“Elveda Güzel Vatanım” yahut “Vatanım Sensin”

Ahmet Ümit’in Elveda Güzel Vatanım romanının okuması bitti. Yarıladığımda düştüğüm blog notu (“Elveda Güzel Vatanım” Derken “Yazmak”), Ester ve “yazma” tutkusuna ağırlıklıydı; çünkü bu iki başlık, Şehsüvar Sami’nin hikayesinde en az İttihat ve Terakki saflarındaki romantik ihtilalci çizgisi kadar önemliydi. Romanın ikinci yarısında, Sami’nin Ester’e yazdığı mektupların odağına, Osmanlı’nın son döneminin siyasi çalkantıları ile İttihat ve Terakki’nin ihtilal heyecanından iktidar hırsına evrilen hatta suikastlerle karanlıklaşan yüzü yerleşir. Başlığa taşıdığım “vatanım sensin” ifadesi de bu bölümde karşılığını bulur.

Çerçeve hikayede, Sehsuvar Sami, Pera Palas’ta bir otelde kalan ve özellikle İzmir suikast girişimi sonrasında ittihatçılara yönelik olarak artan baskılardan ötürü kendisi için de endişelenen, takip edildiğinden şüphelenen bir adamdır. Sami, bir yandan da yıllar önce yaptığı “mücadele” tercihiyle “aşk”ını dolayısıyla Ester’i yıllar öncesinde bırakmış olmanın hüznünü yaşar. Mücadelesini, aşkını, hüznünü ve pişmanlıklarını 15 gün boyunca Ester’e yazdığı mektuplarda anlatır. Bu arada, görüştüğü çok az insan vardır. Otel müdürü Reşit, eski ittihatçı arkadaşları Fuat ve Mehmet Esad… Son ikisi belirleyicidir. Fuad’ın Tosca operası için kurduğu cümle, bu romanın içeriğine dair de çok şey söyler:

“Aşk hikayesi diyorlar ama bence bu bir arkadaşlık hikayesi”

15 günde mektuplara dökülen zaman dilimi ise 1908-1926 yılları arasındaki Osmanlı’nın ve genç Türkiye’nin hikâyesidir. Şehsüvar Sami, bu yılların hikâyesinin önemli kilometre taşlarına ve olaylarına eklenerek bir tür tarihe tanıklık eder. II.Abdülhamit, Talat Paşa, Mustafa Kemal; Selanik, İstanbul, Trablusgarp… Mekân Pera Palas, yıl da 1926 olunca, kişiler arasında, Orient Express’le otele gelen yolculardan Agatha Christie de yer alacaktır!

Vatanım Sensin

Derken… İlk baskısı geçen yıl yapılan Elveda Güzel Vatanım’dan, bu yıl dizi olarak çekilen ve benim de izlediğim Vatanım Sensin dizisine, tesadüf değilse elbet, ilham olmuş gibi görünen bir vatan tasavvuru:

 “Ölüm, şehirlerimizi kaybetmeyle başlar, vatanımızı kaybetmekle neticelenir… Sahi neydi vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi? Şimdi farkına varıyorum ki, benim için bir tek vatan varmış, o da sensin… Seni kaybettiğim anda vatanımı da yitirmeye başlamışım. Evet, ağır ağır ölüyorum… Annemi, arkadaşlarımı kucaklayan toprak beni de çağırıyor. Evet, hissediyorum… Diyeceksin ki belki Fuad’m teklifini kabul etsen, yeniden duyarsın yaşama hevesini, hayata tekrar başlama şansın olur… Hayır, bunu katiyen yapmayacağım; çünkü yaşadığım o yirmi yıllık fırtınalı hayat bana şu hakikati öğretti: ‘Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.’”

Genç bir adamın yüreğinde taşıdığı aşkı, inandığı değerler uğruna mücadelesi ve Ahmet Cemilvârî asla kopmak istemediği yazma tutkusu üçgenindeki hayatının özeti olan mektupların akıbetinde beklenmedik bir gelişme olur ve bir roman ortaya çıkar: Elveda Güzel Vatanım.

Kaynakçası hatta bu dönemi anlatan romanlar listesi hatta bilinmeyen sözcüklerin açıklaması da olan içeriği de bilgi yükü de ağır bir roman aslında… Ağır ve hacimli ama polisiye ögelerle diri tutulan bir sürükleyicilik kurtarıyor. Eh, o da Ahmet Ümit’in imzası…

derkenar (30 Nisan 2018)

Vatanım Sensin

Vatanım Sensin ve vermeye çalıştığı ana mesajlardan biri onlarsız olmazdı: Hilâl ve Leon. Ege’nin iki yakasının insanları birbiriyle savaş hâlindeyken bile birbirini sevebilir, savaşın yıkıcı etkilerine karşın barışın her iki yakanın hayrına olduğunu zihinlere kazıyabilir.

İki yıldır kesintisiz izlediğim Vatanım Sensin dizisinin Elveda Güzel Vatanım’la yukarıdaki ifade benzerliği dışında herhangi bir ilgisi yok. Vatanım Sensin, Yunan ordusunda bir Yunan subayı gibi davranan ama gerçekte Ankara’ya hizmet eden bir subayla ailesinin çevresinde Millî Mücadele yıllarının zorlu süreçlerini konu alan bir dizi…

***Ahmet Ümit, Elveda Güzel Vatanım, Everest, 2016

Soru... Katkı...