Fürûzan Diye Bir Öykü…

Bugün Fürûzan’la konuştum. Benim için edebiyatın kalbine dokunmak gibiydi.

Telefonun ucunda Edebiyat Günü için konuğumuz olmayı kabul eden, program akışını soran ve öğrencilerimizin okuması için Füruzan Diye Bir Öykü‘yü salık veren duru bir ses vardı.

Öğrencilerimizin adı geçen kitabı okudukları zaman  kazanacaklarına dair söylediklerini not ettiklerim arasına, “özgür, meraklarına doğru koşabilmiş” bir çocuğun yaşam ve yazarlık serüvenine tanıklık edeceklerini de eklemiş oldum.

(Okunası: Doğan Hızlan, “Füruzan Diye Bir Öykü”)

Fürûzan

Fürûzan, Edebiyat Günü için imza saatinde…

Fürûzan‘dan sonra çevirdiğim telefon Nursel Duruel’e aitti ve onunla konuşmak da harikaydı İkisinin de saygı duyurtan bir mesafeleri ve konuşmayı sıcak tutan bir iletişim dilleri var.

nursel-duruel

Nursel Duruel, Edebiyat Günü için imza saatinde…

Elimde, Kasım 2006 tarihli Kitap-lık dergisi… Dosya başlığı: “Fürûzan ‘Parasız Yatılı’ 35 Yaşında”. Dergide yer alan söyleşi bizim için hoş bir tesadüf: Nursel Duruel soruyor, Fürûzan yanıtlıyor… Fürûzan, telefonda, okul söyleşilerini çocukların dünyasını da gösteren bir ortam olarak önemsediğini söylemişti. Nursel Duruel’in bir sorusuna verdiği yanıt da bu bilgiye/ ilgiye gidiyor gibi:

“Benim çocuk kahramanlarım asla vazgeçmediğim anlatıcılardır. Vazgeçmeye de hiç niyetim yok. Çünkü onlar, öğretilmekte olana çıplak gözle bakıyorlar. Bakışları eskitilmiş, oturtulmuş olan bütün ilişkilerdeki iyi ve kötü yanları önce duyularıyla ve el yordamıyla kollayarak anlamaya çalışıyorlar. Anlamaya uğraştıklarını aidiyet taşımadan, bence olağanüstü bir biçimde belleklerine kaydediyorlar: Sesleri, kokuları, mekânları ve büyükleri.Mutlu olmanın ne olmak olduğunu hergün talim eden ve ettiren büyüklerini… Bu durum cins ayrımı yapmadan –kız çocuk olabilir, erkek çocuk olabilir- hızla yitip giden, hızla avuçlarından kayan yitik çocukluk cennetleri bitene kadar sürüyor.” (Fürûzan)

Not:

1.Dosya yazıları, Feyza Hepçilingirler, Ayşe Sarısayın, Melike Koçak, Şebnem Sema Tuncel, Gültekin Emre ve Ahmet Sait Akçay’a ait.

2.Bir arkadaşıma söylediğim gibi: “Okulumu seviyorum. Statüsü lise ama liseden çok fazlasını sunan bir kurum burası.”