”…
  • ….. selâmlar olsun. (Selâmı sen göndersen o alsa… )
  • ….. iltisaklı…..
  • ….. saikiyle…
  • Birisi konuşmasında “vatan-ı asliyesi” dedi, Türkçenin “vatan-ı asliye”sinde(!) bi hüzünlü geldi!
  • Biri, birinden ayrılmış ve söyleyeni belli olmayan bir alıntıyla lafını esirgememiş. Ekranda dış ses duyuruyor: Filanca, “La-edri’nin ünlü sözünü paylaştı.” La-edri(!!!)…
& “garba doğru”
  • ….. procekte et-, alarme et- vb.
  • ….. “yeni start up’lar… (Yepyeni bir girişimi, başlangıcı galiba Türkçe de istiyor)
  • ….. karnımda kelebekler uçuşuyor! (Kabul, şiirli ama Türkçenin genlerinden gelmiyor)
  • Bir haftada denk geldiğim üç site tanıtımı: “Excellence”, “Lavender” ve “Blue Lake” (Ayşe Teyze, Mavi Göl’de oturursa mavinin tadını çıkaracak bir “elit”liğe ulaşamaz!!!)
  • Birkaç yıldır düzenlenen bir etkinlik: Geleneksel sporlara, yani “millî ve yerli” kimliğe dayalı bir şenlik ama adı “Etnospor Kültür Festivali”.(9 Mayıs 2018)

bir zamanlar da şunlar…

  • “Türkçe ağzımda annemin sütü gibidir” (Yahya Kemal)
  • “Türkçem, benim ses bayrağım.”(Fazıl Hüsnü Dağlarca)

Dil Bayramı

Türkiye’nin önerisiyle, 2001’den bu yana 26 Eylül Avrupa Konseyi tarafından Avrupa Dilleri Günü olarak kutlanıyor. Ama ben bugün hiçbir kanalda buna dair bir hatırlatma duymadım.

İlgili yazılar: