“Sergüzeşt” (Samipaşazade Sezai)

Sergüzeşt (Samipaşazade Sezai)’le ilgili birkaç not:

“Sami Paşazade Sezai’nin 1305/1889 yılında neşretmiş olduğu Sergüzeşt romanı, Tanzimat devri Türkiye’sinde halâ devam etmekte olan esir ticareti aleyhinde yazılmış bir eserdir. Roman, esirciler tarafından Batum’dan İstanbul’a getirilen sekiz-dokuz yaşlarında bir kızın satıldığı evlerde başından geçenleri, çevresinin ona karşı davranışlarını ve Dilber adı verilen esir kızın duygu ve düşüncelerini anlatır.” (Mehmet Kaplan, “Sergüzeşt Romanı”)

“Sergüzeşt romanında zaman’ın geçişi kuvvetle hissedilir. Romanın su ile başlayarak su ile bitmesi bu bakımdan dikkati çekicidir. Dilber, Batum’dan bir Rus gemisi ile İstanbul’a getirilir. Nil sularına bırakmak suretiyle hayatına son verir.” (Mehmet Kaplan, “Sergüzeşt Romanı”)

*Romanı özetlemeye yetecek güçte bir sözcük: (insanın) bir meta gibi satılması:
(11.sınıf Türk Edebiyatı kitabındaki özet metninde geçen eylem sözcüklerine dikkat!)

“Dilber, Kafkasya’dan kaçırılıp İstanbul’a getirilen dokuz yaşında bir kızdır. Hacı Ömer adlı esir tüccarı tarafından eski Harput Mal Müdürü Mustafa Efendi’nin konağına kırk liraya satılır.

Dilber gerek evin hanımının gerekse evin halayığı Taravet’in zulmüne maruz kalır. Yaşının ve bedeninin çok üstünde işlerde çalıştırılan Dilber, kötü muamelelere daha fazla dayanamayarak bir kış gecesi evden kaçar. Soğuktan bayılır. Gözlerini mektep arkadaşı Latife’nin evinde açar. Yaşadıklarını Latife’nin büyükannesine anlatır. Büyükanne Dilber’e acır ve onu satın almak ister. Ne var ki Mustafa Efendi, Dilber’i satmaz. Dilber’in gördüğü eziyet iyice şiddetlenir. Bu arada Mustafa Efendi yeniden memuriyete atanır ve Dilber’i altmış beş liraya başka bir esirci satın alır. Esirci tarafından eğitilen Dilber, yüz elli liraya bu kez Asaf Paşa’hin konağına satılır. Asaf Paşa’hin Paris’te resim öğrenimi gören oğlu Celal Bey, Dilber’i model olarak kullanır. Zamanla aralarında duygusal bir yakınlık oluşur. Oğlunun hâlinden olanları anlayan Zehra Hanım, Dilber’i alelacele satar. Dilber âdeta kaderine isyan eder. Kendisi gibi bir esir olan Çaresaz’la dertleşir. (…)

Dilber’in satıldığını öğrenen Celal Bey kederinden hastalanır. Mısır’da zengin bir tüccara satılan Dilber, efendisinin haremine girmeyi kabul etmeyince bir odaya hapsedilir. Haremağası Cevher, Dilber’in çektiği sıkıntıları öğrenir ve onu kurtarmak ister. Fakat işler yolunda gitmez. Harem dairesine dayadığı merdivenden düşerek ölür. Ne yapacağını şaşıran Dilber, özgürlüğü ve kurtuluşu Nil Nehri’nde bulur.”

Sergüzeşt

*Celâl bile sonradan sevse de önceleri, Dilber’i resimlerine bir model/obje olarak kullanır.

*Dilber’in bir mal gibi evden eve nakliyesinde evlerin maddi değeri ve statüsü giderek artsa da insanlık yerde sürünür:

Mal müdürünün evi-Asaf Paşa’nın konağı-Mısır’da zengin bir adamın evi.

* Bir esirin tek serbestisi: “Ağlamak!”

“O gece Dilber’le beraber bir odada yatan Çaresaz, durmadan Kafkasya’dan, esaretten, ağlaya ağlaya bahsediyordu. Bütün benliğini heyecanlandıran keder, sesine şiddetli bir üzüntü, diline garip bir akıcılık vermişti. Dilber, esaret arkadaşının bu alışılmadık hâline üzülerek sordu:

-Niçin ağlıyorsun?
-Hiç! Ağlamak esirliğin en büyük hakkıdır. Biz o hürriyete sahibiz!

Garip şey! Acaba bu biçare Çaresaz’ın kalbini kim kırmıştı ki Dilber soyunup da yatağına girdiği hâlde yine durmadan mendille gözlerini silerek ağlamakta devam ediyordu. Dilber yatağından kalkarak:

-Çaresaz! Yalnız dökülen gözyaşları acıdır. Sen hiçbir derdini benden gizlemezken bu ıstırabının sebebini niçin saklıyorsun? Memleketinde geçen bir şey mi hatırına geldi? Yoksa çocukken annenin kucağında ağladığını mı hatırladın? Sen kalbini bana da açmazsan burada hâline hanımlar mı acıyacak, beyler mi ağlayacak?

-Oh! Yok yok! Onların nazarında, ağlayan bir esir, mutlaka dayağa, cezaya, azarlanmaya layıktır. İnsanın ıstırabına, hastalığına inanmayıp da yatağından kaldırarak hasta hasta hizmet ettirenlerde kalp mi olur? Merhamet mi bulunur?”

Acaba Nil’in bu müdhiş, bu öldürücü girdap ve selleri, bu zavallı Dilber’i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor? Hürriyetine! 

0/5 (0 Reviews)