Planlı Yazma Süreci-IV: Düzeltme-Geliştirme

Yazılan taslak metin, adı üstünde “taslak” olduğu için, hem geliştirilerek daha iyi bir anlatıma ve yapıya kavuşturulması, hem gözden geçirilerek hatalarından arındırılması  gerekir. (Planlı Yazma Süreci-III: Taslak Metin Oluşturma) Bu da planlı yazma sürecinin, düzeltme-geliştirme aşamasına denk gelir. Lise düzeyinde bakıldığında, belli bir yazma yetkinliğine erişmiş öğrencinin;

  • Yazdığı metnin ne kadar tutarlı olduğu hakkında bir fikir yürütebilmesi,
  • Anlatım bozukluklarından uzak durup anlatımını elinden geldiğince açık, akıcı, yalın ve duru kılması,
  • Yazım ve noktalamaya özen göstermesi beklenir.

düzeltme-geliştirme

Yazma yetkinliği bu düzeyde olmayan öğrencilerin destek eli de öğretmendir. Süreçten bağımsız bakıldığında, düzeltme-geliştirme, aslında “anlatıcının tavrı”, “iyi bir anlatımın temel özellikleri”, “anlatım bozuklukları” ve “yazım-noktalama” konularının öğrenci yazılarında hayata geçme yeridir de denebilir.

& anlatıcının tavrı:

Öğrenci; öznel-nesnel, doğrudan-dolaylı, soyut-somut anlatımı konu olarak bilir ama yazacağı bir deneme ile yazacağı bir makale için tercih edilecek anlatım dilinde hataya düşebilir. “Şunu, şöyle yapmalıyız.” dilini denemede kullanabileceğini, makalede kullanmaması gerektiğini farklı türlerde metinler yazma sürecinden geçtikçe öğrenir. Bir aktarımı doğrudan yapmak yerine, dolaylı yapmanın daha üst bir beceri olduğunu, pratikte daha kolay kavrar. “Ali, ‘Sizi bekliyorum.’ dedi.” cümlesi ile “Ali bizi beklediğini söyledi.” cümlesi arasında nerede durduğunu yazı dilinde gösterir. Sözcükleri somut ya da soyut düzlemde kullanma eğilimi, öğretmenine, üslûbuna dair bir şeyler söyler. Meselâ, konulara, hep kavramlar, kuramlar düzeyinde yaklaşabilir ya da konusunu hep olaylara, kişilere vb. bağlayarak anlatmayı sever yahut konusuna göre bir denge gözetir. Felsefe gibi, ağırlıklı olarak kavramlara dayalı metinlerle, imgesel anlatımı yoğun kullanan edebî metinlerde soyut anlatımın; ders kitaplarında, bilimsel metinlerde, tarih, coğrafya vb. bilgi aktarımına dayalı alanlarda somut anlatımın ön plana çıktığını daha iyi fark eder.

iyi bir anlatımın temel özellikleri:

Öğrenci, yazdığı metnin;

  • Okur tarafından yoruma veya ek bir açıklamaya gerek duymaksızın anlaşılabilir olmasının (açıklık);
  • Metnini, rahat okunur, sürükleyici bir anlatım diliyle yazmasının (akıcılık);
  • Anlatımında, olmasa da olur denebilecek, tekrara düşüldüğünü gösterecek sözcüklere yer vermemesi gerektiğinin (duruluk);
  • Anlamı güçlendirmek için bilinçli bir tercihi yoksa, abartıdan , itici ve gereksiz süslemelerden kaçınmasının (yalınlık)

bilincindeyse ve yazısında bu noktalara özen gösteriyorsa, “geliştirme” aşamasında elinden geleni yapmıştır. Bir adım sonrası düzeltme-geliştirme desteği yine öğretmeninden gelecektir.

anlatım bozuklukları:

Yukarıdaki özelliklerden yoksun bir metinde, “anlatım bozukluğu” kaçınılmazdır. (Bilgisi ve örnekleri için bakılabilir: Anlatım Bozuklukları -Bilgi ve Uygulama-)

yazım ve noktalama:

Öğretmenlik deneyimimde tipik bir örnektir: 9.sınıflarda, bir sınavda, yazım ve noktalamayı ölçebileceğimiz iki soru vardı. İlki, öğrencilerin noktalama işaretlerini yerleştirecekleri “dilsiz” bir metindi; ikincisi, bir konuda yazı yazmalarını gerektiriyordu. Öğrencilerimle de paylaştığım sonuç şu oldu: Ezberlediği yazım kurallarını dilsiz metne eksiksiz yerleştirip tam puan alan çocuk, bir iki soru ilerdeki metin yazma sorusunda hepsini göz ardı edebiliyordu. Bir ders  çıkarıp bu konuyu metin yazımı içinde uygulama ve düzeltme aşamasında kavratmayı tercih ettik, bilgi için de TDK’nin internet sayfasındaki “Yazım Kuralları“na yönlendirdik. Kaldı ki bir yazım kuralları kitabı ile bir Türkçe Sözlük edinmeleri de zorunluydu. Başka türlüsü, sosyal medyada “de, da” kullanımının doğruluk payında saklıdır!

İlgili: