Dram Türü (Metin ve Uygulama)

Trajedi ve komedi türlerinde insanın bir yanı (ağlayan ya da gülen) abartılı olarak işlenirken dram türünde insan, her yönüyle ele alınır. Abartıya yer verilmez. Temel amacı yaşamın gerçeklerini ortaya çıkarmaktır. Konular her alandan seçilebilir ve işlenişi de gerçeğe uygundur.

Dram : Yunancada “bir şey yapma, yapılan bir şey, eylem” anlamına gelir. Bir oyun türünün adı olarak kullanılışı 18.yüzyıla rastlar. Romantik dönemde ortaya çıkmıştır. Günümüzde komediyle birlikte örneği en çok verilen oyun türüdür.

dram

Dramatik:

1-Dram’a, yani oyun türüne ilişkin olan.
2-İçinde gerilim, çatışma, çeşitli olaylar ve karşıtlıklar bulunan, insanla ve insan ilişkileriyle gelişen herhangi bir yapıt ya da olay.

Dram özelliklerinin Yıldızlara Bakmak (Behçet Necatigil) oyunundan bir bölüm üzerinde gösterilmesi:

yıldızlara bile bakmadan geçen bir ömre dair!


(Büyük harfle yazılmış ifadelerin üzerine gelindiğinde ilgili açıklamalar görülür.)

DRAM kişiler

ARABACI – Var ya, var ya! Görmüyor musun, Bey? (Sessizlik. Bir süre tekerlek, nal sesleri.)
(Bir kapı tokmağı, bir gong gibi tok ve yankılı üç kere vurulur. Sessizlik. Kapı ağır ve demirden bir sesle açılır. Sessizlik.)
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Fakat Azizim, sizi içeriye alamam; çok geç! Rasathaneyi gezmek istiyorsanız gündüz gelin. Aslında, öğretmenleriyle toplu halde gelen öğrencilere açıktır burası. .
YOLCU – Sayın ki ben de bir öğrenciyim, öğrenmek istiyorum, öğrenmek zorundayım. Fakat başka zaman vaktim yok; geri çevirmeyin beni; yıldızları hemen şimdi görmek istiyorum. ‘

DRAM konu

YOLCU – Pek yok canım. Yıldızları göremedim, bir! Başka? Evet, kırlara, denizlere, derelere uzak kaldım; ama dereotlarını gördüm.
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Nerde gördünüz?
YOLCU – Karım zeytinyağlı bakla pişirdikçe, baklanın üzerinde.
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Ya bakla çiçekleri?
YOLCU – Bakla çiçekleri? Baklayı biliyorum ya! Baklagilleri de biliyorum. (Bir kitaptan okur gibi.) «Baklagiller; içine bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu gibi pek çok sebze ve ağaçları alan ve iki çenekli ayrı taç yapraklılardan olan büyük bir bitki familyasıdır.» Tabiat bilgisi dersinde ezberletmişlerdi. (Bir zafer kazanmış gibi.) Nasıl da unutmamışım!
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Hayret doğrusu! Fakat bakla çiçeğini toprakta iken, daha bakla değilken görmeli!
YOLCU – (Düşünür.) Bakla çiçeği mi? Hatırlamıyorum, hiç görmedim.
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Onun o sarımtırak eflatuna çalan beyaz rengini hiç görmediniz demek? O harika rengi bilmiyorsunuz.
YOLCU – Ama toprağı gördüm. (Kızar.) Hem canım, bakla çiçeği gördün mü diye sormuyorlar ki bana!
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – Orası öyle! Bakla çiçeğini görmeseniz de olabilir. Peki, ya nar çiçeği?
YOLCU – Alay mı ediyorsunuz benimle?
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – (Çıkışır gibi.) Nar çiçeği gördünüz mü diyorum! .
YOLCU – (Siner.) Görmedim. Botanik enstitüsünde vardır her halde.
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – Bırakın şu enstitüyü! Nar çiçeğini bilim kurumlarında değil; rasgele bir bahçede, ağaçtaki haliyle görmeli!
YOLCU – Ağaç gördüm.
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – Nerde?
YOLCU – (Kızmış.) Çocuk değilim ya, ağaç da mı görmedim artık.
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – Kızmayın, kızmayın! Olur a, olamaz mı? (Bir sandalye çekilişi.)

DRAM Zaman Yer Olay

YOLCU – Neyse, vaktim yok benim. Biraz acele etsek. Şu yıldızları gösterin de gideyim artık.
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – Gidersiniz, gidersiniz; ne güzel dert.
YOLCU – Yarın burada olmam belki.
GÖZLEMEVİ MÜDÜRÜ – (İçini çeker.) Ne fena! Hiç dönmeyecek misiniz?
YOLCU – (Üzgün.) Kim bilir? Hem giderken daha bir sürü şeye bakmam gerek. Sorarlar, olur a!
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Sorarlar; ne kadar çok şeye bakarsanız o kadar iyi tabii! Ne olur, ne olmaz! Çoluk çocuğu ne yapacaksınız, peki?
YOLCU – Onları burada bırakacağım, ister istemez! Yanımda götüremem ki! Hem araba tek kişilik, hem de… Sonra şimdiye kadar hep ben baktım onlara; artık başlarının çaresine baksınlar.
ARABACI – (Girer.) Bey. Gecikiyoruz, başka yerlere de uğrayacaksak çabuk olalım.
YOLCU – (Telaşlı.) Uğrayacağız, uğrayacağız tabii! Önce yıldızlara bakayım hele..
GÖZLEMEVI MÜDÜRÜ – Arabacı! Otur da, bekle biraz! İşimiz bitmedi henüz. (Bir sandalye çekilir. Arabacı oturur.) Eveeet. yıldızlara bakmak! (Ağır ağır.) Dostum, ne yazık ki kolay bir iş değil, hiç de kolay değil!

(Bir süre nal, tekerlek sesleri. At kişner.)

Metnin tamamı: “Yıldızlara Bakmak”