Hayatın Satır Aralarında Irmağın Sesini Duymak-2008

13 Temmuz 2008

Masal gibi olsun diyeydi…Masal oldu…Halbuki ben masalım başka türlü olsun istemiştim…

22 Haziran 2008

Günün sürprizi, bir yavru kanarya…  Üç kişilik minik bir öykü… Birimiz için, yalnızlıkta ses; birimiz için, Silmarillion (J.R.R.Tolkien) içindeki elflerin dünyasına selam (kanaryaya Noldor soyundan gelen ve “yüreği en bilge ve en iyi kalpli olanı” bir elf adını uygun gördü çünkü); benim için, sıcacık bir gülümseme… kanaryacik 002

Evimize konuk gelen yeğenimle bakışırken…Kim demiş, kanarya evcilleşmez diye… Ben çalışma kağıtlarımın kenarında bazen üstümde başımda gezinen kanaryacığı ne çok sevdimm.

Finarfin

(ek/ 18 Ocak 2009: Susanna Tamaro’nun Luisito‘sunu okurken minik kanaryanın hayatımıza kattığı güzelliği tekrar hissettim.)

28 Ekim 2008

Geçen hafta sonu Robert Kolej’de Sonbahar Öğretmenler Sempozyumu’na bir bildiri ile katıldım. İstanbulda’yken yolum, Sabancı Müzesi’ndeki “İstanbul’da Bir Sürrealist: Salvador Dali” sergisine de düştü. Tanıtımda, bir mabede girer gibi bir etkiyle sergiyi gezeceğimiz söylenmişti. Öyleymiş. En tanınmış tablolarla karşılaşmasam da, bir önceki kentte odamın duvarında duran bir reprodüksiyonunun orjinalini görme hevesim gerçekleşmese de, iyi ki gitmişim diyebilirim rahatlıkla. Özeti, Dali bir cümlede toplamış zaten:

“Hayal gücümün atını sonsuza dek sürmediğim bir tek gün geçmez.”

Donkişot ve İlahî Komedya’nın resimlendiği projeler özellikle ilgimi çekti.

dali-donkisot
Dali sergisini ve sunumu ayrıntılandıramayacak kadar katı gerçeğin içinden iki gün…Trafik kazası…Yanlış hesaplama ve çarpışma…Acilde bir gece… Kızım öğrendi ki, her kararımız, doğru ya da yanlış, beraberinde bir kelebek etkisi doğurur ve bundan çok kişi, araç, durum vs. etkilenir. Acilde gecenin en tipik özeti, bir kitap başlığı olsun: Memleketimden İnsan Manzaraları….

10 Nisan 2008

Akgün Akova, Edebiyat Günü dolayısıyla konuğumuzdu. Daha önce de kendisinde yaratıcılık üzerine seminer almıştık. Dersleri de sohbeti de keyifliydi. Şimdi de… Teşekkürler Akgün Akova… Güzel sohbetiniz ve ille de “şiir nedir” sorusuna duyabileceğim en güzel yanıtı, sahnede sözcüklerle yazdığınız için..Beni unutmadığınız için ve dileğiniz için.. Sevdiğiniz kadın adlarından biri, benim için de biriciktir, hatta bu blogun adıdır..Ada benim yüklediğim ya da zaten yüklenmiş olanı söze döktüğüm anlam, ilk blog yazımda vardır. Sizin de bu adı sevdiğinizi görmek hoş bir sürpriz oldu:

ELiF

 

Bir aşk şarkısı söylüyordun ki

birden sustun

düşmemek için saçlarına tutundu dünya.

(Akgün Akova, Sevdiğim Kadın Adları Gibi)

EK (25 Ekim 2010): Yok, “Elif” Hanım’ın ne şarkısı söylediği hiç önemli değil;  romantik bir “aşk şarkısı” söylemek yerine herhangi bir türkü de çığırabilirdi. Önemli olan, “birden susmuş” olması… Görülen lüzum üzerine:)

26 Ocak 2008

“Kod şiirdir.”

diyen WordPress ortamına merhaba da onun diliyle olsun: “Hello World!”

>> hayata dipnot