Edebiyatın Eğitimi Sempozyumu (MEF Okulları)

Gecenin bir vakti ile akşamın alacası arasına sıkıştırılmış günübirlik bir İstanbul yolculuğu… MEF Okullarının düzenlediği “Edebiyatın Eğitimi Sempozyumu”na (10 Mart 2012) dinleyici olarak katıldım; bir ara kendimi atölye çalışması aktarımcısı sıfatıyla kürsüde bile buldum. (Orada söylediğim gibi, İstanbul okulları kapsamında düzenlenen bu çalışmanın muhtemelen tek İstanbul dışı konuğu bendim.)

Açılış konuşmalarının (“Bir ‘Fizikçi’, Bir ‘Matematikçi’ ve Edebiyat”) ardından geçilen oturumlarn konuşmacıları arasında Mustafa Karaşahin, Feyza Hepçilingirler ve Afşar Timuçin de vardı.

Bildiri metinlerinin MEF Okulları’nın sitesinde yer alacağı belirtildi. Ben de okuma ve anlamaya dair birkaç notla sınırlıyorum:

Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Türk Dili ve Edebiyatı Komisyon Üyesi Mustafa Karaşahin’in bildiri başlığı, “Türk Edebiyatı ve Dil Anlatım Dersleri Müfredatlarının Uygulanmasındaki Sorunlara Çözüm Önerileri” idi. Karaşahin, 2005 Programı’nı gözden geçirme çalışmalarını ve çalıştayları özetleyerek gelinen noktada, geçtiğimiz yaz yapılan yeni düzenlemeyi paylaştı. Karaşahin, metin inceleme yöntemleri için “zihniyet”ten başlayıp devam eden alt başlıklarla önerilen inceleme yönteminin mantığına değindi. Minik ama önemli bir ayrıntı: Öğrenciler arasında yapılan bir araştırmada, “zihniyet”in kavranması ve metinde gösterilmesi kazanımının gerçekleştirilmesi %17 düzeyinde kalmış. Bir şeyler yanlış!

Son konuşmacı, benim 19 yaşımın bir dönemlik öğretmeni, öğretmenliğini çok çok sevdiğim, bizi bırakıp gitti diye o yaşımla çok kızdığım ve bu yaşımla, oturumlar başlamadan önce kendisiyle tatlı tatlı konuştuğum, çıkışta fotoğraf çektirdiğim yazar Feyza Hepçilingirler’di. Etkileşimli bir ortamı rahatlıkla oluşturup bolca alkışlanan muhalif bir konuşma yaptı.Metni güzeldi, üstelik bana fazlasıyla tanıdıktı.

Hepçilingirler’in konuşma başlığı, “Okuryazar Bir Gençliğin Yetişmesinde Edebiyat Dersinin İşlevi/ Edebiyat ve İnsan İlişkisi” idi. Özeti: Okumayı sevdirmeli; okumayı sevdirecek bir tarz izlenmeli; Türkçeyi sevdirmeli. Biraz Talim Terbiye’ye yüklendi:

“Talim Terbiye’nin adından şikayetçiyim. Bu kadar talim ve terbiye canımıza yetti.”

Benim Ahmet Haşim’den ve bir romandan mülhem olarak “bülbülü öldürmek” dediğim kronik konuya değindi:

“Yazar, demek istediğini söyleyemeyen biri midir ki edebiyat öğretmeni bunu anlatıyor!”

Hepçilingirler, müfredatta çağdaş isimlerin yer aldığı zaman diliminin YGS/LYS kıskacındaki 12.sınıflara denk geldiğini ve tümden harcandığını söyledi ki üstüne ne denebilir! Trakya’da konuşma için gittiği bir okulda, öğretmen bu konuda öğrencilerini bilgilendirirken, bir öğrencisi: “Hocam, yaşayan yazar mı var?” demiş.

Prof.Dr.Afşar Timuçin de konuktu ama oturumlar sarkınca konuşmasını kısa tuttu. Konuşma başlığı dolayısıyla merakla beklemiştim: “Edebiyat Toplumlar İçin Neden Gerekli? Edebiyat-Felsefe İlişkisi”. Bir kitabı,  “alıcı/ deşici/ eleştirici” gözle bakmadığımız zaman tam okumuş olmadığımızı örneklerle anlattı. (Bence Afşar Timuçin, sempozyumların ruhunu yansıtan “keynote speaker” olarak belirlenmeli ve ilk konuşmacı olmalıydı. Zaten özel tutulmuştu ve kendisine bağımsız bir oturum verilmişti. Zamanlama yanlış olmuş.)

3 Yorum: “Edebiyatın Eğitimi Sempozyumu (MEF Okulları)

  • Öğretmenim İstanbul’dan bir merhabayla başlamak istiyorum.Benim gördüğüm ama sizn beni görmediğiniz bir insanın sıcak merhabası bu… Mef okulların bu çalışmasına devlet okulunda edebiyat öğretmenliği yapmaya çalışan ama ülkesini, ülkesinin insanını seven bir birey olarak katıldım. Özel okulların bu çalışmalarını kaçırmamaya özen gösteriyorum, çünkü bir ile gidip binlerce öğretmen olarak geri dönüyorum. Dinlerken ve seyrederken umutsuzluğa kapıldığım da oluyor,itiraf etmem gerekirse. Çünkü benim yetiştirdiğim öğrenci profili de bu ülkede söz sahibi olmalı , korkmamalı, araştırmalı diye içimden binlerce emir cümleleri… Ben yıllarca bunun için savaş veriyorum (yıllarca dediğime bakmayın 15 yıl oldu bu işe gönül vereli)bu savaş ta kazanan kim derseniz , cevabını tahmin etmişsinizdir… Ben pes etmedim, etmeyeceğim …sizlerin çalışmaları bana rehberlik ediyor, her öğrendiğim bilgiyi yeni öğretmenin heyecanıyla karşılıyor ve eğitim hayatında uyguluyorum…Mef’in seminerinde harika bir konuşma yaptınız, siznle orada tanışmak istedim fakat fırsatını bulamadım.Ben de buradan sanal da olsa tanışabileceğimizi ve sizin o güzel çalışmalarınızdan yararlanabileceğimi düşündüm. belki de bir gün bir yerlerde karşılaşır sizinle güzel paylaşımlarda bulunabilriz. Saygılar ve iyi çalışmalar diliyorum…

  • elifin günlüğü

    19/03/2012 at 20:25

    Merhaba Fatma Hanım. Çok çok teşekkürler.
    Sizi anlayabildiğimden emin olabilirsiniz. Eğitim Fakültesi’nde çalıştığım süreçte, öğrencilerimin sıradan bir devlet okulunda görev yapacaklarını düşünerek elimden geleni yaptım. O nedenle anlayabilirim diyorum.

    Şimdi çalıştığım okulumun bana kattığı en önemli değer “saha” çalışması oldu. Üniversitenin teorisine karşılık, okulun pratiği gerçek bir kazanım…

    Bizim zümrenin bir blogu var. Oraya yansıttığımız çalışmalar da fikir verebilir:

    Günlerin Getirdiği

    “Sanal da olsa” iletişim iletişimdir.:) Yardımcı olabileceğim bir şey olursa neden olmasın? Selamlar

  • Ben de sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum . Sitenizi inceledim ellerinize ve emeğinize sağlık.Bilgi de emek de paylaşıldıkça güzel. Çalışmalarınızı esirgememeniz beni çok mutlu etti.Saygılar …

Comments are closed.