Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri (Hikmet Hükümenoğlu)

Hikâye kitaplarını her güne bir hikâye olmak üzere okumak gibi bir alışkanlığım var. O hikâyenin duygusu benimle bir gün dolanır durur. Hikmet Hükümenoğlu’nun Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri kitabını da hemen hemen böyle okudum, birer ikişer… Herhangi bir not almadım, merak ettim, toplamdan bana ne kalacak diye çünkü daha önce kitaplarını okumadığım bir yazardı. Blogunu biliyordum.  Twitter’da henüz yayınlanmamışken çıkan bir duyurudaki “öykü dosyası” ve “aşka inanmayanlar için ibretle dolu öyküler” (Cem Akaş) ifadesini görünce, bana kalanın adını oraya düştüğüm notla daha kolay koyabildim: H.Hükümenoğlu’nun yeni öykü kitabını okudum. Aşkın bi değişik duygudurum olduğuna ve dahi “mutlu” türünün olmadığına dair ibreti de aldım. Hepsi bir yana, gizli mizah dilinin sürükleyiciliğinde baştan sona gülümseyerek okuduğum kitaplar hanesine ekledim.

Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri

Kitap kapağında, “inanmayanlar için”in farklı yazılışıyla iki ayrı başlık okuyorum: Biri kendisi, Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri, diğeri ise Aşka Aşk Öyküleri…

aşka inanmayanlar için aşk öyküleri

Twitter’ın harf kısıtına takılmasaydım, o ibret cümlesine “Cehennem’e giden yollar…”ı da eklerdim. Bu kitapta, aşkın birçok hâli ve o halleri biçimlendiren değişkenler yer bulmuş. Hemem tamamı, sonuçlarıyla ayağa dolanan, yüreğe dokunan türden: Kişinin kendine ettiği de var, karşı tarafı korumak isterken ona nasıl zarar verebileceği de… Sevdiceğini korumaya çalışırken nasıl aciz kalabileceği de… Bir başkasının içine düşebileceği olası bir aşk durumuna karşı durumdan vazife çıkarıp önlem alması da…Bir araca tutkuyla bağlanılabileceği de… İki hikâye bana çok hüzünlü geldi: “Hudut” ve “Siyah Atlarla Geldiler”. Aşk ve aşktan öte sevgiler neyi göze aldırır, değer vermek ve değer bilmek nasıl bir şeydir, şiddetin gölgesinde sevgiye kalan nedir vb. soruları sordurtur, “insan”ı düşündürtür nitelikte…

Can Yayınları’nın tanıtım videosundaki siyah-beyaz nesneler, hikâyelerde odaklanılan ögeler…

Hikâyelerin sıralanışında belli bir düzen var: Kendi başlığını taşıyan her bir hikâyenin arasında “Aşk Öyküleri-No:1″den başlayıp “No:6″da tamamlanan birer hikâye daha yer alıyor. Bu seri, ikişer sayfalık, akıştaki ana durakların kısa cümlelerle verildiği, araları okurun rahatlıkla tamamlayabildiği ve kuşkusuz böyle olduğu için çok daha çarpıcı olduğu kesin metinler… Bir tür film tanıtımları gibi. Anlık çakışları takip ettiğinizde, bütün söylenmemişler de kendiliğinden söylenmiş oluyor. Yalnız hepsinin sonunda bir duvara çarptırma, sarsma söz konusu, yani bir okur olarak ben hep öyle hissettim.:)

“Aşk Öyküleri” diğerleri gibi kendi içinde bağımsız birer metin olsa da  kitaba da adını veren “Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri” hikâyesini okuyunca daha bir anlamlı. Müşterilerine yaptığı pastalara iki üç cümlelik mini metinler ekleyen Faik Bey’i anlatan bu hikâyede, bir gün, bir kadın çıkagelir ve doğrudan bir aşk hikâyesi sipariş eder. Aşka inanmayan Faik Bey’le aralarında şöyle bir konuşma geçer. İlk cümle Faik Bey’e ait:

“‘Aşkın o kadar da mühim bir şey olduğuna inanmıyorum. Sarhoşluk gibi… Sofradayken iyi hoş ama ardından günlerce hasta yatıyorsunuz. Acıdan kıvranıyorsunuz.

 

‘Sonra da kendi kendinize söz veriyorsunuz, bir daha asla kadehe elimi sürmeyeceğim diye, değil mi? Haklısınız aslında. Ama insan, o kötü kısmını çabucak unutuyor.”

 

“Gençken unutuyor, aklı bir karış havadayken.”

 

“Çok hoşsunuz! Tamam öyleyse, siz de aşka inanmayanlar için aşk öyküleri yazarsınız. Neden olmasın? Lütfen teklifimi düşünün. Telefonda konuşmak hiç hoşuma gitmiyor, önümüzdeki hafta yine bu saatte gelirim. Yazdıysanız öykümü teslim alırım, yazmadıysanız sizi bir daha rahatsız etmem. Beni kırmayacağınızı umuyorum.”

Faik Bey, 6 gün boyunca özenle yazıp ardından kadının gelmesini bekler… Sonrası yeni okurlara kalsın… (Bu arada, kitapta numaralı metinlerin Faik Bey’e ait olduğuna dair herhangi bir ifade yok. Benim düşüncem böyle…)

Hükümenoğlu’nun hikâyelerinde dildeki gizli mizahı sevdim. Altı kalın kalın çizilmeyen ama hiçbir fırsatın da kaçırılmadığı minik minik dokundurmalar, hayata, alışkanlıklara, davranış kalıplarına… Gülümsetiyor.

Yazarın Körburun romanına denk geliyordum farklı okumalarda. Şimdi alıp okumaya karar verdim deyip sözümü bağlayayım.

*** Hikmet Hükümenoğlu, Aşka İnanmayanlar İçin Aşk Öyküleri, Can Yayınları, Ağustos 2018