Edebiyat Duraklarında Bi Parça Soluklanmak-2

20 Aralık 2009

İstanbul Ankara yolculuklarında,  İstanbul’a yakın noktada bir viyadük, her geçişte bir kez yad ettiğim bir kitap, bir yazar ve bir bilim adamı… Mustafa İnan Viyadüğü, Bir Bilim Adamının Romanı, Oğuz Atay, Prof.Dr.Mustafa İnan

inan

Sunay Akın da Cumhuriyet’teki 1 Kasım 2009 tarihli Kule Canbazı köşesini Mustafa İnan’a ayırmış. Viyadükten yola çıkmış ve “Anadolu’nun Güçlü Köprüleri!” başlığıyla ironik bir duruma dikkat çekip sormuş:

“İstanbul’dan Ankara’ya uzanan otobanın en güzel bölümü, Gültepe ve Korutepe tünellerinin arasındaki viyadüktür. 400 metre uzunluğundaki bu köprünün adı ‘Prof. Dr. Mustafa İnan Viyadüğü’dür. İki tünel arasında olduğu için, köprünün her iki ucundaki tabelalarda şu yazılıdır: ‘Farlarınızı Yakınız’… Aktüaliteye, dama oyununa, sığ sulara bulaşmadan soracağımız soru şudur: Mustafa İnan’ın adı, paralı bir yoldaki köprüye mi, yoksa Anadolu’nun en ucunda, örneğin Hakkâri’de, Muş’ta bir trenin geçtiği köprüye mi layıktır? İşte biz günümüzde, kuramadığımız o köprülerin bedelini ödüyoruz. Anadolu çocuklarının ışığıyla tutuşturamadığımız ocakların bedelini!… Evet, önümüz karanlık… Bizi kurtaracak tek güç var: Bilimin ve sanatın ışığı… Yani, farlarımızı yakmak!”

(Fotoğraf, Sunay Akın’ın yazısının yer aldığı sayfadan. Altındaki bilgi: “Mustafa İnan yurtdışında doktora yapmış ilk bilim insanıdır.”)

5 Kasım 2009

Mailde güzel bir site linki vardı: World Digital Library Home. Site paydaşları arasında UNESCO ve birçok ülkenin kütüphanesi var. Bakılası bir kaynak. Ezop Masalları sayfasına baktım. Taranarak digital ortama aktarılmış görünüyor. Sayfalar PDF olarak da indirilebiliyor.

wdl

Okulumuzun ortak listesine gönderilen mailler arasında zaman zaman bu tür paylaşımlarla karşılaşmak gerçekten güzel oluyor. Geçen yıl da  şiirkent çıkmıştı posta kutusundan.

25 Nisan 2009

ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde Sunay Akın’ın “Tek Kişilik Gösteri”sini izledim. Bilginin hikâyeleştirilerek anlatılmasında, sahiden usta: Sunay Akın’ın “Tek Kişilik Gösteri”si.

04 Nisan 2009

Atilla Dorsay‘ın “Yüzler” sergisi ve söyleşisi…Atilla Dorsay, edebiyat dünyasının Doğan Hızlan‘ına sinemada karşılık düşen isim… Sergi dolayısıyla kendisinden amatör fotoğraf sanatçısı olarak söz edildiyse de alçakgönüllülükle bu nitelemeyi reddetti.  Çetin Altan‘la bir konuda aynı düşündüklerini gördüm. Altan, çocuklara kitabı sevdirmek için, polisiyeden başlatmak gerektiğini söyler. Atilla Dorsay da avantür, western, komedi vb. popüler filmlerle sinemaya başlamanın doğru olacağını belirtti. Fransız “yeni dalga” sinemasıyla başlayan bir sinema kültürünün bir yanının eksik kalacağını vurguladı…

Nasuh Mahruki‘nin de konuklar arasında yer aldığı panelse, gençler üzerineydi. Konuşmacıların çoğu öğretim üyesi ve danışmandı. Dolayısıyla dinleyicilerini avuçlarında tutacak bir iletişim becerisini hem üsluplarında hem örneklerinde rahatça sergilediler. Nasuh Mahruki -ki bence aslında kendini güzel ifade ediyor- onlardan farklı olarak, önündeki notlardan okumayı tercih etti. Oysa, anlık paylaşabileceği çok anektod vardı onda. Belki panel ciddiyetine yakışır olsun istedi…

Panelin en güzel “zihin notu”, Prof Dr. Mehmet Rüştü Gürkaynak‘tan:

“Çocuklarınız için güzel bir yaşam istiyorsanız, işe kendinizden başlayın. Dolu bir yaşam sürerek, onlara bir yaşam örneği sunun!”

İlgili: Edebiyat Duraklarında Bi Parça Soluklanmak-1