Edebiyat Kavramı ve Değişen İçeriği

9.sınıfta, öğrenciyi edebiyat kavramı ile tanıştırma faslında hep sorduğum ve hiç yanıtını alamadığım bir sorudur: Fen bir yana, alt bölümlerinde sosyoloji, psikoloji, tarih, coğrafya vb. farklı disiplinler olan bir fakültenin adı neden “Fen-Edebiyat”tır. Edebiyat da alt bölümlerden biri ise, neden bu kavram seçilmiştir? Yanıtını öğrenince şaşırırlar. Çünkü;

Batı’da “edebiyat/literature”:

  • Başta, yazıya geçirilmiş, kültürün parçası olmuş her şey “literature” kapsamındadır. Bu anlayış, günümüzde de x alana ait literatür olarak devam etmekte…
  • Sonrasında genel kapsamdan ayrılarak, kendine özgü bir sanat türü olarak bağımsız bir alan adı niteliği kazanır.

edebiyat kavramıDoğu’da edebiyat kavramı:

Kaynağı, Arapça kökenli “edeb”sözcüğü.

Kaya Bilgegil’in Edebiyat Bilgi ve Teorileri kitabında verilen ayrıntılı tanımlama geçmişinde “edebiyat”ın esaslı bir tanım yolculuğu yaşadığı görülür:

  • Arapçada ilk kullanım alanı, “(yemeğe) davet”;
  • Zaman içinde evrildiği anlam alanı, ahlakî davranma veya öyle olma bilgisi,
  • İslamiyet’ten sonra, lugat, nahiv, beyan gibi dilin bilgi alanları
  • Abbasiler döneminde şiir, tarih, din bilgisi öğreten “müeddib”lerin varlığı:

“Demek ki edebiyat kelimesi yüzyıllar boyunca Araplar arasında iyi ahlâk, dil ilimleri, din mevzuları dışında kalan ve bu kavim arasında doğmuş bulunan ilimler, nihayet burada inceleyeceğimiz disipline tahsis edilmiştir.” (Abdullah Uçman, “Edebiyat”, Dergâh Türk Dili ve Edb.Ans.,c.2)

Türk edebiyatında edebiyat kavramı:

  • Divan edebiyatı döneminde “şiir” ağırlıklı olmak üzere, nazım ve nesir eserlerini ifade eden genel kavram:“şiir ve inşa”.
  • “Edebiyat” kavramının kullanılışı, Tanzimat sonrasında Şinasi ile başlar. Türk edebiyatında da özellikle edebiyat-ahlak ilişkisi, Tanzimat sonrası da dahil olmak üzere korunmuştur.

“Buna göre edebiyat kelimesinin Fransızca littérature veya belles lettres karşılığı olarak uydurulduğu tahmin edilebilir. O zamana kadar Arapça’da bu anlamda kullanılmış böyle bir türevin bulunmaması da bu tahmini doğrulamaktadır.”(Orhan Okay, “Edebiyat”, İslam Ansiklopedisi, c.10)

  • Edebiyatın, diğer alanlardan ve ahlaka bağlanan yanından bağımsız, estetiğe dayalı bir dil sanatı olarak görülmesi ve tanınması Şemsettin Sami ve özellikle de Talim-i Edebiyat yazarı Recaizade Mahmut Ekrem’le olur.

“Netice olarak edebiyat kelimesinin dilimizde sıra ile, 1-Ahlâkî bir mâna, 2-Dile ait ilimler, 3-Güzel yazma sanatı ve onun öğretimi, 4-Edebî yazılar, 5-Bir konu ile ilgili yayımlar, 6-Lüzumsuz yere sözü uzatmak, edada’ tasannu’a düşmek mânalarını ifade etmek üzere kullanıldığı görülmektedir.” (Abdullah Uçman, “Edebiyat”, Dergâh Türk Dili ve Edb.Ans.,c.2)

birkaç edebiyat kavramı tanımı:

(Sanat söz konusu ise, her tanımın sınırlayıcı ve eksik olacağını baştan kabullenerek…)

(I)Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın (II), gökçe yazın (TDK)

“Edebiyat duygu, düşünce ve hayallerin okuyucuda heyecan, hayranlık ve estetik zevk uyandıracak şekilde sözle ifade edilmesi sanatıdır.” (Orhan Okay, “Edebiyat”, İslam Ansiklopedisi, c.10)

“Geniş anlamda söz ve yazı sanatlarının, bu sanatlarla ilgili bütün eserlerin toplu adı. Edebî değerde olabilen; estetik duygularımızı etkileyebilen her tür ve biçimdeki eserler.”(L.Sami Akalın, Edebiyat Terimleri Sözlüğü)

“Edebiyat, geniş anlamda olarak ‘yazılı söz’ demektir.Yazı yazma sanatını öğreten prensiplerin türümü ile, yazı haline geçirilmiş bütün değerli eserler bu tarifin içindedir. Eskiden yalnız sanatlı, hatta özentili yazılar için kullanılmakta iken, bugün, eskiden sanat dışı sayılan yazıları da içine alarak insan zekasının vücuda getirdiği bütün eserleri anlatır olmuştur. Böyle sayılınca, insan topluluğunun bir ifadesi, medeniyetin, bir devrin, bir milletin duygularının, fikirlerinin aynası olur.” (Mustafa Nihat Özon, Edebiyat ve Tenkid Sözlüğü)

İlgili:

Edebî ve Öğretici Metinler