Hayatın Satır Aralarında Irmağın Sesini Duymak-2016

20 Kasım 2016

Bana hiç benzemeyen, o zamanın -muhtemelen şimdi de öyledir- kafası rahat etsin isteyen bir öğretmenin pek talep etmeyeceği cinsten sıra dışı, başına buyruk (benim sevdiğim ve ayırarak söylemeyi sevdiğim biçimiyle ser-serî) öğrencimi/seni ne çok severdim. Bir şeyleri görmek için, keşfetmek için, yeni bir şeyler var etmek için sıranın dışında olmak elzemdir çünkü… Tekrar teşekkürler İbrahim. Şimdi nasılsın bilmiyorum. En son hatırladığım, senin evin, eşin, Murathan ve Kezban’la güzel sohbet ortamımızdı…Sizler henüz yeni sayılır mezunlardınız. Kişisel tarihin güzel yaprakları hanesinden…

Facebook’ta Hasan Ali Toptaş üzerinden  akıp giden sohbetin sonunda, gülümseyerek okuduğum satırlar…

Şimdi ölmeden ‘demir leblebi’ metinlerin dünyasına dalmamı sağlayan ufkumu açan ve asla unutmayacağım öğretmenim siz HT başta olmak üzere, sanal alemde farklı bakış açılarıyla çok şey öğrendiğim Ömer Şenel abim, Ahalinin ‘puşt’luğunu yazan Türk şiirinin kekemeliğini dile getiren Enis Akın, İsmail Güzelsoy, Hasan Ali Toptaş, Gürsel Korat, Zafer Aracagök ve Yücel Balku(toprağı bol olsun, geç aldık Yücel daha nice güzel eserlere imza atacaktı,onu temsilen kadim dostum Murathan Çarboğa olur) ile bir Antakya akşamında oturup edebiyat dinlemek isterdim. Saygıyla dünyanın en iyi öğretmenine. Bağışlayın dedim ya acıların çocuğuyum yazma konusunda buna annemin beni sütten erken kesmişliğini ve çökeleğe doymamış coğrafyada doğmuş olmamı da eklerseniz benim yanlışlarımı hoş göreceksiniz mutlaka.:)

10 Ekim 2016

Sabah bir haber programında etiket, “yaşamak için” olarak belirlenmiş… Geçen yıldan bugüne, ortak paydası “patlama” olan olaylar dizisi hatırlatılıyor. Bir kadın acıyla, “Oğlum saçını taradı. “Düğüne gideceğim” dedi, “gitti” dedi. Kabil’de “gir” sözcüğü üzerinden, anlatıcı sözcüklerin hayatı hazırlayan veya okuyan gücünden söz eder:

Her şey gibi kelimelerin de kendi neden, nasıl, niçinleri vardır. Gösterişli olan kimileri tumturaklı bir havada bize seslenirler, sanki büyük işler için yaratılmış gibi kasılırlar, ama sonunda hafif bir yel bile olmadıkları, bir değirmen kanadım bile döndüremedikleri ortaya çıkar; sıradan, alışıldık, her günkü kelimeler olan diğerleri ise kimsenin öngöremeyeceği sonuçlara yol açar, bu iş için doğmamışlardır ama yine de dünyayı altüst ederler. Gözetmen, Gir, dediğinde sanki. Git kili çiğne, ekmeğini kazan, demek istemişti, ama bu kelime, birkaç hafta sonra lilith, adının habil olduğu söylenmiş olan adamı çağırdığında, ağzından çıkacak kelimeyle harfi harfine özdeşti: Gir.” (José Saramago, Kabil)

Devamı, Kabil’in hayatında açılan yeni bir sayfa…(çev.: Işık Ergüden, Kırmızı Kedi Yay.,2015)

Not:Bu notu düşerken annem aradı. Dünyaya bir bebiş geliyor. Gelsin ve beraberinde adı kadar güzel (Masal) bütün sözcükleri getirsin.

17 Eylül 2016

“Ne kadar söz varsa düne ait; şimdi yeni şeyler söylemek lazım”(Mevlânâ)

“Bakın, şimdi çok iyi anımsıyorum, şu son yıllarda bütün olup bitenleri, bütün yaşadıklarımızı bir sihirle ya da bir mucizeyle tamamen unutuvermenin çok iyi olacağını da düşünüverdim ansızın: Her şeyi unutmak, belleği tazelemek ve yepyeni bir güçle yeniden başlamak.” (Dostoyevski, “Ezilenler”)

Onca yorgunluktan sonra, nihayet dingin günlerin eşiğinde…