Edebî Mektup Örneği: Cahit Sıtkı’dan Ziya Osman’a…

Edebî mektup örneği:  Cahit Sıtkı Tarancı’nın dostu Ziya Osman Saba’ya yazdığı mektuplardan biri. (Ziya’ya Mektuplar)

Burhaniye, 4.2.1942

Ziyacığım,

28.1.1942 tarihli tarihî mektubunu dört gündür ki güzel bir şiiri tadar gibi keyifle okuyorum. Açıkça söylemediğin halde, küçük yengeyle yeni bir hayat ve saadet tecrübesine girişmeye karar verdiğini seziyorum. Bu tecrübende muzaf­fer olduğunu görmek beni umduğum saadete erişmiş kadar sevindirecektir. Zira nasılsa benim böyle tecrübelere giriş­meye –hiç değilse şimdilik- ne salâhiyetim, ne de cesaretim vardır. Küçük yengeye büyük geçmişler olsun. Üşüdüğünü, za­yıfladığını filân bir daha duyarsam seni mesul ederim. El­bette bilirsin ki onu korumak, memnun etmek kendi kendini şâd etmek demektir ve dolayısıyle benim gibi yakın dostla­rını. Haydi bakalım, görüyorsun ki, bir sürü insanın bahtiyar olması senin elinde. Artık tereddüde, olurmusa, olmazmışa fi­lân mahal yoktur. Benim gibi “eserken yelken açmadığım rüzgâr” demeni ve dizini dövmeni istemediğim için böyle ko­nuşuyorum.

cahitsitkitaranci-ziyaosman

Kız kardeşim Nihal’in düğünü de bu ay içerisinde olaca­ğı için, sen kardeşimin de nişanlandığın müjdesini bu ay içe­risinde almak isterim. Arkasından, Verlaine’in

N’est-ce pas ? en dépit des sots et des méchants
Qui ne manqueront pas d’envier notre joie,
Nous serons fiers parfois et toujours indulgents.[1]

Mıralarıyla başlayan şiirler cinsinden şiirler yazarsın. Gör­melisin o zaman benim keyfimi.

Aklıma gelmişken, Verlaine’in bütün şiirlerini, bir araya toplayan bir kitap çıkmıştı vaktiyle. Bulabilirsen al ve bana gönder. Nasılsa gelecek ay sana para çıkaracağım. Sevgiline,

Votre âme est un paysage choisi[2]

Hasılı senden, benim yazamadığım aşk şiirleri bekliyorum.

“Ölüm” şiirim hakkındaki fikirlerin kısmen isabetli oldukları kadar ancak dost bir şairden umulabilecek muhabbetli bir alakayı aksettirdiği için de hoşuma gitti. Zaten bütün bu şiirler daha tahsislere uğrıyacaktır. Neşredilen şiirden hangimiz memnun olduk ki! Şiir aşkımızı besleyen, yazdıklarımızdan ziyade yazacağımızı umduğumuz şiirler değil midir? Bunun için, yanlış çıkan şiirlere bile artık üzülmüyorum. Yaşar’ın bize ve şiirlerimize karşı gösterdiği yakınlık beni ve herhalde seni de çok mütehassis etmektedir! Çok ince ve hele çok correct adam doğrusu.Bana da ne güzel, ne sıcak mektuplar yazdığını bilsen!

Ben de neler istemiyorum! Değil mi? Düşün ki ölmemek bile istiyorum. Ne yapayım, istemekten başka bir şey gelmiyor ki elimden; bir de sevmek.

Mehmet Kaplan’ın yazısına aldığı şiirde o mısra tabii yanlış; doğrusu ve güzeli senin hatırladığın gibidir. Karikatür mecmuasındaki yazının Ertuğrul Şevket tarafından yazıldığını bilseydin herahlde senin o bedbaht şiir hakkındaki fikrini teyidettiğine sevinmezdin! Senin herhangi bir fikrinin başkası tarafından teyidedilmesine ne lüzum var? Sen, kendisine o kadar inandığım adamlardan birisin ki, aleyhimde olan fikirlerinin bile benim için kıymeti vardır.

Sonra, Nurullah Ataç’ın şimdi eski şiirle meşgul olmasından bana ne? İstediği şiirle meşgul olmakta serbest değil midir? Ve nihayet Oktay ve Orhan Nurullah Ataç için mi yazıyorlar? Hiç zannetmem. Hele Orhan gibi halis bir şairi alaya alan yazılarda ciddiyet aramana ve onlara kıymet vermene, şairliğini korumak maksadiyle, müsaade edemem.

Biz “güzel”i arıyan adamlarız, bazen yanıldığımız olabilir, mümkündür. Fakat bu aşkımızdan ve bu yoldaki gayretimizden haberi olmıyanların uluorta yürütecekleri fikir, elbette ki, bu av partisini yarıda bırakmamıza sebep olamaz, olmamalıdır. Muhip gibi, kendi şiirinden başka türlü bir şiir olabileceğini kabul etmiyen şair égoisme ini de hakiki bir şaire yakıştıramam doğrusu.

Mektubunu, müjdeni, yeni şiirlerini beklediğimi hatırlatarak, İbrahim’in gözlerinden öptüğümü unutmamanı temenni ederek gözlerinden öperim Ziyacığım.

Cahit Sıtkı Tarancı

İlgili:

Metin Türü Olarak Mektup

Exit mobile version