Edebiyat/ın Eğitimi Sempozyumu (MEF Okulları)

Gecenin bir vakti ile akşamın alacası arasına sıkıştırılmış günübirlik bir İstanbul yolculuğu… MEF Okullarının düzenlediği “Edebiyat/ın Eğitimi Sempozyumu”na (10 Mart 2012) dinleyici olarak katıldım; bir ara kendimi atölye çalışması aktarımcısı sıfatıyla kürsüde bile buldum. (Orada dasöylediğim gibi, İstanbul okulları kapsamında edebiyat eğitimi üzerine düzenlenen bu çalışmanın muhtemelen tek İstanbul dışı konuğu bendim.)

edebiyat eğitimi

Kim ne derse desin, bir alana/ kişiye/olaya ilişkin olumlu yaklaşımlar, alan dışından geldiğinden daha ilgi çekici oluyor. Dün MEF Okullarının düzenlediği “Edebiyat/ın Eğitimi Sempozyumu”nun(10 Mart 2012) açılış konuşmalarında böyle bir hoş durum vardı.

edebiyat eğitimi ve bir fizikçi, bir matematikçi, bir edebiyatçı…

“Edebiyat”la ilgili sempozyumun protokol konuğu, şiirle, edebiyatla ilgili bir “matematikçi” olan İl Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer Yıldız; sempozyum sahibi ise MEF Okulları adına “fizikçi” Müdür Fikret Mulhan‘dı. Her ikisinin konuşması da sahipleniciydi. Ne güzel!

Fikret Mulhan’ın konuşmasında, Talim Terbiye Kurulu Eski Başkanı Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Ziya Selçuk’un son zamanlarda ses getiren araştırma sonuçlarından alınan bir destek vardı.(Hata yapmamak için bir haber yazısından ekleyeyim verileri):

“Dünya çapında yapılan yaklaşık 52 bin araştırma sonuçlarından ortak bir görüş çıkaran Selçuk, okul başarısının yüzde 50 genetik, yüzde 5-10 aile, yüzde 5-10 okul, yüzde 5-10 akran grubu ve yüzde 30 oranında öğretmene bağlı olduğunu öne sürdü. Kalan yüzde 20’yi 15 ayrı faktöre bağlayan Prof.Dr. Selçuk, teknoloji payının yüzde 1’i bile geçmediğini söyledi.” 

Mulhan, bu verileri öğretmenin belirleyici rolünü vurgulamak için kullandı.

Dr.Muammer Yıldız, okuma kültürünün yaygınlaştırılmasına ilişkin çalışmalardan söz etti. Kültür ve sanat alanında öğrencilerin gelişimine katkı sağlamaya yönelik olarak düşünülen “serbest etkinlik saatleri”nin amacı dışında kullanılmasını eleştirdi (Bir matematikçiden, bu zaman diliminde matematik yapılmasına yönelik bir yakınma duyma!). Bu zamanın amacının; neyi, niçin ve nasıl okumak gerektiğinin öğrenciye kavratılması olduğunu belirtti.

Yıldız, “İstanbul” dersini ve basında da geniş yer tutan “Yazarlar Okullarda” projesini anlattı. Bir öğretmenin eğitimdeki etkisini bu proje üzerinden örnekledi. Bağcılar’da bir öğretmenin yaptığı çalışma, tüm il düzeyine yansıtılmış. Eğitimde Reform Girişimi’ne göndermede bulunarak, “eğitimde iyi örnekler”in uygulamada yaygınlaştırılması gerektiğini de ifade etti.

Yıldız’ın, “Çocuklarınızın fen alanında, matematik alanında başarılı olmasını istiyorsanız kitap okutun.” önerisi, bana, televizyonların bitmez tükenmez futbol tartışmalarından birinde, Ahmet Çakır’ın futbolculara yönelik pek de anlaşıldığını düşünmediğim önerisini hatırlattı. Kültürle iyi bir futbolcu olma arasında bağ kuran Çakır, futbolculara dünya klasiklerini okumalarını önermişti. (“Kulaklarımla duydum.” şeklinde pekiştirme amaçlı ve dahi bilinçli bir anlatım bozukluğu yapmak geldi içimden şimdi. )