Ahmet Özer’le Kısa Bir Buluşma Notu

Bugün okul çıkışı,  Ahmet Özer’le görüştüm. Nasıl bir sıfatla anmak gerektiğini bilemedim bir an. Şiir hanesinde Nevzat Üstün, Ömer Faruk Toprak, Yunus Nadi ve Cevdet Kudret adına düzenlenen şiir ödülleri bulunan şair Ahmet Özer desem, çok resmî olacak. Benim için Ahmet Özer, ben daha tıfıl bir lise öğrencisiyken bile, öğretmenlik gücünü ve edebiyatla haşır neşirliğini duyduğum biriydi.

Sonra Kıyı dergisi serüveninde yollarımız kesişti. Şimdiki okulumda çalışmaya başladığım yıl, Edebiyat Günü dolayısıyla ağırladığımız konuklarımız arasında yer aldı.

Şimdilerde, zümre çalışmalarımızın bir ayağı için kendisinin yazar-şair kimliğiyle açılan kapıdan destek almak istediğimi söyledim. Yardımcı olacağından emindim. Sahiden kapı da açtı.

Güzel şeyler anlattı. İzin almadığım için yazmayayım ama şu cümlesini ekleyebilirim hiç değilse. Yalın, doğru…

“Yazmayı yazdıkça öğreniyoruz.”

Dinlerken daha iyi anladım. Yok, benim dünyam, ruhum edebiyat değil… Ben sayısalcılara atfedilen düşünme biçimine daha yatkınım ve iyi okurum. O kadar… Ahmet Bey, kendi ifadesiyle “24 saat edebiyat soluyanlardan”…