Alegori… Kavramların “Kişi” ve “Hikâye” Hâli…

Amaç eğitmekse ve hedef kitle, ortalama okur ise, kavramların soyut dünyasında bir şeyler anlatmak yerine, her zaman merak uyandırıcı, sürükleyici hikâyelerin dünyasından ulaşmak tercih edilmiştir. Bu yetmemiş, Hüsn ü Aşk gibi bazı eserlerde kavramlar da somutlaştırılarak genellikle birer kişiye dönüştürülmüş ve bu yolla, hem kavramların altı çizilmiş hem kolay kavranmaları sağlanmıştır.  Alegori olarak tanımlanan anlatımın bu şekilde kullanımın TDK tanımı:

“Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma”

hüsn ü aşk’ta, kişiler, mekânlar ve alegori


Hüsn ü Aşk gibi, tasavvufî olgunlaşma sürecinin alegorik olarak anlatıldığı bir eserin anlam katmanları üzerinde konuşmak, lise düzeyindeki öğrenci için kolay olmaz ama kavramların kişileştirilerek anlatıldığı olay akışı içinde, en azından çağrışımları çerçevesinde kavramlar arasındaki ilişkiler ağını kurabilmesi beklenir. Aşağıda, eserin özeti (kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi) yer alıyor.

metafor ve alegori farkı

alegori

İmge veya metaforla alegori kavramları da karıştırılabilmekte. Çünkü her ikisinde de bir “şey”i başka bir “şey”le anlatmak söz konusu. Ayırt etmenin en basit yolu şu olabilir: Alegorik anlatım hikâye etmeye dayanır. Özellikle hayvan masallarında görüldüğü üzere, soyut kavramlar kişileştirilerek bu kavramlara özgü nitelikler, o kişilerin hikâyesi üzerinden verilir. “Çalışkanlık” kavramının “karınca” ile verilmesi ve çalışkanlığın karınca ile ağustos böceğinin arasında geçen türden bir “olay”la anlatılması gibi…

  • metafor: Çalışkanlık ve temkinlilik= karınca
  • alegori: Bu metaforu kullanarak çalışkanlığın ve gelecek için önlem almanın değerinin bir karınca hikâyesi üzerinden verilmesi.

Alegorinin Türk edebiyatında en bilindik birkaç örneği: Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacib), Mantıkuttayr (Gülşehrî), Hüsn ü Aşk (Şeyh Galib)

Metafor bilgisi için bakılabilir: Şiirde İmge (İmaj, Metafor)

***

EK: Hüsn ü Aşk’ta alegori yoluyla anlatılan “seyr-i sülûk”:

“Zengin bir duyuş ve düşünüşle söylenmiş tasavvufî bir mesnevi olan Hüsn ü Aşk’ın kahramanları, ne Leylâ ile Şîrin gibi aşk tarihinin birer maddî-gerçek güzelleri ne de Mecnun ile Ferhad gibi bu güzellere vurulmuş, tarihî-menkıbevî aşk kahramanlarıdır. Eserin kahramanları doğrudan doğruya Hüsn yani güzellikle bu güzelliğe ezelî yönelişin ifadesi olan Aşk’ın kendisidir.

Seyrü sülûkü anlatan Hüsn ü Aşk’ta bütün kişi ve yer adları tasavvufî birer semboldür. Hüsn hüsn-i mutlak (Allah), Aşk sâlik, derviş, Benî Mahabbet tarikat, Mekteb-i Edeb dergâh, Molla-yı Cünûn mürşid, Sühan kâmil mürşid, Gayret mücâhede, İsmet ihlâs, Kalp Kalesi gönül, Hûşrübâ nefistir. Ayrıca eserde yer alan kuyu, cadı, gulyabani, harâbe-i gam, deryâ-yı âteş ile diğer kişi ve yerler sâlikin aşmak zorunda olduğu engelleri temsil etmektedir. Eser ilâhî aşka erişebilmenin, Aşk’ın Hüsn’e kavuşmasının güçlüğünü belirtmek amacıyla kaleme alınmıştır.” (kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi)

5/5 (3 Reviews)